Bazı mevsimler yalnızca takvim yaprağını değiştirir, bazıları ise soframızı…
Sabahları havanın serinliğini daha fazla hisseder, akşamları güneşi biraz daha erken uğurlarız. Yazın soğuk içeceklerinin yerini sıcak çaylar, hafif yaz öğünlerinin yerini daha doyurucu yemekler almaya başlar. Bedenimiz de bu değişime eşlik eder.
Danışanlarımdan sonbahar döneminde sık duyduğum bir cümle var:
Yazın böyle değildim, şimdi sürekli bir şeyler yemek istiyorum.
Aslında bunda şaşılacak bir şey yok. Uyku düzenimizden hareketliliğimize, hava sıcaklığından günlük rutinimize kadar pek çok faktör beslenme davranışımızı etkileyebiliyor.
Suyu unutmadan…
Hava serinledikçe susama hissimiz azalabiliyor. Bu da yazın elimizden düşürmediğimiz su şişesini sonbaharda daha az hatırlamamıza neden oluyor.
Oysa su ihtiyacımız mevsim değişince ortadan kalkmıyor.
Çay ve kahve tüketiminin artması da sıvı alışkanlıklarımızı değiştirebiliyor. Bu nedenle susamayı beklemeden gün içine küçük su molaları yerleştirmek önemli.
Vitamin kutularından önce mutfağa bakalım
Sonbahar gelince bağışıklığımızı düşünüyor, hemen vitamin takviyelerine yöneliyoruz.
Oysa önce soframıza bakabiliriz.
Yeterli protein, sebze ve meyve çeşitliliği, kurubaklagiller, yumurta, yoğurt, kefir ve balık gibi besinleri dengeli biçimde tüketmek, sağlıklı beslenmenin temelini oluşturuyor.
Elbette tespit edilmiş bir eksiklik varsa takviye kişiye özel değerlendirilebilir. Ancak yalnızca mevsim değişti diye herkesin vitamin kullanması gerektiğini düşünmek doğru değil.
Sonbaharın küçük tuzağı
Bir fincan çay…
Yanında sadece bir tane bisküvi.
Sonra bir parça kek…
Akşam televizyon karşısında biraz kuruyemiş…
Sonbaharda sıcak içeceklerin yanındaki küçük atıştırmalar fark etmeden çoğalabiliyor.
Bu noktada kendimize şu soruyu sormak güzel bir başlangıç:
“Gerçekten aç mıyım, yoksa sadece sıcak bir içecek eşliğinde küçük bir mola mı istiyorum?”
Peki sonbahar soframızda ne olsun?
Aslında çok uzağa gitmeye gerek yok.
Kahvaltıda yumurta, peynir, tam tahıllı ekmek ve mevsim yeşillikleri; öğle öğününde mercimek çorbası, salata ve tam tahıllı ekmek; akşam ise fırında balık ve sebzeler, etli sebze yemeği ve yoğurt ya da kurubaklagil yemeği ve salata güzel seçenekler olabilir.
Ara öğünlerde ise meyve ve birkaç çiğ kuruyemiş, yoğurt veya kefir tercih edilebilir.
Elma, armut, nar, kabak, brokoli, karnabahar, kırmızı pancar ve ıspanak gibi mevsim ürünleri de soframıza hem renk hem çeşitlilik katabilir.
Sağlıklı beslenme her gün kusursuz tabaklar hazırlamak değildir. Bazen bir kase mercimek çorbası ve yoğurt kadar sade, bazen fırında sebzeler eşliğinde bir balık kadar keyiflidir.
Belki de sonbaharda bedenimizin bizden istediği daha az yemek değil, daha çok dinlemektir.
Açlığımızı, susuzluğumuzu, yorgunluğumuzu ve ne zaman gerçekten doyduğumuzu…
Çünkü sağlıklı beslenme çoğu zaman tabağımıza ne koyduğumuzdan önce, bedenimizi ne kadar dinlediğimizle başlar.

Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir