Son yıllarda sosyal medyada yayılan “bulutlar çalındı” iddialarını bilimsel temelden yoksun şehir efsaneleri olarak nitelendiren Doğan, geçmişte yaşanan kuraklık ve olağanüstü hava olaylarını da gündeme taşıdı.
İklim değişikliği, küresel ısınma ve yağış rejimlerindeki değişimler tartışılmaya devam ederken, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Batman Şube Başkanı Ebubekir Doğan konuyla ilgili kapsamlı bir değerlendirmede bulundu. Doğan, iklim olaylarının yalnızca insan faaliyetleriyle açıklanamayacağını savunarak güneş hareketleri, okyanus akıntıları, doğal iklim döngüleri ve jeolojik süreçlerin de değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
BATMAN’DAKİ YAĞIŞLAR VE DOĞAL DÖNGÜLER
Batman ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde son iki yılda sonbahar yağışlarının erken başladığına dikkat çeken Doğan, bu yağışların tarımsal üretim açısından olumlu sonuçlar doğurduğunu belirtti.
Yağışlarla birlikte toprak neminin arttığını ve üreticilerin uzun süredir beklediği nem koşullarının oluştuğunu kaydeden Doğan, meteorolojik olayların değerlendirilmesinde bölgesel farklılıkların ve doğanın kendi dinamiklerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini dile getirdi.
“BULUTLAR ÇALINDI” İDDİALARI BİLİMSEL TEMELE DAYANMIYOR
Son yıllarda sosyal medyada yayılan, ülkelerin uydu sistemleri aracılığıyla bulutları yönlendirdiği veya yağışları engellediği yönündeki iddialara da değinen Doğan, özellikle ABD ile İran arasındaki gerilimler üzerinden ortaya atılan “bulutların çalındığı” söylemlerinin bilimsel ve teknik bir dayanağının bulunmadığını belirtti.
Doğan, hava olaylarının bu tür komplo teorileriyle açıklanamayacağını ifade ederek, dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan kuraklıkların da bu iddiaların gerçekçi olmadığını gösterdiğini savundu.
OKYANUS AKINTILARI VE DOĞAL ETKENLERE DİKKAT ÇEKTİ
İklim sisteminin çok sayıda değişkenden etkilendiğini belirten Doğan, ormansızlaşma, okyanus akıntıları, El Niño ve La Niña olayları ile kutuplardaki soğuk su kütlelerinin hareketlerinin yağış rejimleri üzerinde etkili olduğunu kaydetti.
Doğan, dünya tarihinin farklı dönemlerinde büyük iklim değişimleri ve doğal felaketler yaşandığını hatırlatarak geçmişteki bu olayların iklim sisteminin uzun dönemli değişkenliğini ortaya koyduğunu ifade etti.
GEÇMİŞTEKİ KURAKLIK YILLARINI ANLATTİ
Açıklamasında geçmişte yaşanan kuraklık dönemlerine ilişkin aile büyüklerinden dinlediği anlatılara da yer veren Doğan, 1939 yılında yaşanan kuraklık ve kıtlık dönemini örnek gösterdi.
Birinci Dünya Savaşı yıllarına ilişkin aile büyüklerinden aktarılan anlatılarda ise 1914-1917 döneminde uzun süre yağış görülmediği ve üçüncü yılın yaz aylarında kar yağdığı bilgisinin yer aldığını belirtti.
Doğan, sanayileşmenin henüz bugünkü boyutlara ulaşmadığı dönemlerde de olağanüstü hava olaylarının yaşandığını, bu nedenle geçmişteki iklim kayıtlarının ve sözlü tarih anlatılarının da değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ TEK BİR NEDENE İNDİRGENMEMELİ
Çevrenin korunması, ormanların ve su kaynaklarının muhafaza edilmesinin insanlık için hayati önem taşıdığını vurgulayan Doğan, iklim değişikliğinin yalnızca fosil yakıtlar ve karbon salınımı üzerinden ele alınmasının eksik kalacağını ileri sürdü.
Doğan, güneş sistemi, gezegensel hareketler ve uzun dönemli doğal döngülerin de araştırılması gerektiğini belirterek iklim olaylarının çok yönlü bilimsel çalışmalarla değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.












Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir