?>

İlahi Devrim ve “Kâbe’de Hacılar Hu Der”

Öğr. Gör. Selman Tür

5 saat önce

Bazen bir cümle, uzun nutuklardan daha güçlüdür.

İşte tam da bu noktada bir Anadolu evladı çıkıp "Kabe'de hacılar Hu der" diyerek çocuklara "hav hav" dedirtenlerin ağababalarının yüzlerce, binlerce yıllık planlarını altüst edip devrim yaptı. Ha sadece bu topraklarda mı elbette değil, “Kâbe’de Hacılar Hu Der” bugün Çin sokaklarından tutun İspanya bandolarına kadar dünyanın dört bir yanında insanların dilinde!,

Vallahi güneş doğudan doğduğu kadar batıdan da doğuyor artık!

Bazen tek bir söz, yıllardır süren tartışmaların ortasına düşer ve herkesi kendi hakikatiyle yüzleştirir. İşte Celal Karatüre’nin dillendirdiği “Kâbe’de hacılar Hu der” ifadesi tam da böyle bir söz oldu.
Tarih boyunca bu topraklar sadece siyasi zaferlerle değil, inanç yürüyüşleriyle şekillendi. Muhammed Alparslan Malazgirt’te Anadolu’nun kapılarını açtığında mesele yalnızca bir savaş değildi; bir medeniyetin adımıydı. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettiğinde de hedef sadece bir şehir değil, bir çağın ruhuydu.
Bugün “ilahi devrim” diye tarif edilen tartışmanın merkezinde de aslında aynı ruh meselesi var. “Kâbe’de hacılar Hu der” cümlesi, bir slogandan ibaret değil. Bu söz; Anadolu’nun irfanını, tasavvuf geleneğini, Allah’ı anarken söylenen o derin “Hu” nefesini hatırlatıyor. Hu; kalpten gelen bir zikir, bir teslimiyet ifadesi.
Son yıllarda eğitim politikalarından kültürel düzenlemelere kadar birçok alanda “yeni devrimler” konuşuldu. Kimi uygulamalar alkışlandı, kimileri eleştirildi. Ancak görüldü ki milletin değer dünyasıyla örtüşmeyen hiçbir düzenleme kalıcı olmuyor. “Gün gelecek devrim devrimi devirecek” sözü belki de tam burada anlam kazanıyor. Çünkü “Kâbe’de Hacılar Hu Der” lafzı devrimi devirdi, çünkü halkın vicdanına yaslanmayan her proje, ilk ciddi rüzgârda savruluyor.
Bu ülke bin yıldır ezan sesiyle uyanıyor. Ramazan geldiğinde sofralar kuruluyor, minarelerden selâ yükseliyor. İnsanlar hapşurduğunda “elhamdülillah” diyor. Ve bütün bunlar olurken laiklik de, devlet düzeni de ayakta kalmaya devam ediyor. Eğer bir sistem, bir çocuğun dilinden dökülen “elhamdülillah” sözü ile sarsılacak kadar zayıfsa, burada sorgulanması gereken inanç değil; o sistemin kendine güvenidir.
“Kâbe’de hacılar Hu der” demek, kimseye meydan okumak değildir. Bu söz; bir kimliğin inkâr edilemeyeceğini hatırlatmaktır. Müslüman bir toplumun çocuklarına Kur’an’ı öğretmesi, peygamberini anlatması, ezanı sevdirerek büyütmesi bir tehdit değil; sosyolojik bir gerçektir.
Bin yıldır bu topraklarda ezan sesi yükseliyor! Vallahi ezana da Ramazana da, oruca da, İslam’a da tahammül edeceksiniz.
Ne yapılırsa yapılsın, hangi kavram yeniden tanımlanırsa tanımlansın; bu millet kendi mayasını inkâr etmeyecektir. Çünkü bu toprakların hamurunda inanç var. O hamur bir kez yoğrulmuşsa, onu başka bir kalıba zorla sokmak mümkün değildir.

Son söz yine aynı cümlede düğümleniyor:

“Kâbe’de hacılar Hu der”, Ve Anadolu’da çocuklar, inançlarıyla büyümeye devam eder.
YAZARIN DİĞER YAZILARI