Arapça ’da “gitmek, yönelmek; ziyaret etmek” anlamlarına gelen hac kelimesi, fıkıh terimi olarak imkânı olan her Müslümanın belirlenmiş zaman içinde Kâbe’yi, Arafat, Müzdelife ve Mina’yı ziyaret etmek ve belli bazı dinî görevleri yerine getirmek suretiyle yaptığı ibadeti ifade eder. Bu ibadeti yerine getirenlere Arapça ’da hâc (çoğulu huccâc), Türkçe ’de hacı denir. (İsam)
Hac İslam’ın beş temel esasından biridir. Yüce Allah, yapmaya gücü yetenlere bu ibadeti farz kılmıştır.
Hac hem beden hem de malla yapılan bir ibadettir. Hac, belli şartları taşıyan Müslümanlara ömürde bir defa yapılmak üzere farz kılınmıştır.
Haccın hemen yapılması zorunlu mudur?
Şafii mezhebi dışında diğer üç mezhebe göre üzerine hac farz olan biri hemen hacı eda etmesi farzdır. Hadiste; haccetmek isteyen kimse acele davransın. (Ebu Davud) Diğer bir hadiste ‘’ Zira sizden kimse, başına ne gelecek bilmez; hastalanacak mı, fakir mi düşecek? (Beyhaki) işte bu hadise dayanan imam Ebu Hanife, Ebu Yusuf, imam Malik ve bazı rivayetlere göre Ahmed b. Hanbel, haccın hemen yerine getirilmesi gereken fevri bir fariza olduğunu bildirmişlerdir.
Haccın farz olmasının şartları:
Müslüman olmak
Akıllı olmak
Ergen olmak
Hür olmak
Gücün yetmesi
Hacca gidecek kişi sağlıklı olmalıdır. Kendilerine kılavuzluk edecek birini bulmaları durumunda körler de hac yapmakla yükümlüdürler.
Hacca gidecek kişi, gidip dönünceye kadar geçecek zaman için, şahsının ve bakmakla yükümlü olduğu aile bireylerinin nafakasını temin etmeye yetecek miktarda mala sahip olmalıdır.
Kişinin hacca gidecek kadar parası olur ama evi yoksa kendisine hac farz olmaz. Yine kişinin hacca gidecek kadar parası olur ama bekar olup zina yapma tehlikesi söz konusu ise her ne kadar bu durumda kendisine hac farz olsa da iffetini korumak için, bu parayla evlenmesi daha uygundur. Ancak imkân bulduğu en kısa sürede hac ibadetini ifa etmesi gerekir.
Hacca gitme imkânı olmasına rağmen gitmeyi erteleyen ve sonra da iflas edip yoksul duruma düşen kimse, bu ibadeti ifa etmek için çalışmalıdır. Bu durumda gerekirse zekât ve sadaka alabilir. Bu durumda ihmalkarlık edip bu ibadeti yapmadan ölürse, asi ve günahkâr olarak ölmüş olur. Çünkü daha önce imkan bulduğu halde bu ibadetleri yapmamış ve kusurlu davranmıştır.
İbn Recep el Hanbeli letaiful mearif adlı eserinde kabul olmuş haccın alametlerini zikreder:
Mebrur olan haccın karşılığı cennettir. Bunun alameti döndüğünde dünyadan uzaklaşması ve ahirete yönelmesidir.
Kabul olmuş haccın karşılığı affedilmektir. Bunuın alameti daha önce yaptığı kötü amelleri terk etmesidir.
Hac iyiliktir. İyilikten sonra iyilik ne güzel, kötülükten sonra kötülük ise ne kötüdür.
Tevbeden sonra günah işlemek, öncesinde yetmiş günah işlemekten daha çirkindir.
Kul mebrur olan hacdan döndüğü zaman günahları affedilmiş ve dualarına icabet edilmiş bir şekilde döner. İşte bu yüzden onu karşılamak, selam vermek ve ondan istiğfar talebinde bulunmak müstehap görülmüştür.