Şehirleşmenin arttığı günümüzde insanlar neredeyse iç içe yaşar hale geldi. Müstakil evlerin neredeyse kalmadığı, herkesin aynı binada, aynı sitede yaşaması haliyle bazı sorunları beraberinde getirmiştir. Altlı üstlü oturmalar, aynı asansörü, aynı koridoru, aynı bahçeyi kullanan bizler, çoğu zaman komşularımızı rahatsız edecek fiillerde bulunabiliyoruz.
Fiziken birbirine yakın, ruhen birbirinden uzak olan günümüz komşulukların dinimizce uygun olmadığı hepimizin malumudur. Bu yanlışları düzeltme adına bu yazımda komşuların karşılıklı sorumluluklarından bahsedeceğim.
Komşumuz her açıdan bize güvenmeli, ona hiçbir şekilde zarar vermeyeceğimizden emin olmalı.
Mekke"nin fethi sırasında Benî Kâ"b b. Huzâa kabilesinin sancaktarlarından biri olan Huveylid b. Amr el-Kâ"bî"nin anlattığına göre, birlikte oldukları bir sırada Hz. Peygamber art arda üç kez, “Vallahi iman etmemiştir.” der. Meraklanan sahâbîler, “Kim, yâ Resûlallah?” diye sorduklarında Hz. Peygamber, “Komşusunun, kendisine kötülük yapabileceği kaygısından kurtulamadığı kimse” cevabını verir. (Buhârî, Edeb, 29.)
Komşularına kötülük yapabileceği kaygısı yaşatan bir kimsenin cennete giremeyeceğini dile getiren ve iyi bir komşuyu mutluluk kaynağı olarak gören Sevgili Peygamberimiz, komşuya yapılan eziyeti ise, şiddetle reddetmektedir. Nitekim bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Allah"a ve âhiret gününe iman eden ya hayır söylesin ya da sussun! Allah"a ve âhiret gününe iman eden komşusuna eziyet etmesin! Allah"a ve âhiret gününe iman eden misafirine ikram etsin!” (Buhârî, Rikâk, 23.)
Komşuya eziyet eden kişi Allah’ın lanetine müstahak olur.
Muhammed b. Abdullah b. Selâm"ın anlattığına göre, kendisine gelip komşusunu şikâyet eden bir adamı Peygamberimiz, “Sabret.” diyerek geri çevirir. İkinci kez geldiğinde aynı tavsiye ile geri gönderir, üçüncü kez gelip komşusunun kendisine hâlâ eziyet ettiğini söylediğinde, “Eşyalarının yanına git ve onları yola at. Yanından birisi geçtiğinde, "Komşum bana eziyet ediyor." de. Bu durumda lânet onu bulacaktır.” buyurur. Rahatsız olan komşu kendisine söylenileni yapar, dolayısıyla insanlar komşusuna eza veren şahsa beddua etmeye başlarlar. Bunun üzerine şikâyet edilen şahıs Hz. Peygamber"e gelip, “Yâ Resûlallah, insanlar bana neden böyle davranıyorlar?” diye sorar. Sevgili Peygamberimiz, “Nasıl davranıyorlar?” dediğinde “Bana beddua ediyorlar.” diye cevap verir. Bunun üzerine Allah Resûlü, “İnsanlardan önce Allah sana lânet etmiştir.” diyerek onu kınar. Söz konusu şahıs, “Bir daha böyle bir şey yapmayacağım.” diyerek pişmanlığını ortaya koyar. Şikâyet eden kimseye, “Artık benden hoşlanmadığın bir şey görmeyeceksin.” şeklinde söz verir. Peygamberimiz de ona, “Eşyanı kaldır, artık güvendesin.” buyurur. (Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr,)
İyi komşu olmak Müslüman olmanın gereğidir.
