Ekren, suçun oluşması için kanunda aranan şartların ve özellikle halk arasında endişe, korku veya panik yaratma saikinin somut delillerle ortaya konulması gerektiğine dikkat çekti.
Bir haberin sonradan yanlış olduğunun anlaşılması, gazetecinin doğrudan hapis cezasıyla karşı karşıya kalacağı anlamına gelmiyor. Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 217/A maddesi kapsamında düzenlenen halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçunun oluşabilmesi için haberin gerçeğe aykırı olması dışında, kanunda belirtilen diğer unsurların da gerçekleşmesi gerekiyor.
Avukat Özer Alişan Ekren, konuya ilişkin hukuki değerlendirmesinde, haberin yanlış çıkması ile ceza sorumluluğunun doğmasının birbirinden farklı meseleler olduğunu belirterek ifade özgürlüğü ve haber verme hakkının korunması gerektiğine işaret etti.
HER YANLIŞ HABER SUÇ DEĞİL
TCK'nın 217/A maddesine göre, sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığıyla ilgili gerçeğe aykırı bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kişi hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.
Ekren, suçun değerlendirilmesinde haberin gerçeğe aykırı olup olmadığının yanı sıra yayının içeriğinin, sunuluş biçiminin ve yapıldığı dönemin koşullarının da dikkate alınması gerektiğini belirtti.
Bir açıklamanın çok sayıda kişiye ulaşması veya kamuoyunda tepki oluşturması, tek başına suçun oluştuğunu göstermiyor. Yayının kamu barışını bozmaya elverişli olup olmadığı ve kişinin hangi amaçla hareket ettiği, diğer delillerle birlikte değerlendirilmek zorunda.
HABER İLE YORUM BİRBİRİNDEN AYRILMALI
Gazetecilik faaliyetlerinde olaylara ilişkin somut bilgilerle yorum ve eleştiriler aynı haberde yer alabiliyor. Ancak gerçeğe aykırılık incelemesinde maddi iddialarla değer yargılarının birbirinden ayrılması gerekiyor.
Örneğin bir kentte sokağa çıkma yasağı ilan edildiğine ilişkin iddia doğrulanabilir bir bilgi niteliği taşırken, böyle bir kararın gerekli, haksız veya ölçüsüz olduğuna yönelik değerlendirmeler yorum kapsamında ele alınıyor.
Ekren'e göre haberin doğruluğu değerlendirilirken yalnızca sonradan ortaya çıkan bilgilerle hareket edilmemeli. Haberin yayımlandığı tarihte mevcut olan bilgiler, kaynağın güvenilirliği ve gazetecinin doğrulama imkânları da göz önünde bulundurulmalı.
Bu çerçevede, haberin yayımlandığı andaki koşulları esas alan görünür gerçeklik ölçütü önem taşıyor.
KAMU BARIŞINI BOZMA TEHLİKESİ SOMUTLAŞTIRILMALI
Suçun oluşması için gerçeğe aykırı bilginin kamu barışını bozmaya elverişli biçimde yayılması gerekiyor. Kamu barışının fiilen bozulmuş olması şartı aranmasa da her tartışmalı veya tepki çeken açıklamanın bu kapsamda değerlendirilmesi mümkün değil.
Anayasa Mahkemesi, 8 Kasım 2023 tarihli ve E.2022/129, K.2023/189 sayılı kararında, kamu barışını toplumun farklı kesimlerinin barış ve güven içinde bir arada yaşamasını sağlayan düzenle ilişkilendirdi.
Mahkeme, gerçeğe aykırı bilginin kamu barışını bozmaya elverişli olduğuna ilişkin değerlendirmenin hangi delillere dayandığının yargı makamlarınca gerekçelendirilmesi gerektiğine işaret etti. Kararda, ilgili düzenlemeye yönelik iptal istemi reddedildi.
Ekren, mahkûmiyet kararlarında haberin gerçeğe aykırılığını ortaya koyan delillerle kamu barışını bozmaya elverişliliğini gösteren nedenlerin ayrı ayrı açıklanmasının önem taşıdığını belirtti.
YARGITAY'DAN GAZETECİLİK FAALİYETİNE İLİŞKİN KARAR
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 29 Şubat 2024 tarihli, E.2023/4112 ve K.2024/1966 sayılı kararında, Tatvan'da bir çocuğa yönelik cinsel istismar iddiası ile şüphelilerin mesleklerine ilişkin bilgileri sosyal medya hesabından paylaşan gazeteci hakkındaki mahkûmiyet kararı ele alındı.
