Bu memlekette neler oluyor, gerçekten anlamakta zorlanıyorum. Son 10-15 gün içerisinde yayımladığımız haberlere dönüp baktığımızda insanın içi ürperiyor, yüreği daralıyor. Bahis operasyonunda yakalanan 103 kişi, 8,5 milyar liralık yasa dışı para hareketi, Jandarmanın takibiyle yakalanan 13 firari, ele geçirilen kilolarca esrar, eroin, metamfetamin ve uyuşturucu haplar… Bir de aynı hafta sonunda yaşanan iki intihar! Bütün bunlar bir araya geldiğinde insan ister istemez soruyor: Batman’a ne oluyor, biz nereye gidiyoruz?
Bir zamanlar huzuruyla, insanlığıyla, dayanışmasıyla öne çıkan bu şehrin böylesine ağır olaylarla gündeme gelmesi hepimizi düşündürmeli. Elbette suç işleyenler yakalanacak, hukuk gereğini yapacak. Jandarmamızın firarileri yakalamak için yürüttüğü çalışmalar da takdiri hak ediyor. Polisimizin ve Jandarmamızın uyuşturucuyla mücadelesi önemli. Ancak yalnızca suçluları yakalamakla yetinirsek, bu olayların neden bu kadar arttığını anlamaya çalışmazsak yarının sorunlarını bugünden önleyemeyiz.
Bir düşünün, Batman merkezli ve 10 ili kapsayan bir soruşturmada 8,5 milyar liralık para hareketinden söz ediliyor. Bahis ve kumar birilerine kazanç sağlıyor gibi görünse de kaybedenlerin sayısı da az değil. Kolay para kazanma hayaliyle yola çıkan nice insan, bir süre sonra kendisini borcun, çaresizliğin ve çıkmazın içinde bulabiliyor. Gençlerimizin alın teriyle, emeğiyle gelecek kurmak yerine kısa yoldan zengin olma hayaline kapılması hepimizi endişelendirmeli.
Uyuşturucu meselesi de artık görmezden gelinecek noktayı çoktan aştı. Yol kontrollerinde, otobüslerde ve farklı güzergâhlarda peş peşe ele geçirilen uyuşturucular, tehlikenin ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor. Bu zehir yalnızca onu taşıyanın ya da satanın meselesi değildir. Bir gencin hayatını, bir annenin umudunu, bir babanın yıllarca verdiği emeği ve bir ailenin geleceğini karartabilir. Uyuşturucudan para kazanmak isteyenler, başkalarının hayatlarından neler götürdüklerini hiç düşünüyorlar mı?
Öte yandan, Batman’daki cezaevlerinde yaşanan kapasite sorunu da üzerinde durulması gereken başka bir gerçek. Hükümlü ve tutukluların yatacak yer sıkıntısı yaşadığı, bazı kişilerin nöbetleşe uyumak zorunda kaldığı yönündeki haberler, meselenin ulaştığı boyutu ortaya koyuyor. Suçla mücadele elbette şarttır; ancak cezaevlerinin koşulları da insan onuruna yakışır biçimde düzenlenmeli, kapasite sorunu kalıcı çözümlerle ele alınmalıdır.
Fakat bütün bu olayların arasında yüreğimizi en çok acıtan, genç yaşta hayatına son veren insanlarımızdır. Geçtiğimiz hafta sonunda iki kişinin yaşamını yitirmesi, hepimizi derin bir üzüntüye boğdu. O insanların hangi sıkıntıları yaşadığını, hangi acıları içinde taşıdığını belki hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz. Çünkü bazen insanın yüzündeki gülümsemenin arkasında kimsenin bilmediği fırtınalar kopar. Bir insanın yaşadığı çaresizlik, çoğu zaman ancak onu kaybettikten sonra anlaşılmaya çalışılır. Oysa önemli olan, insanlarımızı kaybettikten sonra üzülmek değil, hayattayken onların sesini duyabilmektir.
Türkiye Çevre ve Orman Derneği Genel Başkanı Rıdvan Söylemez’in aynı gün yaşanan iki intiharın ardından yaptığı açıklamada herkesi sorumluluk almaya ve yetkilileri göreve çağırması da bu açıdan önemlidir. Artık yalnızca üzüntümüzü dile getirmekle yetinmemeliyiz. Aileler, eğitimciler, yerel yöneticiler, ilgili kurumlar ve sivil toplum kuruluşları bir araya gelerek gençlerin sorunlarını dinlemeli, ruhsal destek hizmetlerini güçlendirmeli ve yardım istemeyi kolaylaştırmalıdır. İnsanların kendilerini yalnız ve çaresiz hissetmedikleri bir şehir için hepimize görev düşüyor.
Batman’ın gençleri bizim geleceğimizdir. Onları bahis masalarında, uyuşturucunun pençesinde ya da çaresizliğin karanlığında kaybetmek istemiyoruz. Ne gençlerimizin yasa dışı yollardan para kazanma uğruna hayatlarını karartmasını ne de yaşadıkları sıkıntılar karşısında umutsuzluğa kapılmasını kabul edebiliriz. Ancak yalnızca istemekle de yetinemeyiz; konuşmalı, dinlemeli, önlem almalı ve çözüm üretmeliyiz.
Batman zor bir dönemden geçiyor. Bu şehirde yaşayan herkesin artık kendisine şu soruyu sorması gerekiyor: “Çocuklarımızı, gençlerimizi ve geleceğimizi korumak için ne yapıyoruz?”Sorunları görmezden gelerek, her olayın ardından birkaç gün üzülüp sonra hayatımıza devam ederek bir yere varamayız.
Ben Batman’ın kötü anılmasını istemiyorum. Gençlerimizin adli olaylarla değil başarılarıyla, uyuşturucuyla değil emekleriyle, intihar haberleriyle değil yaşama sevinçleriyle gündeme gelmesini istiyorum. Bunun için de yetkililerin, ailelerin ve toplumun el ele vermesi gerekiyor.
Çünkü kaybettiğimiz her can, yalnızca bir ailenin değil, hepimizin kaybıdır. Daha fazla üzülmeden, daha fazla ocağa ateş düşmeden ve daha fazla gencimizi kaybetmeden harekete geçmeliyiz. Batman bunu hak etmiyor. Bizim gençlerimiz de umut dolu, huzurlu ve güvenli bir geleceği hak ediyor.
Hoşça kalınız.

Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir