<div></div> <div>Her zaman Batman’dan İzmir’e tatile gidilecek değil ya.</div> <div>Berfinler de yaz tatilinde Batman’a gittiler. Veysi, memleketini ve arkadaşlarını çok özlemişti. Aliş, zaten oradaydı çünkü Sare, sadece Veysi ile ilgilenmek istemişti. Sare de uzun yılların sonunda aslında İzmirli değil de Batmanlı olduğunu anlamıştı ve Batman’ı ve Batman’daki sevdiklerini çok özlemişti. Eskilerde hemencecik gelmek istediği Kuşadası’ndaki yazlığın yerini Batman’daki evleri almıştı. Sitedeki söğüt ağacını merak eder olmuştu; dalları ve uzun, ince yaprakları, acaba ne kadar uzanmıştı yerlere?</div> <div>Alt katlarındaki Ayten Hanım’ın kızı, güleç yüzlü Şeyma da bu yaz evlenirdi herhalde; sitenin hemen altındaki elektronik mağazasının sahibinin oğluyla. İstemesinde oradaydılar. Tuzlu kahveyi yapmasına yardım etmişti Sare.</div> <div>Öğretmen arkadaşları da daha izine çıkıp da şehirden dağılmadan orada olacağı için onları da görebilecekti. Nejla; en candan sevdiği. En çok onunla anlaşırdı. Eşini, daha evliliklerinin altıncı ayında sabah uyandıramamıştı kadıncağız. Nejla, sabahları iki küçük çiçek demetiyle gelirdi mutlaka. Biri öğretmenler odasındaki küçük, kırmızı bir vazoya, diğeri de sınıfının öğretmen masasındaki kupaya konulurdu. Kupa ve kırmızı, küçük vazo, bazen leylak bazen nergis, bazen yasemin bazen de hanımeli açardı.</div> <div>Berfin, sabahın erken saatlerine rağmen alttan ısıtmalı fırın gibi çalışan sıcak hava dalgasında etekleri uçuş uçuş midi, pembe elbisesiyle kitabevine doğru aceleyle yola koyuldu. Saçlarını savururken ‘yıllardır hep aynı’ diye düşündü. Ters yöne doğru yürümeye başladı birden. Güzellik salonunun içine girerken içeri ve dışarı arasındaki en az 10 derecelik sıcaklık farkı, pelteye dönmeye hazırlanan bedenini sıkılaştırdı ve kendine getirdi. En neşeli sesiyle;</div> <div>-Merhabalar Erdem Abi, dedi Berfin.</div> <div>Koyu kestane bonus saçlı, Latin futbolculara benzeyen Erdem Bey;</div> <div>-Hoş geldin güzellik! Nasılsın? Gel bir öpeyim gel canım benim. Nasılsın? Nasıl gidiyor? Annenler nasıl, baban nasıl oldu? İzmir nasıl? derken</div> <div>-Abi ya, yine soru bombardımanında kaldım diye bir kahkaha patlatıverdi Berfin. Soğuk bir şeyler içmeden hayatta konuşmam deyip kuruluverdi gri kadife koltuklara; sarı, kare yastıkları belinin arkasına destek yaparak.</div> <div>-Ayşen! Kızım, bol buzlu bir latte getir bakalım.</div> <div>diyerek içeri seslendi müşterisinin artık kesiminin sonlarına doğru olduğu anlaşılır şekilde küt, ıslak kumral saçlarını çabuk çabuk ince bir tarakla bir tarayıp bir kırtikçik ucundan keserken. Gerçekten kesilip kesilmediğine takıldı Berfin.</div> <div>Terlikli ayaklarını zar zor sürüye sürüye buzlu latte ile gelen Ayşen, belli ki hiç uyanamamış.</div> <div>-Kızım git bir elini yüzünü yıka da kendine gel dedi Erdem.