TMO Genel Müdürlüğü geçenlerde 3 haziranda, 2026 yılı hububat müdahale alım fiyatlarını buğdayda 16,5 TL/kg olarak açıkladı.
Bir önceki yıl yani 2025 yılı TMO nun hububat müdahale alım fiyatı 13,50 TL/kg olarak açıklanmıştı.
Bu ne demektir diye soracak olursanız; bu hububat ürünlerinin geçen senden bu yana aynı zaman oranla fiyatının %22,22 TL gibi bir artış olmuş demektir.
Tarımsal üretim için kullanılan girdilerin ise aynı dönemde ortalama %35-40 civarında bir artış olmuştur.
MALİYETLERİN ARTIŞ ORANI AÇIKLANAN HUBUBAT FİYATLARININ ARTIŞ ORANINDAN ÇOK DAHA YÜKSEK OLMUŞTUR
Açıklanan hububat alım fiyatlarındaki artış oranının yıl boyunca artan üretim girdileri dikkate alınarak, üretim girdilerinin artış oranının en az 10 puan üzerinde olmalıydı.
Bu da demek oluyor ki hububattaki fiyat artış oranının %55 ten az olmaması gerekirdi.
Geçen sene bu dönemde, akaryakıt yani motorin: 40-45 TL/litre bandındayken, bu sene Haziran ayında motorin litre fiyatı: 65-66 lira seviyesinde gerçekleşmiş, yani aşağı yukarı %45 oranında zam gelmiş. Tarımsal üretimin temel girdilerden olan kimyevi gübrelere gelen zam yine %35 ten az olmamış, tohuma, zirai ilaca yine aynı oranlara yakın bir zam gelmiştir. Yani çiftçi geçen sene ürününü satıp tohumu tekrar toprağa atıp üretime geçip yeni ürün elde edinceye kadar ortalama zararı hiç kar etmeden en az %18-20 civarındadır.
Yani çiftçi hiç kar etmenden bütün yatırımına rağmen %18-20 içeri girmiştir.
Açıklanan hububat müdahale alım fiyatlarındaki artış oranları, 2026 yılı Nisan ayında yüzde 32,37 olarak gerçekleşen enflasyon oranının en az 10 puan altında kalmıştır. Bu durum, üreticilerimizin artan girdi maliyetleri karşısında sürdürülebilir, rekabet edebilir bir tarımsal üretimi gerçekten zorlaştırmaktadır.
Kaldı ki tarımsal üretim girdilerinin enflasyon oranı, bütün sektörlerdeki enflasyon oranından daha yüksek olmuştur.
Bu girdilere olan zam dışında işçilik masraflarının yükselmesi, genel idari giderlerin yükselmesi, yükselen faiz oranları da üretim için son derece olumsuz bir tablo ortaya koymuştur.
Dolayısı ile tarımsal üretim politikaları yürütülürken çiftçinin üretiminin bu muhasebesinin dikkate alınarak, hububat müdahale alım fiyatlarının belirlenmesi ve girdilerin buna göre sübvanse edilip desteklemelerin açıklanması gerekirdi.
GENEL MÜDÜRLÜĞÜN YAPTIĞI AÇIKLAMDA 10-13 MİLYON TONLUK ÜRÜN ALIMINI DÜŞÜNÜLMESİ YETERLİ BİR RAKKAMI
Ülke genelinde bu sene olumlu seyreden yağış rejimleri neticesinde bol bereketli bir hasat yılı olacağı düşünüldüğünde, TMO nun 10-13 Milyon Tonluk hububat alımı hedefi düşük bir hedeftir.
Çünkü bu sene ürün rekoltesinin yüksek olacağı ön görülmekte ve çiftçinin elinde fazla ürün kalabilme ihtimalinin hesap edilmesi gerekir.
Hemen belirtmeliyim ki TMO’nun Türkiye genelinde randevulu sistem ile 600 noktada alım yapması, ürünlerini lisanslı depolarda muhafaza eden üreticilere depo kira ücret desteği sağlanması, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla ürün bedelinin yüzde 75’ine kadar sıfır faizli kredi kullanım imkânı sağlanması son derece olumlu ve isabetli olmuştur.
Bu sene Yağışların iyi yağması yıl boyunca ülkenin bütün coğrafi bölgelerin sürekli ve dengeli bir yağış alması ile rekoltede artış olacağı ön görülüyor. Yağışların iyi olduğu böyle yıllarda Ülkemizde Buğdayın Rekoltesi 23-24 Milyon tona kadar çıkmaktadır. Dolayısı ile alımların ve depoların buna göre gözden geçirilmesi, hazırlıkların bu yönde yapılması, bu yönü ile çiftçiler için Güvenli bir liman olan TMO’nun bu durma hazırlıklı olması, çiftçinin elinde fazla ürünün kalmaması ve çiftçinin tüccarların insafına bırakılmaması germektedir. Bundan dolayı TMO tarafında satın alınacak Buğday ürününün miktarı yukarı doğru revize edilmesi gerekir.
ÖDEMELERİN 45 GÜN SONRASINA VERİLMESİ.
