<div>Pek çok özelliklerle donatılan insanoğlunun düşünce yapısında <strong>yasakların merak uyandırması</strong> gibi erişilemeyen ya da ulaşılamayan isteklerin de cazip olması söz konusudur. Uğrunda çokça çaba harcadığımız, sahip olmak için maddi-manevi bedeller ödediğimiz herhangi bir şey bizim için <strong>kusursuz ya da kusursuza</strong> yakındır. Bu yüzden zihnimiz o şeyi daha değerli addeder ve ona daha derin anlamlar yüklemektedir. Bu motivasyon ile o hedefe kilitlenir, onu elde etme arzusu ile yanıp tutuşur. O şeye sahip olmadan gerçek mutluluğu tadamayacağını düşündürür ve her ne olursa olsun o amacı gerçekleştirmek saplantılı bir şekilde kişiyi harekete geçirir.</div> <div>Hedefe ulaşamayan ya da istediğini elde edemeyen kişide <strong>derin hayal kırıklığı</strong> oluşabilir. Çünkü tüm arzusu ile başarabileceğine inanmış ve bu arzu artık kişide takıntı haline de gelmiş olabilir. Kişi bu durumda kendini acımazsızca suçlayabilir ya da sonucu kabullenemeyebilir. Çünkü tüm enerjisini o yöne kanalize etmiştir ancak sonuç maalesef beklediği gibi gerçekleşmemiştir.</div> <div>Amacına ulaşan, istediği şeye kavuşan, istediği şeyi elde eden kişi bu durumda bunun hazzını doyasıya yaşamaktadır. Amaçlanan şey, sosyal veya duygusal bir konu olabilir bununla birlikte bir eşya da ya da bir araç da olabilir. Ancak kişi elde ettiği bu şeylere karşı zamanla <strong>duyarsızlaşabilir, eskisi gibi değer atfetmeyebilir</strong>. Hal böyle olunca uğruna yoğun emekler sarf ettiği şeyin bir süre sonra sıradanlaştığı gözlenmektedir. Bundan sonra kişi artık daha fazlasını isteyecek, arzu eşiğini yükseltecek ve kendisine yeni amaçlar-hedefler edinecektir. Hep dahasını isteme ya da dahasına sahip olma arzusu kişinin elinde olanlarla yetinmemesine ve bunları görmezden gelmesine neden olacaktır.</div> <div>Hâlbuki istekler sınırsızdır, <strong>kişi gerçek mutluluğu araçlara bağladığında sürekli koşmak zorunda kalacak, elindeki ve çevresindeki imkânlar ve güzellikleri görmezden gelmesine neden olacaktır.</strong> Tam olarak burada bizi <strong>“çok şeye sahip olmak mı yoksa az şeye ihtiyaç durmak mı paradoksu beklemektedir.”</strong> İnsan doğası gereği isteklerini ve arzularını ertelemekte ve bunlara ket vurmakta zorlanabilir ancak denge üzerine bir hayat kurmak, aşırılıklardan kaçınmak bu anlamda çok önemli olacaktır. </div>