Ana içeriğe geç
Medeni Yiğit
Medeni YiğitKöşe Yazarı

KİBİR İNSANI KÜÇÜLTÜR

Günde beş defa minarelerden ‘’Allah’u ekber ‘’ (Allah en büyüktür) nidasıyla ezana başlanır.

KİBİR İNSANI KÜÇÜLTÜR

Günde beş defa minarelerden ‘’Allah’u ekber ‘’ (Allah en büyüktür) nidasıyla ezana başlanır. Namaz için kamet getirildiğinde ‘’Allah’u ekber ‘’ sözleriyle başlanılır. Namaza dururken ‘’Allah’u ekber’’ deyip namaza giriş yaparız. Namaza durduğumuzda bir rükünden başka bir rükne geçerken Allah’u ekber deyip geçiş yaparız. Yani Allah’ı yücelterek eğiliriz. Bu kadar sık tekrarladığımız bu kelime bize bir hakikati haykırıyor; büyük olan Allah’tır kendini büyük görme. Yüce olan Allah’tır kendini yüceltme. Kısaca Allah’u ekber cümlesi bize kibirlenmemeyi gururlanmamayı tabir yerindeyse bize haddimizi bildiren muazzam bir kelimedir.

İmam gazali ihya’da şöyle der: Allah ve Resulü karşısında büyüklük taslayan Araplara iman ve namaz birlikte emredilmiştir. ‘’namaz dinin direğidir’’ denilir. Namazda onu dinin direği yapan sırlar vardır. Bu sırlardan biri de tevazu niyetiyle saygı için ayakta durmak, rükû ve secdeye eğilmektir. Eskiden Araplar eğilmekten hoşlanmazlardı. Öyle ki, birinin elinden kamçısı düşse almak için eğilmez, ayakkabısının bağı çözülse eğilip bağlamazdı. Araplarda secde şeklinde yere kapanmak tam bir küçülme ve alçalma sayıldığı için gururlarının kırılması, kibirlerinin yok edilmesi ve kalplerinde tevazuun yerleşmesi gerekiyordu. Bunun için secde yapmakla görevlendirilmişler, aynı görev diğer insanlara da yüklenmiştir. Zira rükû, secde ayakta durma tevazu erdeminin gerektirdiği uygulamalardır.

“Secde et ve rabbine yaklaş” (Alak 19)

"Kulun Rabbine en yakın olduğu an, secde anıdır." (Ebu Davud, Nikâh, 40.)

Secde Allah’a karşı saygı, itaat ve tevazuun en mükemmel ifadesi, insanın mânen Allah’a en çok yaklaştığı andır. Resûl-i Ekrem, “Kulun rabbine en yakın olduğu an secdeye varmış olduğu andır; secdede duayı çokça yapın” buyurmuş (Müslim)

Secde, tevazu ve Allah’a kulluğun zirve noktasıdır. İnsan en kıymetli azası olan yüzünü ayaklarla çiğnenen ve hakir görülen toprağa sürmektedir. Secde anı zilletin en son noktasıdır. Kulun ubudiyetini ve Rabbinin rububiyetini itiraf ettiği andır. Buradan da anlaşıldığı üzere kulun en mütevazı olduğu an(secde) Allah’ a en yakın olduğu andır. Tevazu göstermeden Allah’a yaklaşmamız mümkün değildir.

Kibriyle değerleneceğini, kıymet göreceğini zanneden kişi toplumda tam aksiyle karşılık bulur. Kibirli insan sarımsak yiyen kişiye benzer kötü kokusuyla herkes ondan uzaklaşmak ister. Bir hadiste Allah resulü şöyle buyurmuştur: “Kim Allah için alçak gönüllü olursa Allah onu yüceltir; kim büyüklük taslarsa onu da alçaltır” (Müsned, III, 76; İbn Mâce, “Zühd”, 16)

Kibir, gerçeği inkâr etmek, hakkı kabul etmemek ve insanları küçümsemek, hor görmektir (Müslim,). Kibir insanı zalimler arasına sokar (Tirmizî, “Birr”, 61); cehennemliklere mahsus başlıca kötü huylardan biridir (Buhârî, Müslim). Kıyamet gününde kendini beğenmiş kimseler Hz. Peygamber’den uzak kalacaklar (Tirmizî, “Birr”, 71), böbürlenip çalım satanlar Allah’ın ilgi ve merhametini kaybedeceklerdir (Buhârî,Müslim). Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse cennete giremeyecektir (Müslim,). Özellikle son hadis, kibrin ne kadar kötü bir huy olduğunu gösteren bir delil olarak konuyla ilgili bütün kaynaklarda zikredilir. Gazzâlî bu hadisi açıklarken özetle şu görüşlere yer verir: Kibir cennete girmeye engeldir; çünkü insanın müminlere yaraşır huylar kazanmasını önler; halbuki bu huylar cennetin kapıları demektir. Kibir cennetin bütün kapılarını kapatır; zira kibirli kişi kendisi için istediğini başkaları için isteyemez (Gazzâlî, III, 344). Söz konusu hadiste ifadenin hayli ağır olmasını dikkate alan bazı âlimler, buradaki kibirle “Allah’a karşı büyüklenme ve O’na boyun eğip kulluk etmeyi kendine yedirememe” anlamının kastedildiğini belirtmişlerdir. Aynı hadis, “Kıyamet gününde müminler kalpleri kibirden arındırıldıktan sonra cennete girebileceklerdir” şeklinde de yorumlanmıştır (İbnü’l-Esîr, IV, 5). (isam kibir mad.)

Mütekebbirler, dünyada haksız yere büyüklendikleri için, ahirette“yaptıklarına tamamen uygun bir ceza” ile karşılık göreceklerdir. Nasıl ki eğri bir çubuğu düzeltmek için aksi istikâmette bükmek gerekirse, kibirli insanları bu kötü vasıftan temizlemek için de onları iyice küçültüp hakir kılmak lâzımdır. Dolayısıyla dünyada büyüklenen insanlar, ahirette sûreten insana benzemekle birlikte, karınca kadar küçük olacaklardır. Son derece zelîl ve aşağılık mahluklar hâline getirilecekler, Allah onlara hiçbir kıymet vermediği için insanlar ayaklarıyla üzerlerine basıp geçecek, bütün mahşer halkının hesabı görülünceye kadar onları çiğneyeceklerdir. (Heysemî, X, 334)

 

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın