<div>Ömer b. Hattab, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ‘in soyu ile yedinci dedesi Ka’b b.lüeyy’de birleşmektedir.</div> <div>Müslüman oluşu:</div> <div>Hz. Hamza’nın İslâm’ı kabulünden sonra Ömer Hz. Peygamber’i öldürmek üzere yola çıkmış, yolda karşılaştığı Nuaym b. Abdullah’tan kız kardeşi Fâtıma ile kocası Saîd b. Zeyd’in müslüman olduğunu öğrenince onların evine gitmiştir. Onları Tâhâ sûresini okurken bulmuş, okuduklarını kendisine vermelerini istemiş, ancak bu isteği reddedilince kız kardeşini ve eniştesini dövmüş, kardeşi kendilerine Kur’an öğreten ve Ömer’den saklanan Habbâb b. Eret’i de çağırarak Müslüman olduklarını Ömer’in yüzüne karşı söylemiştir. Bunun üzerine yumuşayan Ömer Müslümana olmaya karar vermiş, Habbâb’dan Resûlullah’ın Erkam b. Ebü’l-Erkam’ın evinde olduğunu öğrenip oraya gitmiş ve kendisine biat ederek Müslüman olmuştur (İbn İshak)</div> <div>Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) “Ya rabbi! İslâmiyet’i Ömer b. Hattâb veya Amr b. Hişâm (Ebû Cehil) ile teyit et” duasının bir tezahürü olduğu belirtilmektedir (Müsned)</div> <div>İslâmiyet’e girmesinden sonra Müslümanlar ilk defa Kâbe’de toplu olarak namaz kıldılar.</div> <div>Aşere-i mübeşşereden olan Hz. Ömer aynı zamanda vahiy kâtiplerinden ve Resûlullah’ın en yakın sahâbîlerdendir. Kızı Hafsa ile Hz. Peygamber’in evlenmesi (3/625) onların bu dostluğunu daha da pekiştirmişti. Resûl-i Ekrem kendisiyle birçok konuda istişare ederdi. Onun bazı görüşleri nâzil olan âyetlerle teyit edilmiştir.</div> <div>Hz. Ömer (radıyallahu anh) kızını diri diri toprağa gömdü mü?</div> <div>Hz. Ömer’in (ra) İslâm öncesi hayatı anlatılırken en fazla gündeme getirilen mesele kendi elleri ile kız çocuğunu gömmesidir. Ancak bu konuda kaynak niteliğinde olan eserlerimizin hiçbirinde böyle bir rivayet geçmemektedir. İnsanların dillerinde dolaşan ve bazı kitaplarda zikredilen o rivayetin aslı yoktur. Anlatılan rivayet şudur: Hz. Ömer (ra), bir gün şöyle demiştir: “Cahiliye hayatı hakkında iki şey aklıma gelince birine güler, birine ağlarım. Güldüğüm şey kendi ellerimizle helvadan put yapar sonra acıkınca o putları yerdik. Ne zaman bu aklıma gelse gülerim. Ağladığım şey ise kız çocuklarımızı dayıya gidiyoruz diye yanımıza alır götürür, şehrin dışında bir yerde kendi ellerimizle toprağa gömerdik. Bunu da ne zaman hatırlasam ağlarım.”</div> <div>Hz. Ömer (ra)’in ailesine baktığımızda o; Adiyoğulları’ndan, babası Hattab b. Amr çok bilinen biri… Zengin, kültürlü bir aile… Hz. Ömer (ra) okuma-yazma bilenlerden… Ayrıca Dâru’n-Nedve’ye girme yaşı 40 olmasına rağmen Hz. Ömer (ra) 26-27 yaşlarında orada ve bugün dışişleri bakanlığına denk gelen Sefaret olarak adlandırılan bir görev icra etmektedir. Dolayısı ile sosyal anlamda Hz. Ömer’in (ra) böyle bir şey yapması pek imkân dahilinde görünmemektedir.</div> <div>İkinci delil ise şudur: Bugün elimizdeki ensap kitapları Hz. Ömer’in gerek Cahiliye döneminde gerek İslâm döneminde yaptığı tüm evlilikleri ve bu evliliklerden olan tüm çocuklarını bize verirler. Hz. Ömer (ra), tam 10 evlilik yapmış, bu evliliklerden 3 kız, 8 oğlu olmuştur. Bu kızlardan en büyüğü Hafsa validemizdir; onun doğum tarihi ise miladi 604’tür, yani nübüvvetten tam 6 yıl önce doğmuştur. Eğer Hz. Ömer (ra) böyle bir şey yapsaydı, Hz. Hafsa’ ya da yapardı. Hz. Hafsa doğduğunda Hz. Ömer (ra) 20 yaşlarında idi. İşte bu bilgiler de gösteriyor ki Hz. Ömer (ra) için kız çocuğunu gömdü iddiası doğru değildir.</div> <div>Resûl-i Ekrem’in vefatı sahâbîler arasında büyük bir üzüntü ve şaşkınlık meydana getirmiş, Hz. Ömer Mescid-i Nebevî’de, “Resûlullah ölmemiştir! Allah onu muhakkak ki tekrar gönderecek ve böyle söyleyen kimselerin ellerini ve ayaklarını kestirecektir!” sözleriyle duygularını ifade etmiş, onu ve diğer sahâbîleri Hz. Ebû Bekir ikna etmiştir.</div> <div>Hz. Ömer, 23 (644) yılı haccını eda edip Medine’ye döndüğü günlerde, Mugīre b. Şu‘be’nin Basra valisi iken edindiği kölesi Ebû Lü’lüe Fîrûz en-Nihâvendî efendisinin kendisinden fazla ücret aldığını söyleyerek bunun azaltılmasını istedi. Halife onun demircilik, marangozluk ve nakkaşlık yaptığını öğrenince Mugīre’nin kendisinden aldığı ücretin fazla olmadığını bildirdi. Bunun üzerine Ebû Lü’lüe ertesi gün sabah namazında hançerle Hz. Ömer’i yaraladı ve müslümanların elinden kurtulamayacağını anlayınca kendini öldürdü. Halife ölüm döşeğinde iken kendisine yerine birini bırakması teklif edilince aşere-i mübeşşereden altı kişilik şûranın toplanarak üç gün içerisinde aralarından birini halife seçmelerini istedi; oğlu Abdullah’ı da halife seçilmemek şartıyla bu heyete dahil etti. </div> <div>Vefat etmeden önce oğlu Abdullah’ı Hz. Âişe’ye yollayarak Resûl-i Ekrem’in hücresine onun ayağının dibine defnedilmek için izin istedi. Hz. Âişe kendisi için düşündüğü bu yeri ona vermeyi kabul etti. Hz. Ömer üç gün sonra vefat etti.</div> <div> </div>