<div>Sare, apartmanın merdivenlerinden ayak seslerini duydu Berfin’in koşturmacalı. Emekli olalı beri, evet, tamam, evde yine işleri pek çoktu ama çok özlüyordu alıştığı Batman’daki ev düzenini. Bazen Seher’in ona seslendiğini duyuyordu. Kapı çalınca Batman’daki komşusu Halime Hanım, dibek kahvesi içmeye geldi sanıp heyecanlanıyordu. ‘Sare Hocam!’ diye bir ses çalınıyordu kulağına aniden. Kapıyı açtığında al al yanaklı, gülümseyen, kara gözlüsünü gördü. Turuncu-yeşil bir enerji girdi sanki içeri; ev aydınlandı.</div> <div>-Anneciğim, babacığım! Bugün neler oldu neler! Baksanıza şuna. Size bir video göstereceğim. Hemen salondaki üçlü, bej, pofuduk koltuğa sığıştılar.</div> <div>Videoda çok kalabalık, çok hareketli bir amfi görünüyor; bol uğultulu. Gençler önce geyik halinde; şu kaç para kazanır, bu kaç para kazanır oğlum ya? Yok canım daha neler. Gülüşmeler oluyor filan ve o arada Berfin ayağa kalkıyor, mikrofonu kapıyor hırsla.</div> <div>-Arkadaşlar! Benim babam yıllardır hastanelerde tedavi görüyor biliyor musunuz? Önce kalp yetmezliği sonra kalp nakli. Hayatında tam iki kez ölümden bize döndü. Ben onun gibi hastalara yardım etmek, hayatlarını kurtarmak istiyorum. Kesinlikle Kalp damar cerrahı olmak için buradayım!</div> <div>deyince amfide çılgın bir alkış kopuyor, ıslıklar çalınıyor. Video binlerce izlenmiş şimdiden.</div> <div>Sevgiyle öptüler güzel kızlarını.</div> <div>-Babacım kontrolüne seni ben götüreceğim haftaya deyip ensesinden öptü babasını Berfin. Ellerini yıkayıp üstünü değiştirmeye gitti odasına.</div> <div>-Hadi ben de zeytinyağlı dolma yapıyorum akşama deyip mutfağa geçti Sare.</div> <div>Veysi, kendisi için ufak bir hastane odasına dönüştürülmüş odasına çekildi usulca. Şekerleme yaptı biraz. Veysi uyanınca yemeklerini yediler. Alicikle görüntülü konuştular. Şengül Halası, bugün ona ıslak kek yapmış; beraber boyama yapmışlar. Yarın da Eyüp Amcası ile futbol oynayacaklarmış.</div> <div>-Ooo iyisin Aliş! dedi Berfin.</div> <div>-Tamam dedi Aliş, hemen sıkıldı. Telefonu halasına bırakıp içeri çizgi film izlemeye gitti. Şengül,</div> <div>-Kız Yengoşum ya beni bir arasan ya sonra dedi. Sare,</div> <div>-Hımm tamam canım. Olur tabii. Görüşürüz deyip manidar gülümseyerek kapattı telefonu. Veysi duymamazlıktan gelip de bıyık altından gülerken Berfin de hemen</div> <div>-Amaan yine ne oldu acaba? diye söylenmeye başladı. Veysi,</div> <div>-Afiyet, bal şeker olsun. Ellerine sağlık Karıcığım deyip odasına geçti yeniden.</div> <div>Odasında şiirler dinliyor; gözleri kapalı. Gençliği, gençlikleri dolanıyor zihninin koridorlarında. Arada serin esen rüzgârla ferahlıyor gece. Veysi, bir taraftan da sağlıklı olduğu ısrarla söylendiği için daha önce hiç sevmediği halde yeşil çayını yudumluyor; Sare tarafından güzelleştirilmek üzere buz, zencefil, bal ve limonla taçlandırılmış. Yine de kaçak çayla bir olur mu bu yahu?</div> <div>Berfin, şehrin ışıkları, yakamoz ve denizin bütün oynaşan ışıklarına dalmış, dalmış da dalmış…</div> <div>Salıncakta bir deniz kızına dönüşüp pulları hah işte o simden mavi, yeşil, pembe parlıyor gecede mora dönen. Aklında ise kendisi gibi denizlerde yaşamayı reddedip insanlığa geri dönen…</div> <div>Sare, arkadan gelip güzel kızının saçlarını koklaya koklaya öpüp içine soluyunca en derininden dünyası onun oldu.</div> <div>Omuzlarını kaldırıp uykudan uyanırcasına gerindi Berfincik kedileri Minnoş gibi. Gözlerini oğuştururken protez tırnaklarının içine saklandı gözyaşları. Zoraki bir gülümseme takındı ve anneciğine bir öpücük attı.</div> <div>-Aaaa! En sevdiğim! Karamelli, çilekli milkshake; tam da dünyasının tadında.</div> <div>Geçip fiskos masasının kenarındaki sandalyeye ilişti Sare; öylesine bir gece gibi davranmaya çalışıyor. Günlerdir ağzını arıyor güzel yavrusunun ama o hep ayrı havalardan çalıyor. Coşkuyla anlatılan bir sürü olay var gerekli gereksiz ama ‘O’ yok dillerde.</div> <div>-Bebeğim, yarın Karşıyaka Çarşı’ya gidelim mi? Anne-kız takılırız biraz. Ne dersin? Hafta sonu hem?</div> <div>Yok yankı bulmadı karşı tarafta. Sare; geceyi biraz dinledikten sonra derin bir nefes çalıp geceden, ilk kez Sema Moritz’den dinlediği ‘Hasret’i söylemeye başladı:</div> <div>O gözler benim ağlar, eskisinden yabancı, gönlümdeki bu sevda, hiç bitmeyen bir acı…</div> <div>Berfin, saklamıyor artık.</div> <div>Kimsesiz karanlıklar, derdime şifa verin, kalbimdeki yaralar, daha çok derin…</div> <div>Gece, yapış yapış nem yetmiyormuş gibi hıçkırıklara bulandı.</div> <div>Metilen mavisi seruma karıştı; göğe çalındı; biraz da deniz nasibini aldı.</div> <div>Veysi’nin hayatı gibi usul usul kayarcasına geçişini izlediği vapur ışıkları; Berfin’in gözlerinde damlalarla ve Sare’nin kadife sesiyle büyüdükçe büyüdü.</div> <div>Veysi, balkon kapısı pervazına başını yaslayıp kızının ilk aşkına tanık olmanın ohh be gitmeden bunu da yaşadığımın huzuru içinde kirpiklerinin nemini hissetti onca neme rağmen.</div> <div>Kapı çalınca gecenin içinde çınlayan zil sesini, hayatının iki kadını arkalarını dönüp kendisine merakla bakınca ancak algılayabildi…</div> <div> </div> <div> </div> <div> </div>