?>

BELEDİYELER KAPATILMALI MI?

Ahmet Sandal

10 saat önce

Bundan 10, 20, 30 yıl önce böyle bir başlık atsaydım ve “Belediyeler Kapatılsın mı” diye sorsaydım, hiç hoş karşılanmazdım.
Çünkü o yıllarda, şimdiki gibi Belediyeler, olumsuzluklarla, usulsüzlüklerle ve yüz kızartıcı suçlarla (sahtekârlık, israf, dolandırıcılık, karı-kız olayları, otel odalarında basılmalar, belediye yöneticilerine ait malikâneler, çiftlikler, irtikâp, rüşvet ve benzeri yüz kızartıcı suçlarla) eş görülmüyordu. Ama şimdi neredeyse Belediyeler eşittir bu belirtiğim olumsuz durumlar.
Tabi benim tüm yazılarımda beyan ettiğim bir husus vardır. “Sözüm Meclisten dışarı.” Ben tüm Belediyeleri suçlamıyorum. Elbette Ülkemizde yüz akı ve doğru-dürüst çalışan Belediyeler vardır ve baş tacıdır. Lütfen onlar alınmasınlar.
Biz bir genelleme yaparak yazıya girdik ama, “genellemeler yanlıştır, bu sözüm de yanlıştır”. Bunu sanırım Ünlü Fransız Romancı Alexandre Dumas söylemiştir.
Neyse genellemeler yapmayalım ve “Bazı Belediyeleri olumsuzluklarla, usulsüzlüklerle ve yolsuzluklara eş” görelim. Tüm hepsini aynı görmeyelim.
Ne kadar genelleme yapmasak da şu bir gerçek: “Gün geçmiyor ki, Belediyelerden bir yolsuzluk, usulsüzlük ve olumsuzluk haberi gelmesin.”
Ruhsatlardan, inşaat izinlerinden, imar işlerinden, alım-satımdan, konserlerden, kitap basımlarından, hediye ve temsil giderlerinden, belediyeye adam sokmadan ve benzeri işlerden dolayı Belediyelerin karneleri zayıf. Hatta zayıftan öte kötü. Bu saydığım ve saymadığım Belediye imtiyazları ile Belediye görevleri gerekçe gösterilerek, “insanları kıs boğmada, köşeye sıkıştırmada yani zorda bırakarak” haksız para temin etme durumları Belediyelerde yaygındır.   Siz de biliyorsunuz. Belediyeler için söylenir: “O şu kadar para istedi, şu kadar para yedi, o şu kadar parayı götürdü.”
Şimdi ben burada son bir yıldan fazladır Ülkemizin gündemini işgal eden türlü türlü Belediye yolsuzluklarını ve usulsüzlüklerini ve yargılamaları, resmi iddianameleri burada gündeme getirmeyeyim. Onları zaten her gün gazete, TV’lerden ve sosyal medyadan okuyup duyuyorsunuz, görüyorsunuz.
Daha dün bir Ünlü Gazetecinin (ismini de vereyim, Zafer Şahin’in) sosyal medya X Twitter paylaşımını sizle ben de paylaşayım: “Filanca filanca Belediyesi Özel Kalem Müdürü’nün eviymiş! Her türlü yolsuzluğa, hırsızlığa, istismara açık “Belediye sistemi” acilen değiştirilmeli… Belediyelere sıradan insanlar olarak gelip İngiliz Kraliyet ailesine mensup Lordlar gibi yaşıyorlar. Yazık bu milletin vergisine, emeğine…” (Bu arada, Gazeteci Zafer Şahin açıkça hangi Belediye Başkanının Özel Kalem Müdürü olduğunu açık açık yazmış, ben yazmayayım. Hatta bir de resim paylaşarak saltanat süren o Özel Kalem Müdürünün bir yemyeşil arazi içerisindeki malikane türü çiftliğinin resmine de paylaşımında yer vermiş.)
Ben de bunu X’te Twitter’da okuyunca şöyle bir paylaşım yaptım:
“Belediyeler kapatılmalı mı? Böyle Belediye Kanunu, böyle Belediye yönetimleri olacağına kapatılsın daha iyi.  Krallar dahi bazı Belediye Başkanları ve oradaki yetkililerden daha fazla saltanat sürmedi. Milletin parasıyla saltanat sürenin ta ....” Benim paylaşımım bu kadar. Bununla birlikte yani sosyal medya paylaşımım yanında, o paylaşımıma gelen yorum ve değerlendirmeleri de sizinle paylaşayım.
1-O zaman genel seçimler de olmasın, muhtarlar da olmasın Ahmet Bey. İller dar bölgeyle idare edilsin herkes kendi bölgesinde kalsın. Ulaşmak ve hizmet adına, diyeceksiniz ki Ankara’nın önemi nedir o zaman? Ankara bu ülkenin beynidir. Lakin Ankara'da herkese herkes ulaşamıyor( istisnalar hariç). Yerel yönetimlerin kalkması çözüm değil bence. Yönetenlerin adil ve hakkaniyetli olması lazım. Sizce ?
2-Beledieyeler Valiliklere devredilsin ama denetlensin. Bir yılda ülke şaha kalkar.
3-Ciddi bir reform gerektiği ortada. Bunun kapatılması değil de, ıslah edilmesi. Belki İl Özel İdareleri gibi hem Merkezi idarenin, hem vatandaşın iradesinin, hem de idari mekanizmasını bir araya getiren bir duruma sokmak ya da mevcut İl Özel İdarelerinin yetki alanını yeniden tanımlamak çözüm olur. Büyükşehir tanımı Bütünşehir olarak, hizmeti, hakimiyeti de zorlaştırırken, bazı şeylere de gerekçe de sağlıyor düşüncesindeyim.
4- Belediyeler yerel demokrasinin temel taşı, halkın kendi kendini ifade edebileceği ve derdini anlatacağı ilk kapıdır. Bu konuda yapılmış onlarca akademik çalışma ve alternatif çözüm önerisi var. Ancak vatandaş belediyeyi iş ve aş kapısı, siyasi partiler de gücü elinde bulundurma ve pozisyonunu koruma aracı gördüğü sürece bu kara lekenin temizlenmesi zor görünüyor.
5- Bütün belediyeler öyle genel olarak, A partisi B partisi fark etmeksizin. Aralarda iyileri de var. Tabiki A partisinden de B partisinden de. Mesele parti değil mesele hırsız olmayacaklar.
6- Devletin insanlara ve diğer canlılara hizmet eden organları ve sistemleri bertaraf edilmesi ya da işlevsiz hale getirilmesi Devlet denen O Mükemmel Organizasyonun dejenere olmasına ve dağılmasına sebep olabilir. Esas olan, aslolan bu Organizasyonun faaliyetlerinde görev alan insanların, ve tüm toplumun ahlaklı, dürüst, haramı-helali bilen ve adaletli bir nesil yetiştirmektir Bu da Aileden başlar.
7- Hep rüşvet dönüyor. Yazık bu milletin vergilerine yemin olsun. Belediyelerin hepsi de kapatılsın.
8- Belediyelerin kapatılması doğru değil. Ama şu olabilir oraya gelen kim olursa olsun hepsi mal beyanında bulunması giderken neyi var ona göre hesap verip gitmeli. Sırf Belediye yöneticileri değil, tüm yöneticiler bakan, vekil, bürokrat hepsi hesap vermelidir.
Ben bu yazıda, bu hususta vatandaşlarımızın bazı yorum ve değerlendirmelerine yer verdim.
Şurası gerçek ki, Belediye yönetimlerinin birçoğu laçka.
Bir de kendilerini çok yetkili ve üste görüyorlar. Şöyle bir laf uydurmuşlar: “Belediyeler bir adam asamaz, bir de para basamaz. Her şeye yetkilidir.” Bu ne demek ya! Oldu bir de para basın ve adam asın.
Bundan 10 yıl kadar önceydi.  Bir Belediyeyi ziyarete gittim. Sonra bu durumu birçok Belediyede de gözlemledim. Belediye çalışanları Belediye Başkanlarına sanki uzaydan gelmiş bir yaratık, “üst bir varlık” gibi bakıyor. (Ey Belediye çalışanı kendine gel. O da insan. Belediye Başkanı da bir insan. O gün kendi kendime böyle seslenmiştim. Bu yazı vesileyle o anımı tekrar hatırladım şimdi.)
Evet, bundan 10 yıl kadar önceydi. Bir Belediyeyi ziyaret ediyorum. O Belediyede çalışanlar nezdinde Belediye Başkanı çok çok üst bir varlık görülüyordu. Yerlere kadar eğilmeler, saygı gösterirken “sayın Başkan sayın Başkan” diye yeri-göğü inletmeler,   adamı görünce kapıyı açmak için koşturmalar, hazır ol vasiyetine geçmeler, her dediğine “olur Efendim” diye cevap vermeler. Ne bu ya, böyle bir saygı, böyle bir ilgiyi Padişahlar görmedi! O günkü Belediye ziyaretimde, “bu kadar da fazla” demiştim.
Evet, adeta “Kral gibi görülen Belediye Başkanları” artık yolsuzluk ve usulsüzlüklerle eş görülüyor.
Bu kadar yazdık, söyledik, ancak asıl soruya, yani başlıktaki “Belediyeler Kapatılmalı mı?” sorusuna cevap vermedim. Gerçi bir sosyal medya paylaşımım altında bu hususta cevap verenlerin görüşlerine yer verdim. Benim kendi görüşümü bir sonraki yazıda, inşallah.
Ahmet Sandal
 
 
 
 
YAZARIN DİĞER YAZILARI