Güven, 2 hece ve 5 harf. Bu 5 harflik kelime hayatımızın temelinde, mihverinde yer alır.
Güven olmazsa, hayat olmaz. “Güven olmazsa hayat olmaz” derken kastımız, huzur olmaz. Yani güvensiz hayat yaşanılmaz. Güvensiz hayat insana zehir olur.
Şahsi ilişkilerde güven önemli olduğu gibi, toplum hayatında da güven çok önemlidir.
Güven ile ilgili bir darb-ı mesel çok mühimdir.
Bu darb-ı meselde dahi “güven” dediğimizde ne kadar önemli bir hususu anlattığımız anlaşılmaktadır.
İşte o darb-ı mesel. Ya da fıkra diyelim.
“Ateş, su ve güven”, her üçü de ormanda yürüyüşe çıkmışlar. Yürüyüşün ilk başlangıç kısmında kendi aralarında şöyle bir diyalog geçmiş. “Biz üçümüz birbirimizi kaybedersek, nasıl bulacağız birbirimizi?” Ateş şöyle demiş: “Nerede bir duman görürseniz, ben oradayım.” Su şöyle seslenmiş: “Nerede bir su şırıltısı duyarsanız ben oradayım.” Sıra güven’e gelmiş ve ateş ile su sormuş: “Seni kaybettiğimizde nerede bulacağız?” Güven şöyle cevap vermiş: “Beni kaybettiğinizde bir daha asla bulamazsınız.”
Evet, çok bilinen bir fıkra ya da darb-ı mesel böyle bitiyor. Güven çok mühimdir ve kayboldu mu bir daha geri gelmez.
Ben bunu toplum hayatında böyle müşahede ettiğim gibi şahsi ilişkilerimde de bunu bizzat uyguluyorum. Bana ufak bir yanlışlık yapan “güvenini yitirir.” Sonra özür dilese de eski durum, bir türlü tesis edilemez ve o kişiye karşı her daim mesafeli dururum.
Şahsi ilişkilerden genel duruma baktığımızda manzara şu. Genel olarak tüm Dünya’da güven problemi var. Her toplumda da bu güven problemini yaşıyor insanlar. Artık hatır gönül kalmamış ve menfaat var ise “görüntüde dostluk var.” “Görüntüde dostluk”, dostluk sayılmaz.
Artık güvensizlik hakim toplumlarda. Yani insanlar birbirilerine sırtını rahatlıkla dönerek birbirlerine itimat edemiyorlar. Senetsiz, notersiz, yazılı sözleşmesiz iş yapılmıyor. Hatta çoğu zaman senet, noter, yazılı sözleşme de işe yaramıyor.
Her şey para, mal, mülk, her şey kapital olmuş. Çağ kapitalizmin en acımasız, en vahşi çağı.
Para, mal, mülk araya girdiğinde baba oğlunu, oğlu babasını, ana kızını, kız anasını tanımıyor. Bu durumdaki bir toplumda huzur olmaz, cinnet olur, şiddet olur, cinayet olur. Zaten kapitalizmin en vahşi halinin yaşandığı toplumumuzda, günümüzde cinnet, şiddet ve cinayet haberleri eksik olmuyor. Maalesef.
Daha dünkü bir haber şöyle: “Adana'da bir günde 6 kişi cinayet olaylarında hayatını kaybetti.” Maalesef.
Bütün bunların sebebi kapitalizmdir.
Bu kapitalizm başımızın belasıdır. Allah kurtarsın.
Kapitalizm Çağıdır bu çağın adı. Güvensizlik Çağıdır bu çağın adı. Huzursuzluk Çağıdır bu çağın adı.
Bu ahvalde şu şiiri yazdım.
GÜVENİYORUM
Dinle Kardeşim dinle, ruhunla koş bana.
Dünya malı, mülkü, serveti boş bana.
Rabbim'den gelen her şey hoş bana.
Ben o ilahi letafete güveniyorum.
İşim yok şüphe ile, işim yok güman ile.
Asla ve asla hareket etmem zan ile.
Allah'a teslim oldum, "Ya Zel Eman" ile.
Ben o ilahi emanete güveniyorum.
Kendimi hiç bir vakit yalnız hissetmem.
Vesvese verenlerden hiç hazmetmem.
Şikayet etmem, sızlanıp söz etmem.
Ben o ilahi hidayete güveniyorum.
Toprak, su, hava ve ateş, dört unsur.
Var mı nimetlerin devamında bir kusur?
Yaradanın nizamı, ruhumda huzur.
Ben o ilahi berekete güveniyorum.
Dünya dediğin ne ki, mü'mine sürgün.
Haksızlık, kötülük ile dolu her gün.
Eden ettiğini bulacak elbet bir gün.
Ben o ilahi adalete güveniyorum.
Ne yalanda, ne rüyada, ne hayaldeyim.
Ömrümün ahirinde, mecburi zevaldeyim.
Elhamdülillah, ümitvar bir haldeyim.
Ben o ilahi merhamete güveniyorum.
Ben o ilahi merhamete güveniyorum.
Vesselam.
Ahmet Sandal