</div> <div>Karşı koltukta saçlarını kestirmek istemeyen bir ufaklık. Annesinin dördüncü ama ilk kız çocuğu. Annesinin elleri öylesine alışık ki belki de on bininci kez terden, dondurmadan ve meyve suyundan ıslanmış üstünü başını değiştirdi çabuk hareketlerle. Çocuğun uzun, dalgalı ve karışık saçları t-shirtün içinde kalmış; annesi çıkarmaya çalışırken ağlama perdesini artırdıkça artırdı.</div> <div>Berfin, hemen çocuğun ve annesinin imdadına yetişti. Çantasından çıkardığı birkaç şekeri uzatıverdi kız çocuğuna.</div> <div>-Hey! Bak neler var burada!</div> <div>Çocuk, hemen susup Berfin’e doğru yöneldi paytak paytak. Avucundan kapıverdi şekerleri ve annesine göstermek için annesinin kucağına doğru neşeyle zıpladı. Annesi;</div> <div>-Hadi annem teşekkür et ablaya. Ne güzelmiş şekerler! dediğinde az önce neden o kadar çok ağlaştığımızı çoktan unuttuk bile.</div> <div>-Merhabalar! diyerek içeri otuzlarının sonlarında, henüz hiç işlem görmemiş bol mimikli yüzüyle, kaşları güneşten çatık ve gözleri de içerinin ışığına alışmaya zorlanan, kalın sesiyle kendinden emin bir hanım girdi. Beline kadar uzanan dalgalı, kumral, ince telli saçları olan, uzunca boylu, zayıf ama geniş omuzlu, iri ve sağlam görünümlü Meral. Beyaz bir crop ve açık mavi, bol paça, ince bir kot pantolon, altına da kaba görünümlü spor ayakkabılar giymiş. Hızlı hızlı gelip oturdu Berfin’in yanına ve kol çantasını da hemen yanına savurdu.</div> <div>-Meralcim hoş geldin! Ne o kız, yoksa bizi de mi döveceksin rakiplerini dövdüğün gibi dedi Erdem.</div> <div>-İlahi Erdemcim ya! diyerek bir kahkaha patlatıverdi. Bugün çok ama çok özel bir gün!</div> <div>-Ne o, yoksa senin uzatmalı? </div> <div>-Evet. Evet. Evet! Bugün nişanımız var! deyip yerinde zıplayıp oturuverdi. Erdem,</div> <div>-Berfincim bu görmüş olduğun hatun, Güney Doğu’da kadınlar kick boks şampiyonu hem de spor eğitmeni olup ben deyim on sen de tam on beş yıldır uzatmalı sevgilisiyle bugün nişanlanıyormuş. şeklinde bir açıklama yaptı Berfin’e dönerek. Ardından müşterisini Ayşenle saç yıkamaya gönderirken Meral’e</div> <div>-Canım benim çok çok tebrik ediyorum! dedi ve sımsıkı kucaklaştılar. Sonra yine Berfin’e dönüp</div> <div>-Berfincim sana n’apıyoruz? Hah tamam anladım. Saçlarının önüne şöyle güzel bir kâkül kesip çerçeve halinde pembe, bakır, eflatun ve morumsu ışıltılar atacağım. Gel başlayalım hemen dedi.</div> <div>Saçlarındaki paketlerle dışarıdaki koltukta kitabını okumaya başladığında Berfin, Meral’in de saçlarının maşası, makyajı bitmiş ve simli, dekolte bölgesi taşlı, saks mavisi, satenden tek kollu abiye elbisesini giymişti. Elinde lame clutch çantası ve yine lame topuklu abiye ayakkabıları ile Meral, Berfin’in yanına oturdu.</div> <div>-Sonunda bitti. Ohh be! dedi Meral.</div> <div>-Ne kadar güzelsiniz dedi Berfin. Maşallah. Mutluluklar dilerim.</div> <div>-Çok teşekkürler canım. Darısı başına! dedi Meral, en aydınlık gülümsemesiyle.</div> <div>-Ferdi, oğlum be. Bize iki adet sade kahve. Hadi, Meral Abla’nın sevdiği gibi diyerek yanlarına çıktı Erdem. Sen ne içersin Berfincim? dedi ancak Berfin bir şey içmek istemedi. Anlatsana nasıl oldu? diye Meral’e döndü Erdem.</div> <div>-Hani diyordum ya sana bu benden bir soğudu sanki, başka birileri var gibi. Uzun süre, birkaç ay arayıp sormadı beni. ‘Allahım bir bilsen o kum torbaları benden neler çekti!’ dedi muzipçe gülerek. Bir yandan takip ediyorum tabii uzaktan da olsa. İzmir’deydi ya o zamanlar. Hahh dedim sonunda İzmirli bir güzele kaptırdım adamı. Sonra duydum ki tamamen Batman’a taşımış işlerini. Bizim Hasan var ya ortak arkadaşımız, dedi ki umduğu gibi gitmemiş İzmirli ile. Sonra da bu ümitsiz aşkından mı kaçmış nedir tam bilmiyorum valla zaten o da beni hiç mi hiç ilgilendirmez. Geçenlerde bir de baktım bir mesaj geldi bundan. ‘Konuşalım mı?’ diye yazmış. Bin kere okudum aslında ve üzerine bin kere düşündüm. Yazdım yazdım, sildim. Sonra sadece ‘Tamam’ yazdım diyerek bir kahkaha patlatıverdi. Neyse buluştuk sonra. Nasıl özlemiştim ya keratayı. Affettim tabii ama hemen bozuntuya vermedim. İkinci buluşmada çok az romantik bir şekilde evlenme teklif etti. Havalara uçtuğumdan romantikmiş değilmiş hiç takılmadım. Erdem’in gözlerinde bir yorum yokladı Meral. Sanki ‘Yapma be kızım’ diyorlardı ama neyse ne. Valla Erdem, ben onsuz yaşayamıyordum zaten. Ölüyordum! Boğuluyordum! ‘Offf!’ diye derin bir nefes verdi. Boynundaki ‘Y’ harfli kolyeyi sımsıkı tutarak ‘Çok şükür!’ dedi.</div> <div>-Sen bilirsin tabii. Neyse. Ne güzel. Maşallah, maşallah dedi Erdem. Berfincim şu pakete bir bakayım diyerek Berfin’in saçındaki paketlerden birinin eflatun boyasını açıp inceledi dikkatle. Hahh olmuş. Hadi kalk da yıkasınlar saçlarını dedi.</div> <div>Berfin’in saçları yıkandı. Fönü çekildi. Aynadaki görüntüsünden oldukça hoşnut, savurdu saçlarını. Başını önce öne doğru eğip sonra da şöyle bir arkaya doğru atıp hacimlendirdi. Uçuştu etekleri, çaldı zilleri. Ücretini ödedi ve Erdem ve Meral’in olduğu tarafa doğru gidip hoşça kalın demek istedi. </div> <div>Çalıyordu meşhur düğün şarkısı:</div> <div>‘’Benim kocam Kıymalı börek, portakallı cheesecake </div> <div>Çikolata, pankek Ye, ye, ye, doyamazsın!’’</div> <div>güzellik salonu çalışanlarının ve her iki tarafın da kadın akrabalarının alkışları eşliğinde Meral ve sessiz ama vakur, lacivert takım elbisesi içinde gösterişli bir adamın yan yana fotoğraf ve videoları çekiliyor, canlı yayınlar yapılıyordu. </div> <div>İçinden hemen oracıkta göbek atmak geldi Berfin’in. En güzel gülümsemesiyle Meral’i tebrik etti tekrar. </div> <div>-Erdem Abicim ellerine sağlık! dediği sırada hayatında en çok kalbini kırmış olan kişiyle hatta tek kişiyle göz göze geldi. Köpüklü dalgalar gibi gülümsemesi de bir anda çekiliverdi deniz kızının yüzünden.</div> <div>Berfin, benim kocam! hengamesi arasında hayatının can kırıklarını saçlarındaki ışıltılara katıp savurarak koşar adımlarla oradan uzaklaştı…</div>