<div>İnsan başıboş yaratılmış değildir. Dünyaya kulluk için gönderilen insan, dünyayı imar ve ihya etmekle görevlidir. Canlı cansız bütün mahlukatın hakkını vermek, zarar vermemek Allah’ın kâinata koyduğu düzene muhalefet etmemek gibi sorumluluklarımızın bilincinde olmaktır.</div> <div>Ebû Ümâme el-Bâhilî anlatıyor: “Resûlullah’ı (sav) veda Haccı senesinde verdiği hutbede şöyle derken işittim: ‘<strong>Şüphesiz Yüce Allah, her hak sahibine hakkını vermiştir...’</strong>” (Tirmizî, vesâyâ, 5)</div> <div>İslâm düşüncesinde haklar, “Allah’ın hakları” ve “kulların hakları” şeklinde ikiye ayrılır. İlki, Allah ile insan arasındaki hakları; ikincisi ise, insanın diğer insanlarla olan hukukunu ifade eder. aModern dönemlerin en revaçtaki kavramı olan “insan hakları” yerine İslâm kültüründe “kul hakları” tabiri kullanılır. İnsan hakları sadece insan ile insan arasındaki karşılıklı hukuku ifade ederken; kul hakları önce Allah ile kul arasındaki, sonra da kul ile kullar arasındaki hukuka işaret eder. Dolayısıyla, kul hakları tabiri, içerik Muâz b. Cebel ile yaptığı bir yolculuk esnasında Allah ile insan arasındaki bu hak ilişkisini çok veciz bir şekilde anlatır. Resûlullah, “Ey Muâz! Allah’ın kulları üzerindeki haklarını bilir misin?” diye sorar. Muâz, “Allah ve Resulü daha iyi bilir.” der. Resûlullah, “<strong>Allah’ın kulları üzerindeki hakkı, kendisine hiçbir şeyi ortak koşmamaları ve O’na ibadet etmeleridir.” buyurarak sorunun cevabını verir. Bir süre yol aldıktan sonra yine o mübarek ses işitilir: “Peki ey Muâz! Bunu yaptıkları takdirde kulların Allah üzerindeki hakkı nedir, bilir misin?” Muâz yine, “Allah ve Resûlü daha iyi bilir.” dedikten sonra Resûlullah, “Allah’ın onlara azap etmemesi,</strong> onları cennetine koymasıdır.” buyurur. (İbn Hanbel)</div> <div>Bedeninin senin üzerinde hakkı var! (Müslim, Sıyâm, 182)</div> <div>Peygamber Efendimize (s.a.v) gelerek sürekli ibadet etmek istediğini söyleyen sahabiye peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur:</div> <div><strong>…“Böyle yapma, bazı kere oruç tut, bazan tutma; gece hem uyu hem de teheccüde kalk. Şüphesiz senin üzerinde vücudunun hakkı vardır, iki gözünün hakkı vardır, hanımının hakkı vardır, ziyaretçilerinin hakkı vardır… (Muslim, Sıyam: 182) </strong></div> <div>Hakların gözetilmesi konusunda insanın muhatabı sadece insan değildir. Kendisinin emrine verilen, kendi faydası için yaratılmış olan hayvanlar da bu titizlikten pay almak durumundadır. Bu noktada, insanın yararına verilmiş her bir hayvan çeşitli haklara sahiptir. Söz gelimi iyi beslenmeli, iyi muamele görmeli, itilip kakılmamalı, hatta kesimi dahi acı ve ızdırap vermeyecek şekilde yapılmalıdır. Zira o Allah tarafından insana verilmiş bir emanettir. Öyleyse hayvanın kendisi yanında bu emanetin asıl sahibi de dikkate alınmak durumundadır. Dolayısıyla bir hayvana eziyet bile, neticede Allah’ın haklarını ihlâl mânâsına gelir. Sırf eğlence olsun diye hayvanlara eziyet edenlerin Allah Resûlü tarafından kınanmasının sebebi de budur. (Hadislerle islam 4. Cilt)</div> <div>“Yâ Rabbi, sen Hak’sın. Vaadin de haktır. Senin sözün de haktır. Sana kavuşmak haktır. Cennet haktır. Cehennem de haktır. Peygamberler de haktır. Kıyametin kopması da haktır.”</div> <div> </div> <div> </div> <div> </div> <div> </div> <div> </div>