Ramazan ayı, sadece takvim yapraklarında yer alan bir zaman dilimi değil; vicdanların dirildiği, merhametin çoğaldığı, paylaşmanın bereketlendiği müstesna bir mevsimdir. Çok şükür ki bu mübarek günlerde Batman’ımızda yaşanan tablo, bizlere umut veren, göğsümüzü kabartan bir dayanışma örneği sunmaktadır.
Başta İHH İnsani Yardım Vakfı, Cansuyu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Umut-Der, Türk Kızlayı ve Hayrat İnsani Yardım Derneği olmak üzere kıymetli sivil toplum kuruluşlarımız Ramazan’ın başından itibaren adeta iyilikte yarışıyor. Kent merkezinde kurulan iftar sofralarından, beldelerde dağıtılan gıda kolilerine; ilçelerimizden en ücra köylerimize kadar uzanan yardım eli, bu şehrin vicdanının ne kadar diri olduğunu bir kez daha göstermektedir.
Bir koli erzak, belki maddi karşılığı küçük bir destektir; fakat kapısı çalınan bir hanede, o koli yalnızca gıda değil, umut demektir. Bir yetimin başının okşanması, bir ihtiyaç sahibinin halinin sorulması, bir yaşlının kapısının çalınması… İşte bütün bunlar Ramazan’ın ruhunu diri tutan hasletlerdir. Bu kuruluşlarımız, sadece yardım dağıtmıyor; aynı zamanda kardeşlik hukukunu yeniden inşa ediyor, toplumsal bağlarımızı güçlendiriyor.
Öte yandan gözümüzün önünde adeta bir ateş çemberine dönen coğrafyamızda, komşu ülkelerde yaşanan dramlar yüreğimizi yakmaya devam ediyor. Savaş, zulüm ve istikrarsızlık sebebiyle vatanlarını terk etmek zorunda kalan, muhacir olarak ülkemize sığınan mülteci kardeşlerimiz de bu iyilik seferberliğinin önemli bir parçasıdır. Asırlardır bu toprakların mayasında olan ensar-muhacir ruhu, bugün de canlılığını korumaktadır.
İslam geleneğinin merhamet ve adalet anlayışı, sadece sözde değil, fiiliyatta da kendini göstermektedir. 800 yıllık Osmanlı medeniyetinin dünyaya gösterdiği şefkat yüzü, bugün bu yardım kuruluşlarımızın çalışmalarıyla yeniden hayat bulmaktadır. Irkına, diline, mezhebine bakmadan ihtiyaç sahibine uzanan her el; bu kadim medeniyet tasavvurunun yaşayan bir tezahürüdür.
Batman’da yürütülen bu faaliyetler bizleri ziyadesiyle mutlu etmekte, geleceğe dair umutlarımızı artırmaktadır. Gençlerin gönüllü olarak sahada yer alması, hayırseverlerin infak yarışına katılması, esnafın, iş insanının, memurun, emeklinin imkânı ölçüsünde katkı sunması; bu şehrin mayasının sağlam olduğunu göstermektedir. Bu dayanışma kültürü, sadece Ramazan’la sınırlı kalmamalı; yılın her gününe yayılan bir bilinç haline gelmelidir.
Bu vesileyle, başta ismini andığımız kuruluşlar olmak üzere emeği geçen tüm gönüllülere, bağışçılara ve hayırseverlerimize yürekten teşekkür ediyorum. İyiliği büyüten, umudu diri tutan, kardeşliği pekiştiren her bir çalışmanın kıymeti büyüktür.
Rabbim yaptığınız hayırları kat kat kabul eylesin, ecrinizi misliyle versin. Bu şehirde ve bu ülkede merhamet sancağını yere düşürmeyenlerden eylesin. Çünkü biliyoruz ki; iyilik çoğaldıkça umut büyür, umut büyüdükçe yarınlar daha aydınlık olur.