<div>Osman (radıyallahu anh) 34 yaşındayken Mekke’de İslam’ın yayıldığı ilk günlerde dostu Ebubekir (radıyallahu anh) vesilesiyle Müslüman oldu.</div> <div>Beni Ümeyye ailesinden ilk iman eden kişi olmuştur.</div> <div>Resulullah’ın kızı Rukiyye ile evlenmiştir. Eşi Rukiyye ile Habeşistan’a hicret etmiş. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) onları uğurlarken ‘’ selam olsun Osman’a ve ailesine! Vallahi onlar, Lut’tan sonra Allah yolunda hicret eden ilk iman ailesidir. Diyecekti (ibn kesir, bidaye )</div> <div>Resullah (aleyhisselam) Bedir Savaşı’na giderken Osman’ı ( radıyallahu anh) hasta olan kızının başında Medine’de bıraktı. Zafer müjdesinin Medine’ye ulaştığı gün Rukıyye vefat etti. Hz. Peygamber, Bedir’e katılanlardan sayarak ganimetten hisse verdiği Hz. Osman’ı daha sonra diğer kızı Ümmü gülsûm ile evlendirdi. 9 (630) yılında onun da vefatı üzerine evlenecek başka kızı olsaydı onu da vereceğini söyledi.</div> <div>Bedir savaşı dışında tüm gazvelere katılmıştır.</div> <div><strong>Kim cennet karşılığında Rume kuyusunu satın alır?</strong></div> <div>Müslümanlar Medine’ye hicret edince Medine’de su kaynakları Yahudilerin elindeydi ve Müslümanlar suyu onlardan satın almak zorundaydı. Efendimiz (sas) bu durumu fark edip “Kim cennet karşılığında Rûme Kuyusu’nu satın alır?” dedi.Hz. Osman, akıllı bir tüccardır. Bu fırsatı kaçırmadı, Mescid-i Nebevî’ye 3-4 km uzaklığındaki kuyuya gitti ve kuyun sahibi olan Yahudi Rûme el-Ğifârî’ye kuyuyu satın almak istediğini söyledi. Kuyu sahibi, 50.000 dirhem istedi. Hz. Osman bu fiyatı verebilecek bir duruma sahipti ama mal çokluğunda da israf edilmemesi gerektiğini biliyordu. Bu yüzden ona akıllıca bir teklifte bulundu, “Gel sen kuyunun tamamını bana satma, işletmesinin yarısını bana sat. Bir gün sen işlet, bir gün ben.” dedi ve Yahudi, teklifi kabul etti. Bunun üzerine kuyunun işletmesi için pazarlığa giriştiler. Nihayetinde Hz. Osman, pazarlıkla kuyunun ilk yarısını 12.000 dirheme aldı. Hz. Osman bu şekilde kuyuyu satın alınca hemen mescide koştu ve Müslümanlara, “Ey Müslümanlar! Ben Rûme kuyusunu farklı bir şekilde aldım. Bir gün işletim hakkı bizim, diğer gün Yahudinindir. Siz işletim hakkı bizde olduğu gün gidin ve iki günlük suyunuzu alın, sakın ertesi gün gidip para ile su satın almayın.” dedi. Hatta bazı sahâbîler, “Kuyunun sahibi Hz. Osman olmasına rağmen sıradan birisi gibi su kuyruğuna girer ve sıranın kendisine gelmesini beklerdi.” diyerek bize Hz. Osman’ın bu güzel tevazusunu aktarmışlardır. O günler Müslümanların söz birliği vardı. Denilen yapıldı. Su sırası Müslümanlarda olduğu gün gidip sularını aldılar, ertesi gün Yahudinin sırası iken, kimse gidip almıyordu. Bu durum Yahudiyi çok rahatsız etti, kalan hakkını da satmak istedi. Hz. Osman ikinci yarıyı da 8.000 dirheme aldı. Böylece kuyuyu, istenilen fiyatın yarısından ucuza satın almış oldu. Resûlullah (sas) bu akıllı ve cömert davranışı duyunca hem sevindi hem de ona hayır dualarında bulundu. (Sahabe Dersleri M. Emin Yıldırım)</div> <div><strong>Cömert tüccar: </strong></div> <div> Hz. Ebû Bekir’in hilâfeti dönemidir. O yıllarda İslâm orduları aynı anda 14 cephede savaşmaktadır ve Medine’de ciddi bir kıtlık yaşanır. İnsanlar temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz hâle gelir. Tam o günlerde, Hz. Osman’a ait 1000 develik büyük bir kervan gıda maddeleriyle dolu hâlde Medine’ye ulaşmak üzeredir. Burada bir durup düşünelim: Bu olay hicrî 12. yılın başlarında gerçekleşir. Yani Tebük Gazvesi’nin üzerinden yalnızca iki yıl geçmiştir. O gazvede Hz. Osman, malının neredeyse tamamını infak etmişti. Peki, nasıl oluyor da kısa bir sürede 1000 develik büyük bir kervanın sahibi olabiliyor? Çünkü Allah (cc), “Bir verene yedi yüz katını vereceğini.” vadetmiştir. Hz. Osman verdikçe malı bereketlenmiş, arttıkça artmıştır. Kervan Medine’ye girer girmez büyük bir heyecan oluşur. Tüccarlar sıraya girer ve Hz. Osman ile pazarlık yapmaya başlarlar: “10 dirheme aldıysan, bize 11 dirheme sat.” Hz. Osman, “Bana daha fazlasını veren var; neden size satayım ki?” der. Tüccarlar fiyatı artırır, en sonunda %70 kâr teklif ederler. Ama Hz. Osman her defasında “Daha fazla veren var.” der. Tüccarlar, Hz. Osman’ı fırsatçılıkla suçlayıp onu Hz. Ebû Bekir’e şikâyet ederler. Durumu öğrenen Hz. Ebû Bekir, yanında Hz. Ömer ile birlikte Hz. Osman’ın evine gelir ve meseleyi sorar. Hz. Osman şöyle der: “Ey Allah Resûlü’nün halifesi! Ben, daha yüksek bir teklif aldım. O da Allah’tan geldi. O yüzden malımı O’na verdim.” Ve ardından şu sözleri söyler: “Ey Ebû Bekir! Sen ve bütün müminler şahit olun ki bu 1000 deve, üzerindeki tüm yükleriyle birlikte Medine halkına infaktır.’’ Bu sözleri duyanlar gözyaşlarına boğulur. Hz. Osman, sadece bir tüccar değil; infakta sınır tanımayan, kalbi Allah’a (cc) bağlı büyük bir sahâbî olduğunu bir kez daha gösterir. (Sahabe Dersleri M. Emin Yıldırım)</div> <div>12 yıl halifelik yapmıştır. Allah kendisinden razı olsun.</div>