Dosyada gazetecinin yetkililerle yaptığı görüşmelerin ardından bilgilerin eksik veya yanlış olabileceğini açıkladığı, düzeltme mesajları yayımladığı, ilk paylaşımını kaldırdığı ve kamuoyundan özür dilediği belirtildi.
Yargıtay, haber verme hakkını kullanırken suç işleme kastının ve sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratma saikinin bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet hükmü kurulmasını hukuka aykırı buldu. Daire, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı bozdu.
ESKİ PAYLAŞIMI YENİDEN YAYIMLAMAK DA İNCELENİYOR
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 15 Aralık 2025 tarihli, E.2025/2906 ve K.2025/10621 sayılı kararında ise 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından bir iş merkezinin enkazında özel harekâtçıların bulunduğu ve binanın altında işkence merkezi olduğu yönündeki ifadeleri içeren başka bir kullanıcının paylaşımını yeniden yayımlayan sanık hakkındaki dava değerlendirildi.
Daire, ilk paylaşımı yapan kişinin kimliğinin belirlenmesi, hakkında soruşturma veya kovuşturma yürütülüp yürütülmediğinin araştırılması ve dava açılmışsa ilgili dosyanın getirtilmesi gerektiğine hükmetti.
Bu araştırmalar tamamlanmadan mahkûmiyet kararı verilmesini eksik inceleme olarak değerlendiren Yargıtay, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı bozdu.
BASIN VE YAYIN YOLUYLA İŞLENMESİ CEZAYI ARTIRABİLİYOR
TCK'nın 218. maddesi, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçunun basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde cezanın yarı oranına kadar artırılmasını öngörüyor. Bununla birlikte haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları açısından kanunda istisna düzenlemesi de bulunuyor.
Ekren, gazeteciler dışındaki kişilerin açıklamalarının da haber verme ve eleştiri hakkı kapsamında aynı ölçütlerle değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
İSTATİSTİKLER NE SÖYLÜYOR?
TBMM Adalet Komisyonunun 23 Ekim 2024 tarihli toplantısında yapılan açıklamaya göre, TCK'nın 217/A maddesinin yürürlüğe girmesinden sonra 4 bin 188 soruşturma dosyası açıldı. Bu dosyaların 2 bin 5'inde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilirken 395 kamu davası açıldığı bildirildi.
Aynı açıklamada, 2023 yılı ile 2024 yılının ekim ayına kadarki dönemde 149 beraat ve 12 mahkûmiyet kararı verildiği kaydedildi.
Türkiye Gazeteciler Sendikasının Mayıs 2026 tarihli raporunda ise gazeteciler hakkında başlatılan 113 soruşturmanın 29'unun kovuşturma aşamasına taşındığı, açılan davaların 15'inde ilk derece mahkemelerince beraat kararı verildiği belirtildi. Raporda, bir başka davada ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararının ardından istinaf incelemesi sonucunda beraat kararı verildiği de aktarıldı.
Rapora göre Mayıs 2026 itibarıyla TCK'nın 217/A maddesindeki suçtan kesinleşmiş bir ceza hükmü bulunmuyordu. Ekren'in Ekim 2026 itibarıyla yaptığı açık kaynak taramasında da bu suçtan verilen bir mahkûmiyetin esastan onandığı bir Yargıtay kararına rastlanmadı.
HABERİN YANLIŞ ÇIKMASI İLE HAPİS CEZASI AYNI ŞEY DEĞİL
Ekren, gerçeğe aykırı bir yayının düzeltilmesi, koşulları oluştuğunda tazminat sorumluluğu doğurması ve hapis cezasıyla sonuçlanmasının farklı hukuki ölçütlere tabi olduğunu belirtti.
Kamu barışına yönelik tehlikeler karşısında, kanunda aranan şartlar gerçekleştiğinde ceza hukukunun devreye girebileceğini ifade eden Ekren, bir haberin yalnızca sonradan yanlış çıktığı gerekçesiyle cezalandırılmasının kamuoyunu ilgilendiren gelişmelerin haberleştirilmesi üzerinde caydırıcı etki yaratabileceğine dikkat çekti.
Ekren'e göre TCK'nın 217/A maddesi uygulanırken suçun tüm unsurlarının titizlikle incelenmesi, hem kamu barışının korunması hem de haber verme özgürlüğünün güvence altına alınması açısından önem taşıyor.







Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir