Onu çocukluğundan beri tanıyordum. Bizden 5-6 yaş küçüktü. Eski Mehtap sinemasının yeri uçsuz-bucaksız bir tarla olduğundan ve etrafında yeni yeni yapılaşma başladığından bıyıkları yeni terlemiş gençler olarak buralarda gezerdik. Rahmetli Ahmet de oradan geçtiğimizde arkadaşlarını toplar ve bize “her biriniz 25’er kuruş vermezseniz sizleri bırakmayız” der, parayı almayana kadar da bizleri bırakmazlardı.
Sadece Ahmet’i değil, ailenin tüm erkeklerini tanıyordum. Baba merhum Şeyh Fahrettin Yıldız, ilmiyle, konuşması ve davranışıyla herkesin gönlünde taht kurmuştu. Onlarca talebesini yetiştirmek için çaba sarfeder, diğer zamanlarında da kitap okur, yazar ve ibadet ederdi.
Oğullarından en büyüğü olan merhum Abdurrahman Yıldız’dan başka Abdurrahim, Seyit, Sabri ve Salih de merhum Doktor Ahmet Yıldız’ın ağabey ve kardeşleriydi. Bundan dolayı aileyi en iyi tanıyanlardanım.
Ahmet Yıldız Doktor olduktan sonra özel hastanelerde Başhekimlik yaptı, sonra da Batman Devlet Hastanesi Başhekimliğine getirildi. Onun döneminde her şey şeffaftı ve kendisine yapılan kanunsuz talepleri elinin tersiyle itti. Dr. Yıldız ayrıca iyi bir aktivistti. Sabahları erken saatlerde çıktığı yürüyüşte herkes onu elinde bir poşetle yerdeki çöpleri topladığını görürdü. Yolda karşılaştığı kişilerle ayaküstü sohbet eder, onlara güzel hasletleri anlatırdı. Ve hayatı bu şekilde devam ederken bir gün rahatsızlanıp hastaneye kaldırıldı. Yapılan tahlillerde Dr. Ahmet Yıldız’a kanser teşhisi konuldu.
O bu hastalığa rağmen yılmadı, mücadele etti. Ankara’da başlayan tedavisi boyunca Başkentin en lüks otellerinden birinde aylarca kalıp hastane ile otel arasında mekik dokudu. Batman Eğitim Vakfı toplantısı için gittiğimiz Ankara’da arkadaşım Recep Kavuş’la birlikte Doktor’un konakladığı otele gidip onu ziyaret ettik. Ahmet Yıldız hasta olduğunu belli etmiyor ve kanseri yeneceği söylüyordu. Kendisini orada bırakıp biz Batman’a döndük. Bir ay sonra beni arayıp “sana müjde vermek istiyorum. Son tahlillerim yapıldı ve kanseri yüzde yüz atlattığım tespit edildi, bu yüzden çok mutluyum, bir müddet sonra Batman’a geleceğim” dedi.
Ve Batman’a geldi. Bir müddet kaldıktan sonra yakın zamanda İstanbul’a gitti. İstanbul’a ne için gittiğini bilmiyorum ama Çarşambayı Perşembeye bağlayan gece Dr. Ahmet Yıldız rahatsızlanıyor ve Acıbadem hastanesine götürülüyor. Kalp krizi geçirdiği belirlenen Ahmet Yıldız yapılan müdahalelere rağmen geri götürülemiyor ve Doktor hayatını kaybediyor.
Perşembe günü saat 17.00’den sonra cenazesi Batman’a getirilen ve burada toprağa verilen Dr. Ahmet Yıldız’ın vefatı herkesi üzdü. “Beklenmeyen bir ölüm” olarak değerlendirilen vefat nedeniyle Batmanlılar hem cenazesinde, hem de külliyedeki taziyesinde büyük bir kalabalık oluşturdular.
Aynı zamanda milletvekili Ferhat Nasıroğlu’nun da halasının oğlu olan Dr. Ahmet Yıldız için herkes ağız birliği yapmışçasına “çok iyi bir insandı” diyorlar. Gerçekten de çok iyi bir insandı. Kültürlü ve insan ilişkilerinde ileri derecedeydi. Bir süre yurt dışında kaldığı için de yabancı dili gayet iyiydi.
Sabaha kadar merhumun iyiliklerinden söz etsek, yaptıklarını anlatsak onu geri getiremeyeceğimizi biliyoruz. Üzüntümüz böylesine değerli insanların erken gitmesidir ama, takdir-i ilahi kuralına da saygı gösterip ona rahmet dilemekten başka bir şey yapamayacağımızı biliyoruz.
Arkadaşımız Dr. Ahmet Yıldız’ın vefatından büyük bir üzüntü duymuş bulunmaktayım. Ben de hayatta kaldığım ve aklıma geldiği sürece hep onun güzel hareketlerini hatırlayacağım ve onu güzelliklerle yad edeceğim. Sevgili Ahmet’i kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyim. Kendisine Allah’tan rahmet dilerken, ailesi ve yakınlarına da taziyelerimi iletiyor ve kendilerine sabırlar temenni ediyorum.
Hoşça kalınız.


Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir