USD
00,00
EUR
00,00
USD/EUR
1,000
ALTIN
0.000,00
BİST
0.000,00

İKİ DÜNYALI OLMAK

İKİ DÜNYALI OLMAK

Bizler müminler olarak iki dünyalıyız. İki dünyalı olmak bize bir avantaj sağlar, ufkumuzu genişletir, zihinsel fonksiyonlarımızın gelişimine katkı yapar. Bu dünyada bütün yaptıklarımızdan hesaba çekileceğimize, sorgulanacağımıza inanıyoruz. Bu inanç, bizi disipline eder. Daha ölçülü davranmayı, bireysel ve toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket etmemizi sağlar.

Laisizm ve materyalizm öte dünyayı reddeder. Ufku bu dünyayla sınırlıdır. Materyalizm, varlık dünyasının maddeyle sınırlı olduğunu, insanın da bedenden müteşekkil olduğunu düşünür. Bu yaklaşım tarzı parçacıdır, bilimsel değildir. Bütüncül olmayan parçacı yaklaşımlar, hakikati parçalar ve bilimsel olmaktan uzaktır. Zira varlık dünyası madde ve manadır. Materyalizm; mana alemini öteleyerek, yok sayarak, reddederek, parçacı bir yaklaşımla bilimsel gerçekliğe aykırı davranmıştır. Aynı şekilde, insanı bedene indirgeyerek, ruhu inkâr ve yok sayarak yine parçacı bir yaklaşımla bilimsel gerçekliğe aykırı davranmıştır. Oysa, varlık dünyasında manayı, insanlık aleminde ruhu inkâr etmek, hakikati parçalamaktır, bilimi yok saymaktır.

“Küçük evren” ve “alemin özü”  demek olan insanın yaratılış fonksiyonuna uygun tarzda; bütün organlarının ihtiyaç duyduğu besinleri vermek gerekmektedir. Örneğin, acıktığımızda yemek yeriz, susadığımızda su içeriz. Midemiz, ihtiyaç duyduğu besinleri verdiğimiz için, lisan-i hal ile bize teşekkür eder. Peki, insan sadece mideden müteşekkil bir varlık mıdır? Hayır.  Hayvanlar da acıktığında yer ve susadığında içer. İnsanın Kalbi var, beyni var, ruhu var. Her bir organın ihtiyaç duyduğu bir gıdası, besini vardır. Kalbin gıdası; sevgidir, muhabbettir irfandır ve imandır. Mehmet Akif, “İmandır o cevher ki, ilahi ne büyüktür! İmansız olan paslı yürek sinede yüktür” diyerek yüreğin, kalbin ancak imanla tatmin olabileceğini ortaya koymuştu. Ayni şekilde beynin gıdası ilimdir, bilimdir ve ruhun gıdası manevi değerlerdir. Her bir organın gıdası kendi cinsindendir. Mide somut bir organ olması hasebiyle, gıdası da somuttur, yeme ve içme ölçülebilir ve tartılabilirdir. Ancak ruhun kendisi soyut olduğu için gıdası olan manevi değerler de soyuttur. Ölçülebilir ve tartılabilir değildir. Ruhu gıdasız bırakmamak, onu gıdasıyla buluşturarak doyurmak gerekmektedir.

Kemal Sayar, Hayat Teselli Bulmaktır adlı eserinde şunları söyler:

“Dinlerin ve pek çok kültürün bize ebediyetten ve ölümsüzlükten bahsetmesi ilk elde insan ruhuyla ilgili bir hakikati ifşa eder: İnsan ruhu öyle bir şey arzular, öyle bir hale ermeye çabalar ki onu dünya hayatında elde edemez. Ruhumuzun menzili, kavrayışımızın ötesindedir. Ruh devamlılıktan fazlasını arzular; bizi aşan ötemizde bir yere varmak ister. Ruhun en derin özlemi olan gerçek mutluluk, insanın elde ettiği güçte değildir. Ruh ebediyeti arzular. Bu dünyada olmayanı. İnsan işi hep bu gerilim hattında yaşar; ruhun aşkınlığa duyduğu özlemle bedenin pek sınırlı güçleri arasındaki gerilim hattında.

Aslında insanın peşinde olduğu şey ölümsüzlük değildir. O bütünlüğün, hikmet ve iyiliğin peşindedir bu özlem, bu susuzluk, çürüyen bedenlerin içinde geçirdiğimiz dünya hayatında giderilemez. İnsan dünya hayatında tamamlanamayan bir varlıktır. O halde ruhun özlemi bir dünya hayatını uzatmakla karşılanamaz, ‘aynısından biraz daha fazla’ almak en derin arzularımızı tatmin etmez.”

Ruhumuz, ebediyete ayarlıdır. Onun vatanı ebedi hayattır. Ancak ebedi hayatla tatmin olur. Ebedi hayat demek sonsuz hayat demektir. İçinde yaşadığımız hayatla ebedi hayatı mukayese edelim. İlk insandan günümüze, günümüzden kıyamet gününe kadar gelmiş geçmiş bütün insanların hayatını toplarsak, şu kadar trilyon yıl, şu kadar kattırıl yon yıl demektir. Rakam çok çok büyük, ancak sonuç sonlu bir sayıdır. Sonlu, sonsuzdan küçüktür. Bu ne demek? Şu demek: İnsan olarak her birimizin ebedi alemdeki hayatı tek başına, dünyaya gelmiş, geçmiş ve gelecek bütün insanların dünyadaki toplam hayatından daha büyük bir hayata karşılık geliyor. Böyle bir hayata inanan bir insan, her türlü kötülükten, haksızlık yapmaktan, zulümden uzak durmaya ve her alanda iyilik yapmaya çalışır.

İki dünyalı olanların ufku, iki dünya kadardır. Bir dünyalı olanların ufku da bu dünya ile sınırlıdır. Bu dünyanın da hakkını vermekten acizdirler.

 

 

 

 

 

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