<div>Kurban Bayramı’na sayılı günlerin kaldığı şu vakitlerde, bayramın sevinci ve heyecanı derinden hissedilmeye başlandı. Toplumda bayramlara her dönem özel bir anlam atfedilmiş, diğer günlerden her zaman farklı tutulmuş, dini bir vecibe ya da tatil planı yapılan bir dönem olmanın çok ötesinde bir yere konumlandırılmıştır. Kurban Bayramında inananlar bir yandan Allah için mallarından <strong>fedakârlıkta</strong> bulunabileceklerini fiili olarak göstermek suretiyle dini vecibelerini yerine getiririler. Diğer yandan ise kestikleri kurban ile ihtiyaç sahiplerine yardımda ve bağışta bulunarak, <strong>besleyen ve büyüten sevginin</strong> en saf ve en temiz halini yüreklerinin derinlerine kadar yaşamaktadırlar.</div> <div>Hızla akıp giden zaman içerisinde artık bireyler duyguları da çok hızlı ve yüzeysel yaşama eğiliminde olmaktadırlar. Çoğu zaman az şeye ihtiyaç duymak mı; yoksa çok şeye sahip olmak mı paradoksuna takılan birey <strong>sahip olmak, tüketmek, korumak ve feda etmek</strong> kavramları arasına sıkışıp kalmaktadır.</div> <div>İnsanoğlu doğası gereği kendini <strong>güvende hissetmeye, biriktirmeye ve sahip olduklarını korumaya</strong> yönelebilir. Zira sahip olmak kişiye güç ve kontrol etme kabiliyeti kazandırır. Kurban ibadetinde ise kişi Allah’ın istemesiyle birlikte kendisi için değerli olanı bir başkasıyla paylaşmak için harekete geçer. Birey sahip olduğu şeyi kendi elleriyle ve kendi rızasıyla ihtiyacı olan biriyle bölüşür, paylaşır. Bu paylaşım kişide en ufak bir rahatsızlık ve huzursuzluk yaratmaz. Bilakis kişi verdikçe, paylaştıkça ve daha fazla yüreğe dokundukça kendini daha huzurlu ve daha işe yaramış hisseder. <strong>Bu noktada insan, verebildiği ve feda edebildiği ölçüde maddi şeylerin kölesi olmaktan çıkar; sahip olduklarının kendisini yönetmediğini, artık kendisinin onlara yön vermeye başladığını fark eder.</strong></div> <div>Kurban ibadetinde kurban edilen sadece bir kurbanlık değildir. Bununla beraber kişinin <strong>hırsları, bencilliği, kibri ve her defasında daha fazlasını isteyen arzularıdır</strong>. Bıçak yalnızca kurbanlığa değil aynı zaman da kişinin kendi iç dünyasındaki olumsuz duygulara, yönetmekte zorlandığı ve kendisini rahatsız eden noktalara da vurulur. Bu yönüyle Kurban Bayramını bir <strong>arınma</strong> olarak da nitelendirebiliriz.</div> <div>Kurban bayramı et yemekten ya da et dağıtmaktan daha derin ve anlamlı dinamikler barındırmaktadır. Kişi burada sahip olduklarını, paylaşma duygusunu ve çevresinde insanlar için ne anlam ifade ettiğini düşünmesine de zemin hazırlamaktadır. Başka insanların yüzünü güldürebilmek, karşılık beklemeden bir adım atabilmek, her şeyin maddeyle ölçüldüğü günümüzde kişiye tarifi zor manevi haz yaşatmaktadır. Burada insan ruhunun kendi sınırlarını aşması için bir vesileden de söz edebiliriz.</div> <div>Yakında idrak edeceğimiz Kurban Bayramının, içimizdeki olumsuz duygu ve düşünceleri törpülemesini; bunun yerine sevgiyi, şefkati, paylaşma arzusunu ve yaşamın getirdiklerine karşı o gönül genişliğini artırarak ruhumuza ve gönüllerimize şifa olması dileğiyle...</div> <div><strong>Kurban Bayramınızı tebrik ederim. Sevdiklerinizle birlikte güzel bayramlar dilerim.</strong></div> <div><strong> </strong></div>