<div>Kültürümüzde bayramların yeri her zaman çok ayrı olmuştur. Bayramlar yalnızca, takvimlerdeki tatil gününden ibaret değildir, daha derin anlamlar taşımaktadır. Ramazan süresince bir ay boyunca kendi içimize döndükten, <strong>“Bu yıl da orucumu hakkıyla tutabilir miyim” "Acaba bu yıl da sabredebilir miyim?"</strong> diye kendimizi denedikten sonra gelen bayram sabahının tadı bambaşkadır. İnsan psikolojisinin dinamiklerini gözler önüne koyduğumuzda, aslında hepimiz o bayram sabahını büyük bir coşkuyla karşılarken bir nevi <strong>başarı sertifikamızı</strong> da alıyoruz. "<strong>Bu yıl da başardım, Ramazan sürecini elimden geldiğince gücüm yettiğince ihya etmeye çalıştım, irademe sahip çıktım"</strong> demenin verdiği başarmışlık duygusu, bayram kahvaltısının ilk çayıyla birleşince yerini muazzam bir rahatlamaya bırakmaktadır.</div> <div> Modern hayat bizleri öyle bir koşturmacanın içerisine koydu ki, bazen sadece kendi küçük dünyamızda yaşıyor gibi hissediyoruz. Ama bayramda kapı çaldığında ya da o meşhur aile whatsApp grubuna bildirimler düştüğünde, yalnız olmadığımızı ve bir yere ait olduğumuzu hatırlıyoruz. İnsan ruhu için <strong>"Ben buradayım ve birilerinin parçasıyım"</strong> demek, en az ekmek-su kadar hayati bir ihtiyaçtır. Bayram ziyaretleri, sadece el öpmek değil ve muhabbet etmek değil; aynı zaman da görünmez sosyal bağları yeniden kuvvetlendirmek ve birlikte aynı ortamı paylaşarak <strong>farklılıkları zenginlik</strong> görmektir.</div> <div> Hepimiz insanız ve herkesin içinde biriktirdiği ufak tefek kırgınlıkları mutlaka vardır. Bayram günleri, bu yükleri bırakmak için bize çok zarif bir bahane sunar. <strong>"Bayramdır, uzatmayalım"</strong> demek, aslında karşımızdakini affetmekten çok, kendi ruhumuzu o öfke hapishanesinden çıkarmaktır. Küslük bitince gelen o <strong>kuş gibi hafifleme hissi</strong>, işte o gerçek bir bayram hediyesidir. Bu bağlamda affetme duygusu insanlara bahşedilmiş en güzel duyguların başında gelmektedir.</div> <div>Evet, bazen o kalabalık sofralarda gözümüz bir sandalyeyi boş görür, içimiz cız eder. <strong>"Nerede o eski bayramlar?"</strong> cümlesi aslında bir şikâyet değil, eski bayramlara duyulan kocaman bir özlemdir. Ama bu burukluk bile değerlidir; çünkü bize sevmeyi, hatırlamayı ve köklerimizi unutturmaz. Bayramlar bu yönüyle değerlendirildiğinde kıymeti daha fazla artacak ve bayramların iyileştirici gücü gerçek manada ortaya çıkacaktır.</div> <div><strong>Bu duygu ve düşüncelerle Ramazan Bayramınızı en kalbi duygularımla tebrik eder, sağlıklı, mutlu, keyifli ve huzurlu bir bayram geçirmenizi dilerim</strong>.</div>