Bu yazıda doğrudan doğruya bir medeniyeti, ismine “Batı Medeniyeti” denilse de esasta “Batı Rezaleti” olan bir yapıyı ve bir sistemi eleştireceğim. Batı medeniyeti ya da uygarlığı, Dünya’nın başına musallat olmuş bir beladır. Bu uygarlık en çok da son 300-400 yıldır insanlığın başına nice nice çorapla örmüştür. “Yalnızca 1. ve 2 Dünya savaşları ve o savaşlarda öldürülen milyonlarca kişilerin müsebbibi Batı Medeniyeti” desem, çok da fazla ayrıntı gitmeye gerek yok. Maksadımız anlaşılır. Şimdi bir şiirimi sizlere takdime edeceğim. Yazımın en sonunda medeniyet ve özellikle insanlığa musallat olan Batı Medeniyeti hakkında birkaç kelam edeceğim. Bu arada şunu belirteyim. Bazen onlarca sahife yazıdan bir şiir meramı anlatmada daha etkilidir. Ben de konuyla ilgili bir şiirime burada yer veriyorum.
Şiirimin başlığı ile yazımın başlığı aynıdır. Bu şiirim esasında her şeyi açıklasa da ben yazımın en sonunda da Batı Medeniyeti hakkında bazı açıklamalarım olacak.
MEDENİYETİNİZ İŞTE BU SİZİN!**Batı uygarlığı Dünya’nın son 300-400 yıllık baş belası.Bu sözde uygarlık savaşlara ve öldürmeye odaklıdır.
Kimyasal silahlar, nükleer silahlar.Göklere yükselen feryatlar, ahlar.Medeniyetiniz işte bu sizin!
Roketler, füzeler, bombalar.Enkaz yığınları, çökmüş evler, yuvalar.Maharetiniz işte bu sizin!
Patlamalar, ardından çınlayan siren sesleri.Soluk soluğa kaçanların nefesleri.Marifetiniz işte bu sizin!
Bir tuşa basarak, füze göndermek.Nice nice umutları, hayalleri söndürmek.Medeniyetiniz işte bu sizin!
Göklere yükselen kapkara dumanlarAlevlerden son sürat kaçan insanlar.Maharetiniz işte bu sizin!
Çocukları okullarda öldürmek.Gonca gülleri açmadan soldurmak.Marifetiniz işte bu sizin!
Eliniz kanlı, kalbiniz taştan daha katı.Aklınız, fikriniz, paranın saltanatı.Medeniyetiniz işte bu sizin!
İnsaf, vicdan, merhamet ayaklar altında.İnsanlık hile ve tuzaklar altında.Maharetiniz işte bu sizin!
Her şey bir avuç dolar için, bir varil petrol için.Kafanıza dikin de zıkkımlanın, için.Marifetiniz işte bu sizin!
“Batı uygarlığı” tek dişi kalmış bir canavar.Uygarlık dedikleri insanlığa kazılan mezar.Medeniyetiniz işte bu sizin!Maharetiniz işte bu sizin!Marifetiniz işte bu sizin! (04/03/2026 – Ankara)
Bu şiirim bir hakikatin en veciz ifadesidir. O hakikat de şudur. Medeniyet dedikleri şey Batılıların yalnızca teknoloji ve yalnızca acı ve gözyaşıdır.
Batıllar için medeniyet yalnızca maddiyat ve güç demektir. Batılılar açısından medeniyet denildiğinde teknik, tekniğin belirli bir kullanım şekli, özellikle fabrikalar, üretmek ve tüketmek odaklı işler akla gelir. Yani medeniyetin içerisinde, onlar için kültürel değerler, manevi ilkeler ve sanat ile edebiyat gibi hususlar çok da anlam taşımaz. Onlar asıl olarak tekniğe ve maddi şeylere medeniyet diyerek, sanatı, edebiyatı ve kültürü de kendilerine birer hizmet vasıtası olarak görmüşlerdir. Buradan hareketle, Batılılar medeniyeti, aynı zamanda “bir sömürü aracı” olarak da kullanmışlardır. Genelde kendileri dışındaki toplumları ve özellikle Doğu toplumlarını medeniyet bahanesiyle dönüştürmeye ve kendileri gibi giyen, kendileri gibi yiyen ve kendileri gibi düşünen insanlar haline getirmeye de çalışmışlardır.
Batılıların sömürgecilik ile elde ettikleri Doğu’nun zenginlikleri, silah sanayilerinde kullanılmış ve Batılıların Doğu’dan çaldıkları servetlerle Doğulular katledilmiştir. Batılılar özellikle Asya ve Afrika Kıtasında Pakistan, Hindistan, Afganistan, Irak, Suriye, Yemen, Libya, Somali, Etiyopya, Suda, Cezayir, Fas ve benzeri Ülkelerde katliam yapmışlardır.
Bir de şu husus önemlidir, Batıllar bize yalnızca göstermelik şeyleri yani kendilerinin yaşam biçimlerini medeniyet gibi göstermiş, Doğu Toplumlarını aldatmışlardır. Şu bölüm İslam Ansiklopedisinden alınmış bir cümledir: “Medeniyetin XIX. yüzyılın ilk yarısında özellikle seyyahlar tarafından içki, tiyatro, dans, moda ve kıyafetin yanı sıra gazete, patates yemeği, masa, sandalye, bıçak ve çatal gibi klasik İslâm toplumunda yaygın biçimde rastlanmayan unsurlara bağlı olarak tanımlanması, buna karşılık bilim, edebiyat, sanat, sanayi ve ticaretin buna dahil edilmemesi, Batılılaşma hareketinin ne kadar yüzeysel olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.”
Esasında Medeniyet İslam’dan gelir ve kökü Medeni olmak, yani Medine’li (şehirli) olmaktan gelir. İslam Dini yayıldıkça ve kökleştikçe değerlerini ve sistemini de hayata yansıtmış ve bu kapsamda Medine’li olmak yani Medeni olmak yerleşik hayata geçmek, bedevilikten kurtulmak olarak anlaşılmıştır. Yine bilindiği üzere Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed (asm) Medine’nin eski ismini (Yesrib ismini) Medine olarak değiştirmiştir. Medeniyetin aslı işte budur ve o da İslam Toplumlarına özgüdür. Batı’daki Medeniyet değil, “deniyet” yani kötülüktür.
O yüzden de İslam Alimleri, Batılıların Medeniyeti için, “Mim’siz Medeniyet” sözünü kıllanarak gerçek medeniyetin İslam’da olduğuna dikkat çekerler.
Sözü uzatmayalım. Batıların medeniyeti Dünya’ya ve mazlum insanlığa yalnızca silah, bomba, füze ve benzeri olumsuzluklar getirmiş ve adeta kıyım getirmiştir. Zaten o kıyımı ve zulmü de şiirimde anlattım.