<div><strong>“Dikkat Kırılabilir"</strong> ibaresi, aslında toplumda hemen hemen içinde taşıdığı o hassas mekanizmaya, yani <strong>psikolojik kırılganlığa</strong> yapılmış zarif bir uyarı levhasıdır. Bir kişiye bu etiketi yapıştırdığınızda, ona yaklaşan ve iletişim kuran kişiden özel bir <strong>dikkat, nezaket ve temkin</strong> beklersiniz. Ancak günümüzde sosyal ilişkilerde bu durum çoğunlukla görmezden gelinmektedir.<strong> </strong>Çoğu zaman insanlar iş işten geçtiğinde, ancak birileri ruhunuzu incittiğinde <strong>"keşke üzerinde yazsaydı"</strong> diye kendilerini haklı çıkarmaya çalışırlar.</div> <div> Psikolojik açıdan kırılabilir olmak, bir zayıflık değil, <strong>yüksek bir duyarlılık, aşırı hassaslık ve anlamlı bir derinlik</strong> göstergesidir. Bazı insanlar, olayları daha derin işler, duyguları daha keskin hisseder ve <strong>empati kapasiteleri</strong> daha gelişmiştir. Onların dünyasında her söz, her tavır bir anlam taşır. Bir hurdacı için sadece bir metal parçası olan şey, bir sarraf için uzun uzun işlenmesi gereken ince bir sanattır. <strong>Kırılabilir olan kişi, aslında özen bekleyen bir cevherdir.</strong> Lakin altının kıymetini sarraf bilir, hurdacı nereden bilsin? Gözü kör, kulağı sağır olan seni nasıl anlayabilsin?</div> <div> İşte bu noktada karşımıza çıkan en büyük dinamik <strong>"psikolojik güvenlik"</strong> ihtiyacıdır. İnsan, sınırlarının ihlal edilmeyeceğini bildiği, zayıflıklarının yargılanmadığı bir alanda <strong>kırılmadan </strong>var olabilir, kendi duygu ve düşünceleri çekinmeden ifade edebilir. Ancak karşısındaki kişimin duygularını ve hissediş biçimini görmezden gelenler ya da bunu fark edemeyen/ fark etmek istemeyen kişiler, kırılgan olanın üzerine kaba bir güçle <strong>(eleştiri, ilgisizlik veya manipülasyon) </strong>giderek o hassas dengeyi bozarlar. Bununla birlikte kişileri derinden üzen şeylerin başında olumsuz durumlara yüklenen anlamlar geldiği için, hassas bireyler bu duygusal durumu daha yoğun yaşarlar. Zira hassas kalpler için dünya çok zor bir yerdir. Ehline denk gelmeyen her şey ziyan olmaktadır, can da inci mercan da...</div> <div>Özellikle sosyal ilişkilerde hayır diyemeyen bireyler, sınır koyamayan ve <strong>sınır sahibi olamayanlar maalesef sinir sahibi</strong> olmaktadırlar. Bir de bu durum üzerine aşırı hassaslık eklendiğinde kişinin iç dünyası için tam bir gerilim halinde olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. İnsanları kırmamak adına kendini ihmal eden, çoğu zaman da çevresi tarafından haksızlığa uğradığını düşünen kişiler bu gruptadır. Böyle bir ikilemde olan kişiler için <strong>kendisine uygun bir çevre seçmek makul ve mantıklı</strong> olacaktır. Çünkü insan sevdiği yerde çiçek açar, kabul gördüğü yerde potansiyelini ortaya koyar, değerli hissettiği yerde değer katar. Sürekli eleştirilme korkusu yaşayan kişi ne kendisi gibi olur ne de başka bir şekilde varlığını ortaya koyabilir. <strong>Köre yüzünü, sağıra sözünü süslemek seni ziyadesiyle yoracaktır</strong>. Sen ne kadar fedakârlık yaparsan yap günün birinde çevrendekiler <strong>“yapmasaydın”</strong> diyecekler ve yine suçlanan maalesef sen olacaksın.</div> <div> Sonuç olarak <strong>daha az kırılgan</strong> olmak ve duygusal dünyanı daha az yorulmasını sağlamak adına özellikle sosyal ilişkilerinde sınır koyman ve seçici onay durumunda olman daha işlevsel olacaktır. <strong>Herkesten nazik olmasını beklemek yerine, daha nazik ve naif insanlarla birlikte olmak ruhuna ve duygularına yapabileceğin en güzel yatırım olacaktır.</strong> Ayrıca beklenti seviyeni de çok yüksek tutman seni daha fazla hayal kırıklığını yaşamanı sağlayacağından <strong>kimseyi kusursuz olarak görmemen ve hata yapabilme durumları oluşabileceğini kendine kabul ettirmen gerekecektir.</strong></div> <div> </div>