Profesör bir öğrenciyi kürsüye çağırıp;
- Anlat dersi, demiş.
Öğrenci başlamış anlatmaya.
- Şimdi kürsünün üstüne çık, devam et.
Öğrenci kürsüye çıkıp devam etmiş.
- Kürsünün üstüne bi sandalye koy, üstüne çık devam et.
Öğrenci denileni yapmış.
- Şimdi sandalye üstüne tabureyi koy, devam et.
Öğrenci artık düşmemek için dengesini kontrol ederek konuştukça dediklerinde
tutarsızlıklar başlamış.
Hoca dersi bitirmiş: "İnsan yükseldikçe
dediklerinde tutarsızlıklar olur, çünkü artık beyin söyleneni değil, bulunduğu yerden düşmemeyi önceler."
Çok anlamlı ve güzel bir fıkra gibi geliyor ama bundan ders çıkarması gerekenler var.
Kimler mi?
Özellikle ilimizdeki bazı kurumların yöneticileri.
GERÇEKLERİ YAZAMAZSINIZ
Lokantalara gidiyorum, yediğim her şeyin parasını veriyorum. Gittiğim yerlerle ilgili haber, yorum ve paylaşım yapmak istiyorum ama bu 50 yıldır mümkün olmadı.
Çünkü ben iyi gördüğüme iyi, iyi görmediğime de “iyi değil” demek istiyorum.
Gerçekten de isim yapmış bazı lokantalarımız lezzet açısından, kalite açısından, hijyen ve fiyat açısından iyi değiller ama bunu yazamıyorsunuz.
Düşünün böyle bir şey yazdığınızda başınıza neler gelebilir. Onu düşünmek bile istemiyorum. Onun için “gurme” olarak gittiğiniz işletmeleri beğenmeseniz de beğenmiş gibi davranmak zorundasınız.
En doğru şey nedir biliyor musunuz?
Gittiğiniz yeri her açıdan beğendiyseniz, bunu yazmaktan kaçınmayın ve o işletmenin hakkını verin.
Başta da söylediğim gibi, çok iyi iş yapmalarına rağmen beğenilmeyen yerler de var. Bu konuda benim tavrım net. Hiçbir şekilde o lokantayı kötülemem ama, bir daha da gitmem.