Çoğumuz, çocukken yılların asırlar gibi geldiğini ancak yaşlandıkça günler kadar kısa olduğunu, göz açıp kapayıncaya dek geçip gittiğini hissederiz. Bu sadece bir his mi yoksa bunun arkasında bir matematik var mı? Haydi, kahveniz hazırsa biraz özlemini duyduğumuz yılların asırlar gibi gelmesinin arkasındaki nedene bakalım.
İnsan zihni evreni mutlak ölçülerle değil, oransal ve göreceli bir pencereden algılar. Demek istediğim şu: Elinizde 100 gr ağırlık varken 10 gr kaybolduğunda bunu hissedebilirsiniz ama 10 kg ağırlık varken 10 gr kaybolduğunda bunu fark etmekte güçlük yaşarsınız. Çünkü algımız mevcuda oranla çalışır. İlkinde %10, diğerinde %0,1’lik bir değer kaybı vardır. İşte buna Weber - Fechner Yasası denir. Bu psikofiziksel yasa hayatımızda o kadar etkilidir ki her birimiz istesek de istemesek de buna maruz kalırız. Nasıl mı, diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Diyelim ki yeni kurulan bir devlette tek bir fabrika bulunuyor. Eğer yeni bir fabrika kurulursa fabrikalaşma oranı %100 olur. Ancak 100 fabrika bulunan bir devlette yeni bir fabrika yapılırsa fabrikalaşma oranı %1 olur. Bir devlet başkanı bunu kendi lehine kullanarak ne kadar büyük işler yaptığını iddia edebilir. Ya da 25 liradan 5 lira indirim yapıldığında indirim oranı %20 olurken 125 liradan 5 lira indirim yapılırsa önemsiz denebilecek bu indirim oranı %4 olacaktır. Yani (İstenen) / (Tümü) hesabı. Mağazalar düşük fiyatlı ürünlerde yaptığı bu indirimlerle müşterilerde çok yüksek indirimler yaptığı algısını yaratabilir. Başka bir manipülasyon tekniğiyle devam edelim. Birisi 2 milyonluk bir araç satın alırken yanında alacağı 20 binlik bir paspas ona önemsiz gelir. Ne de olsa 2 milyon harcamış, 20 bin liraya mı bakacak? Oysa otomobil olmasaydı aynı değerdeki televizyon fiyatlarını haftalarca araştırırdı. Biraz durup düşünürsek, devasa bir satışın yanında önemsiz gibi görünen bu satışların, satıcıların asıl karını oluşturduğunu anlarız.
Diyelim ki 15 liralık bir kalem alacaksınız ama 10 dk. ötede bu kalemin 5 liraya satıldığını öğrendiniz. 10 lira tasarruf etmek için 10 dk. yürür müsünüz? Şimdi bunu biraz değiştirerek sorayım. 125 liralık bir elbise alacaksınız ama 10 dk. uzaklıkta 115'ye satıldığını öğrendiniz. Yine o yolu yürür müsünüz? Burada her iki senaryoda da harcanan çaba (10 dk.) ile tasarruf edilen miktar (10 lira) aynı. Ancak zihnimiz ilk senaryoda %66'lık bir indirim olduğunu ve yürümenin mantıklı olduğunu siz farkında olmadan hesap eder. İkinci senaryoda ise %8’lik önemsiz bir indirim olduğunu algılar.
Pazarda 5 liralık maydanozun hesabını yapan beynimiz, devasa alışverişlerde bir anda milyarder hayırsevere dönüşür. Ne ironi ama.,.
Sistemin nasıl çalıştığını anladıysak bunun zaman üzerindeki etkisini de görebiliriz. Aklımız her yeni zaman dilimini geride bırakılan toplam ömürle kıyaslar. 5 yaşındaki çocuk için 1 yıl ömrünün %20'sini oluşturur. Bu ne demek biliyor musunuz? 60 yaşındaki birinin 12 yılı demek (12 / 60 = %20). Çocuğa 12 yıl gibi gelen bu 1 yıl, 60 yaşındaki birisi için %2'den bile daha az. Yani çabucak geçen bir zaman. 5 yaşındaki çocuğun %2'lik ömrü 0,1 yıl, yani 36,5 güne denk geliyor. Ne kadar ilginç değil mi?
Çocukken yaz tatilinin bitmesini beklemek bir ömür sürerken, şimdi göz kırpıyoruz Ocak, iki kez “hapşuruyoruz” Aralık oluyor.
Bundan 20 yıl önce bir paradoksla karşılaşmıştım. Bir adam 1000 tane buğday tanesi taşıyabiliyorsa o zaman 1001 tanesini de taşıyabilir. Ne de olsa bir buğday tanesi çok hafiftir. 1001'i taşıyabilen 1002'yi de taşıyabilir ve bu böyle devam eder. Peki ama hangi aşamadan sonra buğday yığını "ağırlaşmaya" başlar? İşte burada Weber, bir uyaranın şiddetindeki değişimin algılanabilmesi için gereken en küçük farkın (Fark Eşiği) orijinal uyaranın büyüklüğüyle orantılı olduğunu anlamıştır.

Fechner ise Weber'in bu denklemini bir üst seviyeye çıkararak algılanan duyusal şiddetin denklemini yazmıştır. Bir ses şiddetindeki değişimde bu formülden yararlanılır.

Tüm bunlardan anlaşılıyor ki, yukarıda anlattığım hislerimizin ve bizi yönlendiren duygularımızın arkasında bir matematik yatmaktadır. Evet, günün sorusuna gelelim: “İnsanların %2’lik bir değişimi fark ettiğini gören deneyimli bir kuyumcu, müşterinin elindeki 500 gramlık altın külçeden bir miktar tıraşlamak istiyor. Müşterinin bunu fark etmemesi için külçeden ne kadar çalması gerektiğini bulabilir misiniz?”
Önceki Sorunun Cevabı: Kareköklerin içindeki sayılar negatif olamaz. Sorun buydu.
Selametle.

Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir