?>

ESKİ VE YENİ DÜĞÜNLER

Ebubekir Doğan

4 saat önce

Bölgemizde yakın tarihimize kadar öteden beri süre gelen geleneklerin, sosyal etkinliklerin başında düğünler gelmektedir.
Yüzyıllar boyu belki de binlerce yıllık geleneksel şekli ile düğünlerimiz, folklarik oyunlarımız 35-40 yıl öncesinde kadar nerede ise hiç değişmeden, değişime uğramadan günümüze kadar gelmişlerdir. Ancak son yıllarda bu gelenek ve göreneklerimiz teknolojik gelişme ve çağın gereği kısa süre içerisinde büyük değişikliklere uğramıştır.
Eski düğünlerimiz, aynı zamanda manilerin söylendiği, türkülerin (kılam ve dilok) söylendiği, fıkraların anlatıldığı, skeçlerin oynandığı, türlü türlü halk oyunlarının oynandığı, her farklı düğün şekli için farklı makamların melodileri ile seslendirildiği sosyal etkinliklerdir.
Eskiden insanlar sade mutlu ve bütün samimi duyguları ile düğüne katılırlardı.
Eski düğünler ile yeni düğünlerin işleyiş ve uygulamalarında karşılaştırma yapıldığında aşağıda belirtilen hususlar öne çıkmaktadır.
Bu yazımızda eski ve yeni düğünler arasında meydan gelen değişimler irdelemeye çalışacağız bakalım eski geleneklerimizden günümüze göre nasıl bir değişiklik meydana gelmiştir.
Eski düğünlerde düğünün yapılacağı açığa kavuştuktan sonra, düğünün ne zaman yapılacağına karar verildiğinde ilk önce ailenin büyükleri haberdar edilir ve düğünün  ne zaman yapılacağı kararlaştırılırdı.
İlk önce Düğünün zamanı belirlenir, zaman belirlenirken ailenin maddi durumu, düğünün zamanının uygunluğu, yani mevsimsel anlamda havaların fazla soğuk,  yağışlı yada fazla sıcak olmayacak mevsimlere dikkat edilir(eskiden meteorolojiyi takip etme şansı ve bilinci şimdiki kadar değildi) ve  genellikle işlerin yoğun olmadığı dönemler seçilirdi. Eskiden bu günkü gibi Düğün salonları mevcut olmadığından, düğünler köyler de köy meydanlarında, şehirlerde ise sokak aralarında yada boş arsalarda yapılırdı.
Düğünler öyle bir coşku ile yaşanırdı ki 3 gün 3 gece sürerdi ve  bu gelenek yakın zamana kadarda böyleydi.
Bu günkü gibi saz ekibi, yerel sanatçılar estrumanlar yoktu, estruman olarak davul zurna birlikte, def ile kaval birlikte çalınırdı,  Hasankey-Gercüş bölgesinde ise kemaçe ile düğünler coşardı, ya da insanların kendileri söyledikleri Şarkılar (klam ve dilok) eşliğinde oynarlardı, ama söylenen şarkılar (kılam ve dilok) mutlak derecede folklorik olurdu yani düğünün ritmine uygun olurdu.
Yapılacak düğün o dönemlerde imkanların kısıtlı olması nedeni ile de, sahibi için son derce büyük külfet,  büyük uğraş ve büyük zahmet demekti.
Düğünün yeri ve zamanı belirlendikten sonra artık düğünün yapılacağı 3 gün 3 gece için özelikle dışardan gelen misafirlerin kalacakları yeri ve misafirlere ikram edilecek yemeklerin hazırlıklarının nasıl yapılacağı,  yemeği kimlerin pişireceği ( kebani yani yemeyi pişiren baş aşçı) tertiplenir buna göre hazırlıklar yada durma göre planlamalar yapılırdı.
Yemek konusu ile alakalı olarak; Hani günümüzde diyorlar ya Düğünlerdeki yemek büyük bir külfettir. Evet doğrudur büyük külfettir ama eskiden de bu yemek kültürü vardı ve halen bu yemek ikramı o var olan kültürün devamıdır.
ESKİ DÜĞÜNLERDE DAVETİYELERİN ULAŞTIRLAMASI
Eskiden yaklaşık olarak 30-35 yıl öncesine belki daha eski bir tarihe gittiğimiz zaman bu günkü gibi davetiyeler, kartlar basılıp dağıtılmıyordu, dışarda olan yani düğünün yapılacağı köy ya da mahallede olmayan davetlilere davetiye olarak bir el mendili, bir seccade, bir çorap, ya da bir tülbent gibi insanın günlük yaşamında ihtiyacını karşılayabilecek bir ürün, davetiye olarak kullanılırdı.
Davetiyeler köy ve mahallede olan davetlilere ise bir az daha farklı olarak bazen şeker ya da lokum türü bir şeylerde dağıtılıp davetliler davet edilirdi
Davetiyeler ailenin yakını ve  akrabaları arasında el birliği  ile dağıtılır, Çünkü bu  günkü gibi ulaşım araçları olan arabalar telefonlar vs.. ulaşım araçları yaygın değildi.
Düğün sahibi eğer başka bir şehire yada başka bir köy davetiye gönderecek olursa davetiye götüren kişinin bir gününü alırdı, hatta davetiyeyi başka köye yada şehre götürecek bir kişi bazen gerektiğinde davetiyeyi götürüp dönüş yapma imkanına sahip olmadığından oradaki akrabasında misafir kalmak zorunda kalabiliyordu. Dışarıya köy ya da mahalle dışına gönderilen davetiyeler düğünden en az on beş gün yada bazen bir ay önce dağıtılırdı.
