<div>Ebubekir’in radıyallahu anh asıl adı, Abdullah b. Osman’dır. Efendimizden (s.a.v) iki yaş küçük olan Ebubekir (r.a) miladi 573 yılında Mekke’de dünyaya geldi. Teymoğulları kabilesine mensuptur.</div> <div>Ebubekir (r.a) efendimiz (s.a.v) ile olan ilk dostlukları 20’li yaşlardayken Abdullah b. Cud’an’ın evinde başlattıkları hılfu’l- fudul antlaşmasıyla başlamıştır.</div> <div>Kızı Hz. Aişe’yi peygamber efendimizle evlendirmiştir.</div> <div>Peygamber efendimiz hastalandığında ashabın önünde o namaz kıldırmıştır.</div> <div>2,5 yıl halifelik yapmıştır. </div> <div>Halifeliği döneminde kur’an’i kerim kitap haline getirilmiştir.</div> <div>Hicret arkadaşıdır.</div> <div>Miraç olayında tereddütsüz peygamberi onayladığı için sıddık lakabını almıştır.</div> <div>Efendimiz (s.a.v) nübüvvetin 11.Yılında Cebrâil (as) tarafından uyandırılarak Burak adlı binek ile Kudüs’e, oradan da semaya götürülür. Sabah olunca yaşadıklarını Ümmü Hânî’ye (ö. 50/670’ten sonra) anlatır. O hayranlıkla dinler ama başkalarına anlatmamasını ister. Çünkü bu, ancak iman edenlerin kabul edeceği bir olaydır. Efendimiz (sas) Kâbe’ye doğru giderken Ebû Cehil ile karşılaşır. Efendimiz’in (sas) dalgınlığını fark eden Ebû Cehil, anlatılanları öğrenince Mekkelilere karşı bunu kullanmak ister. Kalabalığı toplar, Efendimiz (sas) Miraç hadisesini detaylarıyla anlatır. Sorulan tüm sorulara cevap verir. Fakat inanmayanlar onu mecnunlukla itham ederler. Daha sonra Ebû Cehil, Hz. Ebû Bekir’in yanına gider. “Bunları Muhammed mi söylüyor?” diye soran Hz. Ebû Bekir, “Evet.” cevabını alınca şu karşılığı verir: “O söylüyorsa doğrudur!” Sonra da şöyle der: “<strong>Ben ona her gün semadan vahiy geldiğine inanıyorum da onun semaya çıktığına mı inanmayacağım? Vallâhi, o ne diyorsa doğrudur</strong>.</div> <div>İnsanların en cesaretlisi kimdir?</div> <div>Bir gün Hz. Ali (ra), Kûfe’de halifeyken, o ilk günlere şahit olmayan etrafındaki gençlere bir soru sordu: “Söyleyin bakalım, insanların en cesuru kimdir?” Gençler, cesaret deyince akıllarına hemen Hz. Ali geldiği için hep bir ağızdan “Sensin ey müminlerin emîri!” dediler. Ama Hz. Ali şöyle karşılık verdi: “Hayır, insanların en cesuru Hz. Ebû Bekir’dir.” Merakla bakan gözlere, yaşanmış bir olayı anlattı: İslâm’ın ilk yıllarında Kâbe’de bir grup mümin ile namaz kılarken, müşrikler Allah Resûlü’ne (sas) saldırdılar. Kimisi onu itiyor, kimisi yere düşürüyor, kimisi de üzerine çullanıp vuruyordu. Kimse müdahale edemiyordu. Birden, uzaklardan cübbesi dalgalanarak gelen birini gördük. Gelen, Hz. Ebû Bekir’di. Öfkeyle araya daldı, herkesi iterek Resûlullah’a ulaştı ve Kâbe duvarlarında yankılanan o gür sesiyle haykırdı:[9] “Bir adamı sadece ‘Rabb’im Allah’tır’ dediği için mi öldüreceksiniz? “ Bu sözlerden sonra müşrikler, Efendimiz’i bırakıp Hz. Ebû Bekir’i hedef aldılar. Yumruklar, tekmeler havada uçuştu. Ukbe b. Ebî Muayt (ö. 2/624), Hz. Ebû Bekir’i yere yıktı, üzerine oturdu ve ayakkabısıyla yüzüne defalarca vurdu. Hz. Ebû Bekir bayılana kadar dövüldü. Kabilesi Benî Teym gelip onu oradan kurtardı. Her yanı kan içinde, baygın bir şekilde evine taşındı. O günlerde daha Müslüman olmamış Ümmü’l-Hayr künyesiyle bilinen annesi Selmâ bint Sahr (ö. 13/634 [?]), perişan bir hâlde oğlunun başında ağlıyordu. Nihayet Hz. Ebû Bekir kendine geldi. Gözlerini açar açmaz söylediği ilk sözü şuydu: “<strong>Resûlullah’a ne oldu?</strong>”] Annesi, “Muhammed’i bırak, biraz su iç, bir şey ye de kendine gel!” dediğinde Hz. Ebû Bekir kararlılıkla şöyle dedi: “Vallâhi Allah Resûlü’nün selâmetini öğrenmeden ne bir yudum su içerim ne de bir lokma yerim!” Annesi ne kadar ısrar ettiyse de onu ikna edemedi. Sonunda komşuları Ümmü Cemil’in yardımıyla Hz. Ebû Bekir’i Dârü’l-Erkam’a, Peygamberimiz’in yanına götürdüler. Efendimiz (sas), onu o hâlde görünce gözyaşlarına boğuldu. Hz. Ebû Bekir ise yine sevgi dolu bir söz söyledi: “Yâ Resûlallah! Beni boş verin de annem için dua edin; Allah ona hidâyet nasip etsin.” Efendimiz dua etti ve duası kabul oldu. Annesi hemen oracıkta kelime-i şehâdet getirerek Müslüman oldu. Hz. Ebû Bekir’in sevgisi, sadece kendisini değil, annesini de imana taşıdı.</div> <div>63 yaşında vefat etmiştir.</div> <div>Rabbim kendisinden razı olsun</div> <div> </div> <div> </div> <div> </div> <div> </div>