Allah Resûlü, “Sana komşu olanlara güzel davran ki Müslüman olasın.” (İbn Mâce, Zühd,24.) bir başka rivayette, “Komşuna iyilik yap ki mümin olasın.” (Tirmizî, Zühd, 2) buyurmak suretiyle güzel komşuluğun Müslüman için vazgeçilemez bir davranış olduğuna dikkatleri çekmiştir. Sevgili Peygamberimiz, bu güzel hasletin terkini ise bozulmanın bir tezahürü olarak görmüş ve kıyamet alâmeti olarak nitelemiştir.( Hâkim, Müstedrek) Öte yandan kendisine yöneltilen sorulara verdiği cevaplarda nafile olarak çok fazla oruç tutmasa, sünnet namaz kılmasa veya sadaka vermese bile komşusunu rahatsız etmeyen kişinin cennete gideceğini, çok namaz kıldığı, oruç tuttuğu ve sadaka dağıttığı hâlde komşusuna eziyet eden kimsenin ise cehenneme gideceğini belirterek (İbn Hanbel, II, 440.) bir başka açıdan güzel komşuluğun önemine dikkatleri çekmiştir.
Komşuya ikramda bulunmak sadakadır.
Yakın komşunun hak ve hukukta önceliği olduğunu vurgulayan Rahmet Peygamberi, “Ey Allah"ın Resûlü iki komşum var, ikramda bulunurken hangisinden başlayayım?” diye soran Hz. Âişe"ye, “Kapısı (sana) en yakın olandan.” cevabını vermiştir. Hatta Sevgili Peygamberimiz, komşuların davetleri çakıştığında da en yakın olan komşunun davetinin tercih edilmesini tavsiye etmiştir. Statü farkı bir yana, farklı bir dine mensup olsa bile yakın komşunun önceliği korunmuştur. Tâbiîn neslinin önde gelen müfessirlerinden Mücâhid şöyle anlatmaktadır: “Abdullah b. Amr"ın (ra) evinde bir koyun kesildi. Geldiğinde ailesine, "Yahudi komşumuza ikram ettiniz mi?" diye ısrarla sordu. Ardından da şunları söyledi: "Resûlullah"ı şöyle derken işittim: "Cebrail bana komşu hakkından o kadar çok bahsetti ki komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.” (Buhari, Muslim)
Komşuların senin hakkındaki şahitliğine Allah önem verir.
Peygamber Efendimiz (sav), “Allah katında komşuların en hayırlısı, komşusuna karşı en güzel davranandır.” buyurmuş, hatta kişinin komşusu tarafından hayırla yâd edilmesinin, Yüce Mevlâ tarafından günahlarının affına vesile olabileceğini belirtmiştir: “Bir Müslüman öldüğünde, en yakın komşularından üç hane halkı kendisinin iyi bir insan olduğuna şahitlik ederlerse, Yüce Allah, "Bildikleri kadarıyla şahitlikte bulunan kullarımın şahitliğini kabul ettim ve (onun hakkında) kendi bildiklerimi de bağışladım." buyurur.” (İbn Hanbel, II, 409.)
Allah nezdinde şahitliği önemli olan komşunun yaptığı değerlendirme, bir davranışın iyi mi yoksa kötü mü olduğunu belirlerken bile etkilidir. Nitekim “İyi mi kötü mü yaptığımı nasıl bilebilirim?” diye soran sahâbîye Hz. Peygamber şu tavsiyede bulunmuştur: “Komşularının, "İyi yaptın!" dediğini duyarsan iyi yapmışsındır; onların, "Kötü yaptın!" dediğini duyarsan da kötü yapmışsındır.” (İbn Mâce, Zühd, 25)
Komşu hakkındaki nebevî uyarılara kulak veren bir mümin, komşuya zarar verecek veya onu rahatsız edecek davranışlardan kesinlikle uzak duracak, kendisi için arzu ettiğini onun için de arzu edecek, kendisi için istemediğini onun için de istemeyecektir.