TMO tarafından açıklanan düzenlemeler kapsamında, Satın alınacak ürünlerin, alımdan sonra 45 gün içerisinde ödemelerin yapılacağı belirtilmiştir. Son dönemlerde Dünyadaki ve Ülkemizde ki ekonomik sıkıntılar göz önüne alındığında ve geçen sene bütün Türkiye de yaşanan kuraklıktan son derece olumsuz etkilenen çiftçilerin durumu göz önüne alınarak, çiftçinin geçen sene kuraklıktan kaynaklı sıkıntıları nedeni ile girdilerinin nerede ise tamamına yakınını borçla temine ettiği gözetilerek, hem çiftçinin hem de tarımsal ürettim girdilerinin satışını yapan sektör, esnaf ve bayilerinin bir an önce borçların mahsup edilmesi için 45 günlük ödeme süresinin revize edilmesi gerekmektedir. Çünkü bu sektördeki döngünün sağlanması ve istihdamın devamı bu açıdan gerekli olduğu gibi, çiftçi bir yıldır emek verdiği, bütün varını yoğunu yatırdığı tarımsal üretimin geliri ile alın terinin hakkını bir an önce almak istemektedir.
BU GİDİŞLE ÇİTÇFİYİ KIRSALDA TUTMA İMKANI KALMAYACAKTIR
Türkiye de Çiftçilik yapan insanların yaş ortalaması 56’yı geçmiş durumda, artık kimse kırsalda kalıp üretim yapmak istemiyor, insanlar artık tarımdan ve tarımsal üretimden git gide kopuyor. Çünkü üreten çiftçi nerde ise her zaman zarar ediyor ve çiftçilik dışında başka işler ile uğraşmak zorunda kalıyor, ya da çok sınırlı kıt- kanaat geçiniyor, hal böyle olunca kimse kırsalda yaşamak istemiyor.
Zaten yetkililer bu durum farkında olmalıdır ki kırsal kalkınma ve benzer projelerde çiftçileri gençleştirmek için genç yaştaki çiftçileri teşvik eden projeler ve hibeler verilmektedir. Aslında bir noktada Bakanlığın genç çiftçiyi desteklemesi ve teşvik etmeye çalışması, çiftçilerin yaş ortalamasının yükseldiğinin dolaylı yoldan kabulü anlamına gelmektedir.
TARIMSAL ÜRETİMİN ARTTIRLMASI VE ÇİFTÇİYİ KIRSALDA TUTMAK İÇİN NE YAPILMALI
Son yıllarda uzun bir donemden beri bölgemiz, ülkemiz bu kadar yağış alamıyor, rekolte bu kadar iyi olmuyor ve çiftçinin yüzü yağış ve rekolteden yana gülmüyordu.
Eğer Bakanlık bu sorunu gerçekten çözmek ve çiftçinin güler yüzünü görmek istiyorsa, yağışlarla gelen rekoltenin güldürdüğü çiftçinin yüzünü Bakanlığın da güldürmesi gerekir, ama rekoltenin yüzünü güldürdüğü çiftçinin yüzünü TMO yeterince güldüremedi.
İşin üzücü olan tarafı ise fiyatlar açıklanırken gelen tepkiler üzerine, maalesef ki bazı yetkililer çıkıp bu sene rekolte iyi diyebiliyor, yani aslına dolaylı yoldan açıklanan müdahale alım fiyatların yetersiz olduğunu kabul ediyorlar diye düşünüyorum.
Evet Dünyada ki ekonomik sıkıntılar illaki Ülkemizi de etkilemektedir. Özelikle yanı başımızda devam eden Ukrayna ve İran savaşları gibi savaşlar bütün sektörleri etkilediği gibi tarım sektörünü de doğrudan olumsuz etkilemiştir. Ama bütün sorun bu değildir. Çünkü bu sorun son yıllarda artmış olsa da temelde yüz yılın sorunudur.
Aslında çiftçinin memnuniyetinin sağlanması çok kolaydır.
Bakanlık Müdahale alım fiyatlarını açıklamadan önce, bakanlığın kendisinin çıkaracağı, Ziraat odaları gibi Çiftçi kuruluşu olan Odaların Çıkaracağı, Ziraat Mühendisleri odası gibi teknik bir Odanın çıkaracağı, tarım kredi kooperatifi gibi çitçinin bütün girdi kalemlerinin tedarikini sağlayabilen kurum ve kuruluşların çıkaracağı maliyet cetvellerini karşılaştırıp ve bu karşılaştırma sonrasında otalama bir girdi maliyeti oluşturulup ortalama bir üretim masrafı çıkarılır ve bu ortalama üretim masrafının üzerine %25-30 kar ile müdahale alım fiyatları açıklanır ve eminim ki çiftçi bundan memnun kalacaktır. Yani olay bu kadar basit ama sanırım kimse bu muhasebeyi yapmıyor ve Müdahale alım fiyatları neye göre tespit edildiği anlaşılmıyor.
Hatta bu üretim girdilerinin hesaplanması her bölgenin tarımsal üretim özelliği, iklimi ve bitki desenine göre farklı farklı maliyetler olarak ta oluşturulabilir.
HASADIN GERÇEKLEİTİLRECEĞİ BU GÜNLERDE ÜLMKEMİZDEKİ BÜTÜN ÇİFTÇİEİRMİZE BOL BERKETLİ VE ZAHMETSİZ BİR HASAT DİLYORUM