Kısmet olursa 18 Haziran’dan İstanbul’dan Amerika’ya uçacağım.
Arkadaşlarım, dostlarım, takipçilerim soruyor:
“Hayırdır, nereye, niçin gidiyorsunuz” diye.
Bende cevap veriyorum:
“Milli takımımızın maçlarını izlemek için gidiyorum…”
“Maçların biletleri ne kadar” diye soranlar oldu. Geçen sene maraton dediğimiz alan için 1800 dolar istendiğini çok iyi hatırlıyorum.
Hem 1.800 dolar yaklaşık olarak 90 bin Türk lirası ediyor.
Laf aramızda zaten biletler bundan aylar önce satılmış ve tek bir bilet kalmamıştı ama ben yine dostlarıma takılıyor ve şaka yapıyorum:
“Muhtemelen bende Türkiye’nin maçlarını tribünden değil, gideceğim evdeki televizyondan izleyeceğim” dediğimde de herkes katıla katıla gülüyor.
Ama bu dönemde Amerika’ya giderken içimde bir korku, bir endişe var.
Amerika işi o kadar sıkı tutuyor ki, bazı ülkelerin Milli takım futbolcularını dahi ülkeye almıyor ve büyük sıkıntı yaşatıyor.
Çok şükür yıllardır gidiyorum ve herhangi bir sıkıntı yaşamadım ama, hiç belli olmaz.
Çünkü orası Amerika…
ANLAYIŞLI OLMAK GEREKİR
Birçok kişi kuyumcu esnafını eleştiriyor ve altının ucuzladığı günlerde Kuyumcuların çeşitli bahaneler uydurarak altın satmadıklarını iddia ediyorlar.
Aslında şimdi altın almanın tam zamanı, çünkü fiyatlar düşük.
Bunu fırsat bilen vatandaşlar da kuyumculara giderek altın almak istiyorlar.
10 kuyumcudan 3’ü talepleri karşılarken geri kalan 7 kuyumcu ellerinde altın kalmadığını belirterek müşterileri geri gönderiyorlar.
Ve bu durum ciddi şekilde şikâyet ediliyor.
İyi güzel de kardeşim Kuyumcu eğer zarar edecekse, sattığının yerine yenisini koyamayacaksa neden altın satsın?
Hem siz şimdiye kadar altının çok yüksek olduğu dönemde bir kişinin kuyumculara gidip “bana pahalıya altın verin” dediğini duydunuz mu?
Onun için her şeyin bir dengesi olmalı.
Altın ucuzladı diye Kuyumculara haksızlık etmeyelim.