Ya da Davetiye dağıtımı açısından eğer düğün sahibi şanslı ise başka şehirdeki - köydeki akrabasına davetiye göndermek için çarşıda karşılaşacağı tanıdık birine yani akrabasının bulunduğu Şehre/köye gidecek yada o şehirden o köyden olan tanıdık birine davetiyeyi verir ve davetiye verilen kişinin köyündeki yada şehrindeki düğün sahibinin dost/ akrabasına iletmek üzere verebiliyordu.
Günümüzde ise davetiyeler var olan bütün ulaşım araçları ile birlikte dağıtım rahat bir şekilde yapılabiliyor yada en kötü bir ihtimalle watsap aracılığı ile davet edilecek kişiye davetiye gönderilir ve biraz daha önemseme varsa belki de davet edilecek kişi telefon ile aranır ve  davetiyeler bu şekilde hal edilir.
GÜNÜMÜZDE DÜĞÜN HAZIRLIKLARI:
Günümüzde düğün hazırlığı yapılarken düğünün ne zaman yapılacağı çok önem araz etmiyor,  çünkü düğünlerimizin yüzde doksan dokuzu artık düğün salonlarında kapalı bir ortamda yapılmaktadır.
Düğünde Yemek verilecekse de yemek fabrikaları ile görüşülür tarih verilir ve düğün günü yemek hazır olur yani düğün sahibi hiç bir şekilde yemekle ilgilenmez. Yani düğün yemeği için hayvan kesilmez, ayrıca aşçıya (kebaniye) ihtiyaç duyulmaz
Düğünler hava durumundan bağımsız bir şekilde yağış ve soğuklar ile nerede ise hiçbir alakası sorgulanmadan yapılır.
Günümüzde Düğün yapılacağına karar verilerken eskisi kadar büyüklere de düğünün ne zaman yapılacağı artık sorulmuyor, çünkü evlenecek çiftler düğünün ne zaman yapılacağına genelden çiftler karar verir, çiftler tarafından karar verildikten sonra anne babaya sadece noterlik yapma görevi düşüyor. Günümüzde nezaketen anne ve  babaya sorulur anne ve babalar noter görevinde biraz ısrar etseler o zaman o noter görevleri de çiftler tarafından çok dikkate alınmayabiliyor.
Eskiden düğüne gelenler bütün sadeliği ve bütün saf ve temiz duyguları ile gelip, oynayıp düğünü elinde gelen her türlü şekli ile şenlendirmeye, çoşkulu bir oyun oynamaya çalışırlardı, şimdiki düğünlerde olduğu gibi bir birleri ile yarışmak ve gösteriş yapmak yoktu. Her kes kendi çapında düğünün coşku ile geçmesi ve güzelleşmesi için katkı sunmaya çalışırdı.
DÜĞÜNDE HALAY BAŞI VE OYUNCULAR
Maalesef ki gümüz müzik ekipleri de çoğu zaman düğünü coşturmakta ve düğünü kuralına göre canlandırmakta başarısız kalmaktadır.
Benim bu yöndeki görüşüm birincisi zorlama ile müzisyen olunmuyor, kincisi ise düğünlerin folklorik oyunluların şarkısı  (kılam ve dilokları ) farklıdır, onun kültürü ve  edebi yönü farklıdır. Öyle ki yeteneği olan olmayan sesi güzel olan olmayan gelip türkü( kılam- dilok) söylemeye çalışıyor
Eski düğünlerde her zaman halay başını çekecek kişi nerde ise belli idi, her kes sadece gösteriş yapmak için başa geçmezdi, başa geçen ve en sonda yer alan kişi düğünü yönlendirmeye çalışırdır, çünkü düğünde başı çekmenin, oynanan oyunun yönetilmesinin de bir kuralı vardır.  Düğününün düzeni ve figürleri de mutlaka bellidir ve beli başlı usta oyuncular hep başı çekerlerdi, halay başı  oynayacak kişi bir yörede kolay kolay yetişmezdi, çok ustaca oynardı, mimik ve hareketleri ile düğüne ayrı bir hava katardı. Ancak günümüzde ise hepimizde gördüğü gibi tabiri caizse ipini koparan başa geçip çalınan müziğe de ve söylenen şarkıya da nerde ise uyum sağlamdan kendi kendilerine oynayabiliyorlar.
Günümüzde maalesef ki bazı sanatçılarımız düğünde, düğün müziği çalarken nerde ise arabesk okuyacaklar, müzisyen kendi havasında, oynayanlardan bağımsız şarkılar okuyor ve oynayanlar inanınız ki davul ve bateri ile oynuyorlar davul ve bateri ayrı çalıyor müzisyen ayrı söylüyor.
Dolayısı ile herkes folklor müziği yapamıyor, herkes şarkı okuyamıyor, herkes halay başı çekemiyor.
Hayatın, doğanın nasıl kendi için işleyen ve uyum sağlayan kuralı varsa eski düğünlerde de düğününde,  halayında ve düğün yapmanın da bir kuralı ve bu  kuralın akışı vardı.
İşet geçmişteki düğülerimiz ile günümüz düğenleri arasında bu günde kadar bu şekilde farklar oluşmuştur. Şüphesiz ki bu değişimin tamamını burada anlatmak çok zordur biraz bir kısmını anlatmaya çalıştım.
Evet değerli okurlar; Eskiden bir düğün yılarca anlatılır,  her düğün ayrı bir hatıra ayrı bir anı bırakırdı insanlar doya doya eğlenir mutlu olur samimi bir şekilde düğünlerini yaparlardı.
Günümüzde olduğu gibi 2-3 saatlik tadı tuzu olmayan eve gelindiğinde hemen unutulan düğünler olmazdı.
YAZARIN DİĞER YAZILARI