<div>Hayata en çok tutunan mevsim.Çiğ düşmüş çayıra benzeyen güzel yüzlü, hoş bir kadın gibi…Ömrümüzün hiç bitmeyecekmiş gibi gelen muhteşem yılları, gökkuşaklarıyla gelen yepyeni başlangıçlarımız.</div> <div>Yine yağdırıyor Mevlam. Camlarda, içlerine sığınma hissi uyandıran, yumuşacık kıvraklıkta izler bırakan yağmur damlaları… Ruhuma adeta masaj yapan bir dinginlik.</div> <div>Eski geleneklere göre, saçlarımızın ucundan bir tutam kesip de geride bıraktığımız yılın kötülükleri ve acıları yerine koyduğumuz tatlı anılarımız…</div> <div>Dışarıda havai fişekler baharın renklerinde.Neşeli, coşkulu zafer çığlıkları, naralar veeee… Şampiyonuz!</div> <div>Mart başından sonuna, hatta nisanın ilk haftasına kadar sol bileğimden inatla çıkarmadığım marteniçkam… Sonunda beyazı kırmızısına karıştı; uzun ömrün, sağlığın ve gücün en azından renkler bazında birbirine karıştığı o küçük bileklik…</div> <div>İç sesim, “E artık tamam; kırlangıcı da leyleği de gördün,” diyerek beni ikna etti. Sabah yarım saat erken çıkıp bir gül ağacı bulmaktı derdim. Kapıdan çıkar çıkmaz, merdivenin solunda buluverdim gülümü. Nasıl da büyüyüveriyor her şey şu mevsimde…</div> <div>Biliyorum, sen yavru ağzı açacaksın.</div> <div>Bilekliğimi tatlı, küçük bir seremoniyle çıkarıp; şükür ki henüz diken olup elime batamayan, tazecik, gevrek, gençlik yeşili filizlerin arasına yerleştiriyorum. Son ilmeği de, bir kilimin son dokunuşu gibi, nazar boncuğuyla birlikte sabitliyorum.</div> <div>Dileğimi önce iki kişilik tutuyorum. Sonra beş, on, yirmi kişi oluyor. Tüm aile, sülale, hastane, tüm aşiretler, tüm toplumlar, tüm şehirler, tüm milletler… Mezopotamya’nın tümü, Orta Doğu, Balkanlar, ülkemiz, deniz aşırı ülkeler, bütün dünya ve hatta bütün uzay için…</div> <div>Kısacık bir zaman aralığında, saatlerce sürecek kadar büyük bir umutla ve yürekle tutuyorum dileğimi. Sonra tutuyorum hastanemin yolunu.</div> <div>Nisan gelmiş. Batman’da geçen koskoca beş yıl… Çokça sevgi, çokça dua… Her ailenin bir annesi, bir kızı, bir ferdi olmak; olabilmek… Ve bütün bunlar için milyonlarca kez şükür.</div> <div>Yeni bir döngü başlıyor.</div> <div>Tiz bir gitar tınısında; özellikle COVID-19 günlerinden çok iyi hatırlayacağınız, dizi ve film sahnelerinde acil servislerde, yoğun bakımlarda yankılanan o ses gibi… Hastamın iyi olduğunu anlayacağım tizlikte, tatlı ve hayat dolu bir pulse, bir nabız sesi. Her ne zaman duysam içime huzur salan…</div> <div>İşte bu, hayatın hem başlayıp hem de sonlandığı aralık… Hem çok uzun hem de kısacık.</div> <div>Çalakalem de olsa bir şeyler dile getirmek için kalem tutmak isteyen bir ben…</div> <div>Etrafımda büyüyüp serpilen doğayı hiçbir zaman bu kadar derinden duyumsamamıştım. Vay canına, sanki her şey çılgınca oluyor… Havai fişekler, korna sesleri gibi; “Duy beni!” der gibi bütün doğa.</div> <div>Doğanın doğrulurken çıkardığı tüm çıtırtılar sarıp sarmalıyor beni. Her şey, her nabız atışı, her yerden işitiliyor sanki… Batman’ın bol yağışlarla yeni oluşan şelalelerini bile damarlarımda akan kan gibi hissedebiliyorum; ılık ılık, zaman zaman da serince…</div> <div>Yağmur yağıyor ince ince… Barajlarda, çaylarda kabaran sular… Limon çekirdeğinden gelişen limon fidanı… Muhteşem kokusunu muştulayan neşeli türküler… Ve çalıyor mizginler kapılarımızı, güzel günlere açılmak üzere…</div> <div>Şimdi hepimiz şampiyonuz. Tebrikler Petrolspor!</div> <div>Batman’a hoş geldin bahar…Hastalarımıza ellerimizden şifa ol…Dostlarımıza ve sevdiklerimize sağlık ve sevgiyle…</div> <div><span> </span></div> <div> </div>