?>

ABD/İSRAİL-İRAN SAVAŞINDA MANŞETLERİN DİLİ

Öğr. Gör. Selman Tür

4 saat önce

Başlığın dili, gerçeğin kendisini gölgelediğinde, hakikat artık sadece olan bitenle değil, nasıl anlatıldığıyla da şekillenir. Bugün yaşanan tam olarak budur.
Ortadoğu’da bir füze ateşlendiğinde sadece hedefler değil, kelimeler de vuruluyor. İran bir karşılık verdiğinde manşetler “İran saldırdı” diye bağırıyor. Ama aynı coğrafyada İsrail bombalar yağdırdığında kullanılan ifade bir anda yumuşuyor: “İsrail vurdu”, “operasyon düzenledi”, “hedefleri bombaladı.” Kelimeler sanki taraf tutuyor, cümleler adeta safını belli ediyor.
Bu bir dil meselesi değildir sadece; bu, bilinçli bir algı inşasıdır.
“Saldırı” kelimesi, hukuksuzluğu, tehditkârlığı ve meşruiyet eksikliğini ima eder. “Vurmak” ya da “bombalamak” ise teknik bir eylem gibi sunulur; neredeyse sıradanlaştırılır. Böylece bir taraf suçlu ilan edilirken, diğer tarafın yaptığı eylem meşru bir güvenlik refleksi gibi paketlenir. Oysa gerçekler bu kadar basit değildir.
Eğer ortada bir saldırı varsa, bu tanım herkese eşit uygulanmalıdır. Eğer bir ülkenin eylemi “saldırı” ise, diğerinin yaptığı da aynı kelimeyle anılmalıdır. Aksi halde gazetecilik değil, propaganda yapılır.
Basının görevi güçlünün dilini tekrar etmek değil, gerçeğin dilini kurmaktır. Ama bugün görüyoruz ki birçok medya kuruluşu, kelimeleri bile politik tercihlerle seçiyor. Bu da halkın doğru bilgiye ulaşmasını engelleyen en büyük bariyerlerden biri haline geliyor.
Kelimeler masum değildir. “Saldırı” dediğinizde bir suçlu yaratırsınız. “Operasyon” dediğinizde ise o suçu örtbas edersiniz. İşte bu yüzden kullanılan dil, atılan bombalar kadar etkili, hatta bazen daha yıkıcıdır.
Eğer gerçekten bağımsız bir basından söz edeceksek, önce bu çifte standardın ortadan kalkması gerekir. Aynı eyleme farklı kelimeler kullanmak, gerçeği eğip bükmekten başka bir şey değildir.
Bugün basının önünde çok net bir tercih var: Ya hakikatin tarafında duracak ya da kelimeler üzerinden yürütülen bu kirli oyunun bir parçası olmaya devam edecek.
Unutulmamalıdır ki, savaşlar sadece sahada değil, manşetlerde de kazanılır. Ve bazen bir kelime, bir füzeden daha fazla iz bırakır.
YAZARIN DİĞER YAZILARI