Ana içeriğe geç
Deniz Şanlı
Deniz ŞanlıKöşe Yazarı

Gül Güzeli mi dersin

Güz Güzeli mi?

Gül Güzeli mi dersin

 Güz Güzeli mi?

Bu yazıya Leman Sam’ın sesinden “Gül Güzeli” eşlik etsin…

Elini son defa yanağıma koy
İstemiyorsan giderim giderim

Yağmur damlalarıyla dokunuyor gökyüzü yanaklarıma, saçlarıma

Bulutlar saçlarıma inmiş.

Serin bir sonbahar akşamında söz
İsmini unutur silerim silerim

Sonbaharın bile ilkbahar olası gelmiş

Hüzünlü ağlayışları terk etmiş.

Güneşli ufuklara yollanmış yelkenliler

İster gökyüzü olsun ister Deniz

Söylesene ne fark eder?

Uğruna döktüğüm gözyaşlarım için
Yağmurdan özür dilerim dilerim

Peki siz bilir miydiniz?

Her genç veya genç kalmış

Henüz hayatında coşkulara bulanamamış bir hastam değiştirdiğinde âlemini

Fırtınalı bir okyanusun ortasında yapayalnız kalmış bir yelkenlide bulurum kendimi.

Tek başınalığımı giyindiğimde o güvertede, ölüm her hücreme yürürken

Çaresizliğimin soğuk ateşi zangır zangır titreterek sarar her yanımı.

Gözyaşlarım mı okyanus damlaları mı daha tuzludur anlayamadan

Yelkenlinin fırtınayla savrulan yelkeni kopup yerinden sarmalar beni

Kızıl karanlıklara boyayan bir bayrak gibi.

Morgdan omuzlarda cenaze arabasına yüklenirken yeşil tabut, getirir beni kendime.

Ah, yaralara merhem olamamış olmanın hüznü!

Eğer bir masal perisi girerse rüyalarına
Öldü dersin gül güzeli tılsımını kaybetti

Neyse ki biraz biraz anlıyorum şimdi.

Her zaman da açmaz güneş.

Her zaman da ışımaz her yer.

Bazen griler olur, beyazlara karalar çalınır yer yer.

Hayatta tüm renkler ve hisler ebruli olup birbiriyle raks eder.

Yağmurlar okşuyor boynumu,

Şah damarımdan beynime akan kan nehrine

‘’Ak benim gibi!’’ der gibi.

Ak düşen saçlarım,

Sanki her biri sicim gibi yağan gök yaşlarım.

Aaa yağmıyormuş meğer yağmurlar.

Göçer adım geçerken gökten kuşlar.

Beni katıp rüzgârlarına gezdirdiler diyar diyar

Süzülüverdik ırmakların, yeşilden sarıya çalan her nevi ağacın, taşın, kayanın üzerinden

Bilmezdim, bunu da bilmezdim

Var mıydı bunca kızıl, bakır?

Kızılın içimde uyandırdığı coşku

Bana diyor ki ‘’Durma. Haykır!’’

Kuruttuğum kızıl gülleri alıp
Senin için senden geçerim geçerim.

Ahh köpükleri sıçradı taşkın Dicle’nin saçlarıma

Nasıl olduysa birden taşındım İstanbul semalarına

Martılar mı?

Onlar yine bildiğiniz gibi çığlık çığlığa!

 

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın