USD
00,00
EUR
00,00
USD/EUR
1,000
ALTIN
0.000,00
BİST
0.000,00

BU KONUDA PARTİLER, STK VE DERNEKLER SORUMLULUK ALSIN

BU KONUDA PARTİLER, STK VE DERNEKLER SORUMLULUK ALSIN

Toplumun en derin yaralarından biri, yıllar boyunca biriken husumetlerdir. Kimi zaman bir alacak-verecek meselesiyle başlar, kimi zaman bir arazi anlaşmazlığıyla, kimi zaman da aile içi bir tartışmayla. Çözülmediğinde ise bu sorunlar büyür, kuşaktan kuşağa aktarılır ve sonunda telafisi mümkün olmayan acılara dönüşür. Son dönemde Batman’da yaşanan ve kamuoyuna yansıyan barış girişimleri, bu açıdan dikkatle ele alınması gereken önemli örnekler sunuyor.

Bir ay önce basın toplantısı düzenleyen HÜDA PAR İl Başkanı Davut Şahin, kurdukları Sulh ve Uzlaşı Komisyonu’nun bir yıl içinde 277 davayı ele alarak çözüme kavuşturduğunu açıkladı. Bu davaların içinde kan davaları, alacak-verecek anlaşmazlıkları, aile geçimsizlikleri ve arazi ihtilafları bulunuyordu. Yıllardır süren bu sorunların uzlaşı ve barış yoluyla sonuçlandırılması Batman’da genel bir memnuniyetle karşılandı. Benzer bir tablo geçtiğimiz Çarşamba günü basınla bir araya gelen TIMOK’lular Derneği Başkanı Ferhat Bayındır’ın açıklamalarında da görüldü. Bayındır, yaklaşık 100 kişinin sorunlarını dinlediklerini, taraflar arasındaki ihtilafları gidererek barışı sağladıklarını ve hatta 50 yıldır devam eden bir husumeti sona erdirdiklerini ifade etti.

Bunlarla da sınırlı değil. Yaklaşık bir hafta on gün önce Batman merkezde yaşanan bir olayın ardından husumetli duruma düşen iki ailenin barıştırılması, bu çabaların toplumdaki karşılığını bir kez daha gösterdi. Tarafların Kur’an-ı Kerim’in altından geçirilerek barıştırılması, hem manevi hem de sembolik yönüyle hafızalara kazındı. Bu tür örnekleri artırmak mümkün. Sadece siyasi partiler ya da dernekler değil; zaman zaman valiler, kaymakamlar, jandarma komutanları da devreye giriyor ve düşman hale gelmiş tarafları bir masa etrafında buluşturarak barışmalarına vesile oluyor.

Elbette bu girişimleri eleştirirken ya da tartışırken adil olmak gerekir. Yapılan işin özü, akan kanı durdurmak, kin ve nefreti azaltmak, insanları yeni kötülüklerden uzak tutmaktır. Eğer bu adımlar atılmasa, belki de taraflar birbirlerine pusu kuracak, silahlar konuşacak ve olaylar ölümlere kadar varacaktı. Bu ihtimal bile, barış çabalarının ne kadar hayati olduğunu göstermeye yeter. Bu nedenle samimi bir şekilde barışı hedefleyen her girişim, hangi kurumdan gelirse gelsin, takdiri hak eder.

Ancak burada asıl önemli olan, barışın sadece bir anlık fotoğraf olarak kalmaması, kalıcı hale gelmesidir. Uzlaşıyla sonuçlanan her dosya, sadece iki taraf arasındaki bir sorunun çözülmesi anlamına gelmez; aynı zamanda toplumda yeni bir güven duygusunun filizlenmesi demektir. İnsanlar sorunlarını konuşarak çözebileceklerini gördükçe, şiddete başvurma eğilimi de zayıflar. Bu kültür yerleştikçe, kavga ve cinayet haberlerinin yerini barış hikâyeleri almaya başlar.

Amaç gerçekten barışı sağlamak ve insanları kötülüklerden uzaklaştırmaksa, bu çabaların artması ve yaygınlaşması gerekir. Sadece belli dönemlerde ya da belli olaylar sonrası değil, sürekli ve sistemli bir şekilde uzlaşı mekanizmalarının işletilmesi önemlidir. Diğer kurumlar, siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri de bu alanda daha fazla sorumluluk alırsa, inanıyorum ki toplumdaki gerginlikler ciddi biçimde azalacaktır. İnsanların birbirine silahla değil, sözle ve sağduyuyla yaklaştığı bir ortamda huzur kendiliğinden gelecektir.

Sonuç olarak, Batman’da son dönemde yaşanan bu barış örnekleri bize şunu gösteriyor: Toplum isterse, doğru niyet ve samimi çabayla en zor görünen sorunlar bile çözülebilir. Yeter ki öfke yerine aklı, intikam yerine adaleti, düşmanlık yerine barışı tercih edelim. O zaman hem bugünümüz, hem de yarınımız daha yaşanabilir olacaktır.

Batman’ın ve bölgenin bu tür arabuluculara, saygın insanlara ihtiyacı vardır ve huzurlu ortamı herkes arzulamaktadır. Onun için düşmanlıkları, kin ve nefretleri ortadan kaldırmak, bunun yerine barışı ve sevgiyi kurmak hem insanları ölümlerden, tehlikelerden, silahtan ve daha başka şeylerden uzaklaştırır, hem de kimsenin canı yanmaz. Hepimizin sorunsuz bir yaşama, kavgasız-gürültüsüz bir hayata ve husumetsiz bir ortama ihtiyacımız var. Bunun gerçekleşmesi hem bizim, hem de aile fertlerimizin yararına olacaktır.

Bunu başlatan ve başarılı olan HÜDA PAR ile TIMOK’lular Derneğini kutluyor, yeni barışseverlerin de harekete geçmesini diliyoruz.

Hoşça kalınız.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