Bazı sözler vardır, okuduğunuz anda içinizde bir yere dokunur. Yaşadığınız, hissettiğiniz ve belki de uzun zamandır anlatamadığınız bir şeyi birkaç kelimeyle anlatıverir.
Geçtiğimiz günlerde okuduğum bir söz de işte böyleydi:
“Hassas olduğum şeyleri önemsiz bulan insanlardan soğurum.”
Ne kadar sade ama bir o kadar da gerçek…
Çünkü insan, değer verdiği kişinin yanında anlaşılmak ister. Her konuda aynı düşünmek zorunda değildir. Her duygusunu paylaşmak, her davranışını doğru bulmak da gerekmez. Ama karşınızdaki insanın canını neyin yaktığını biliyorsanız, oraya biraz daha dikkatli basarsınız.
Sevgi biraz da bu değilmidir?
Bir insan size, “Bu davranışın beni kırıyor” diyorsa, ilk tepkiniz “Abartıyorsun” olmamalı. “Bunda ne var?” diyerek duygusunu küçümsemek, yaşanan olaydan daha büyük bir yara açabilir.
Çoğu kez insanı yaşanan olay değil, yaşadığı şeyin karşısındaki kişi tarafından önemsenmemesi kırar.
Bir düşünün…
Size değer veren biri, sizin hassas olduğunuz noktaları zamanla öğrenir. Belki başta bilmez, hata yapar. Ama siz söylediğinizde durur, dinler ve anlamaya çalışır.
“Bunu bilmiyordum.”
“Senin için önemli olduğunu anlamamışım.”
“Bir daha dikkat edeceğim.”
Bazen bu cümleler, uzun uzun edilen özürlerden daha değerlidir. Çünkü karşınızdaki insanın sizi gerçekten duyduğunu hissettirir.
Hata yapmak insanidir.
Hepimiz yanlış söyleyebilir, yanlış anlayabilir, istemeden birinin kalbini kırabiliriz. Sorun olan hiç hata yapmamak değildir. karşımızdaki insanın kırıldığı yeri fark edebilmektir.
Asıl uzaklaştıran şey ise umursamazlıktır.
Bir insan sizin canınızı acıtan şeyi biliyor ve buna rağmen aynı davranışı sürdürüyorsa, artık ortada yalnızca bir hata yoktur. Orada bir tercih vardır.
Ve insan bir noktadan sonra kendisini sürekli anlatmak istemez.
Çünkü bazı ilişkilerde insanın yorulduğu şey kırılmak değil, neden kırıldığını tekrar tekrar anlatmak zorunda kalmaktır.
“Buna mı kırıldın?”
“Bunu da mı sorun ettin?”
“Sen de her şeyi büyütüyorsun.”
Bu cümleler, karşımızdakini anlamaya çalışmak yerine onun duygusunu sorgular.
Oysa herkesin kırıldığı yer farklıdır. Birine dokunmayan bir söz, başka birinin içinde günlerce kalabilir.
Galiba bu yüzden bazı insanlara veda ederken asıl sebep yaptıkları hata değildir.
Umursamazlıklarıdır.
Çünkü hata yapan insan özür dileyebilir, kendini düzeltebilir. Umursamayan ise aynı yerde durur ve sizi yine aynı yerden incitir.
Sonra bir gün insanın içinde bir şey sessizce değişir.
Artık tartışmak istemez.
Kendini anlatmak istemez.
Bir şeyleri düzeltmeye çalışmaz.
Çünkü o noktada vazgeçtiği şey bir insan değil, kendini değersiz hissettiren bir döngüdür.
Sonra geriye ne büyük bir kavga ne de uzun bir hesaplaşma kalır.
Sadece mesafe.
Ve o mesafenin tek bir adı oluyor:
Umursamazlığa veda etmek.

Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir