?>

ZEKATLARIMIZ FAYDA SAĞLASIN

Medeni Yiğit

4 saat önce

Ramazan ayı, içinde birçok ibadeti barındıran mübarek bir aydır. Ramazan ayı oruç ayıdır. Ramazan ayı kuran ayıdır. Ramazan ayı infak ayıdır…
Resulullah (sav) Ramazan ayında, hayır işlemede rahmet yüklü rüzgârdan daha cömertti. Bu sebeple olacak ki Müslümanlar da normal zamanlara göre ramazan ayında daha çok hayır ve hasenat yaparlar.
Ramazan ayını en çok fakirler sever. Özellikle bu ayda Müslümanlar zekatlarını çıkarırlar. Ramazan ayına has olan fitre ibadetiyle fakirler mutlu olur, hanelerini şenlenir.  Hasta olup oruç tutamayanlar yine oruçlarının kefareti olarak fakirlere fidye verirler. 

Hayır yaparken nelere dikkat etmeliyiz!

Özellikle hayır yaparken gerçekten ihtiyaç sahibi olanları tespit etmeliyiz. İhtiyaç sahibi olduğuna kanaat getirdiğimiz kişilere de azar azar değil onları bir daha zekâta muhtaç etmeyecek kadar zekat vermeliyiz.
Maalesef günümüzde zekât ya da hayır yapılırken karşımızdaki dilenciymiş gibi muamele ediyoruz.  Senede bir defa olan zekatımızı çok parçaya bölerek kıymetsiz hale getiriyor ve her sene aynı kişilere zekât veriyoruz. Halbuki almak insanın hoşuna gitmez ve insanı incitir. Zekâta muhtaç olanı vereceğimiz zekatla tek seferde muhtaç olmaktan kurtarmalıyız. Muhtaçlara verdiğimiz zekât, çoğu zaman onların bir haftalık ihtiyaçlarını dahi karşılamıyor.  Yapılan bu azıcık hayırlar iyilik değil tam aksine karşıdakini aşağılamaktır.
Hayatı boyunca kimseye el açmamış, kimseden bir şey istememiş birini düşünün... bir şekilde işi ters gitmiş, varını yoğunu kaybedip borçlandığını düşünün.  Borcunun iki yüz bin TL olduğunu varsayalım. Böyle birine, bin ya da iki bin TL zekât vermek ona bir fayda sağlar mı? Kaldı ki bu şekildeki az hayır yapma İslam dinindeki zekât mantığına da aykırıdır. 
Zekât verirken, zekatımızla borçlu borcundan, muhtaç, muhtaçlığından, fakir, fakirliğinden kurtulmuyorsa kusura bakmayın ama burada bir yanlışlık var demektir.
Özellikle de günümüzde maddi imkansızlıklardan dolayı evlenemeyen yüzlerce genç var.  Haramların aleni bir şekilde işlendiği ve gençlerin kendilerini muhafaza etmekte zorlandığı böyle bir zamanda, zekatlarımızla bir genç evlendirmekten daha büyük bir hayır olabilir mi?
Zekât verirken sırf daha fazla kişiye ulaşsın diye zekâtı çok parçaya bölmek doğru bir yaklaşım değil. Doğru olan, az kişiye ulaşsın ama ihtiyaç gidersin.
Yine yapılan başka bir yanlış; kendisi market sahibi olmamasına rağmen, malının zekatını market kartlarına dönüştürüp fakirleri market alışverişine mecbur hale getirmesi… zekât fakirin malıdır. Bu malda bizim tasarruf hakkımız yoktur. Market kartı verdiğimiz kişinin market alışverişine değil, belki tüpe ihtiyacı vardır. Belki evinde buzdolabı yoktur. Belki de fırına ihtiyacı vardır bilemeyiz. Onun için en doğrusu para vermektir.
Zekatımızı verirken minnet etmemeliyiz. Zekatımızı verdiğimiz kişiden herhangi hizmet beklemek yahut ona iş yaptırmak caiz değildir.

Cenabı Mevla yaptığımız bütün hayırları layıkıyla yapmayı cümlemize nasip etsin. Âmin

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI