?>
Yarıda kaldı şarkılar…
Kavurucu sıcakların içinden geçerken, yağar mı acaba şaşkınlığı ile sabahın serininde evden kitabevine doğru yola koyuldu. Berfin, bu yaz her şeyde bir başka yeşil olduğunu düşündü. Son zamanlarda yitirdiği canlılığı emmeye çalıştı gözleriyle doğadan. Derin bir nefes alıp içindeki sıkıntıyı atmaya çalıştı. Farkında olmadan derin bir ‘’Offf’’çekti. Bir türlü anlam veremiyordu yapayalnızlığına. Her şey çok keskin bir bıçakla kesilmiş gibiydi…
Yılmaz, bütün taziye yoğunluğu ve hüznüne rağmen, İzmir dönüşü hep yanında yöresindeydi Berfin’in. Berfin’in sınava gireceği okula bile beraber gidip bakmışlardı. Sınav heyecanını azaltabilecek her şeyi bizzat kendisi düşünüyordu Yılmaz. Sınav sabahı, hafif nemli, serince bir havada Yılmaz ve Berfin, okul kapısında idiler.
Hadi bakalım Delale! Sakince oku tüm soruları ve elinden gelenin en iyisiyle çık şu kapıdan
dedi Yılmaz.
Berfin’in sınav evrakları her şeyi tastamamdı ve öylesine özgüven doluydu ki dört yapraklı yonca bugün onundu. Yılmaz, motivasyon konuşmasını uzattıkça uzatırken atlayıverdi Yılmaz’ın kollarına, sarıldı boynuna ve içine çekerek tıraş losyonunun kokusunu, yanağına ufacık bir öpücük konduruverdi. ‘’Ahhh ne yaptım ben?’’ diye düşünmedi bile sarhoşken. Koşar adım merdivenlerden sınıfını bulup sırasına yerleşti. Yılmaz, öylece kapıda kalakalmıştı yüzünde şapşal, dudak kenarında sağa doğru çekilerek genişleyen bir gülümseme ile.
Şimdi tüm nesnelere bir nabız yüklenmiş oldu. Silginin, pet şişedeki suyun, kurşun kalemin, sıraların, sınav kâğıtlarının hatta okul dış duvarlarının bile bir nabzı var artık.
Sınav kitapçığının kapağı öyle alelade bir kâğıt parçası değil; kaderin ağlarının örülmeye başlandığı yerdi. O, aydınlık bir kapıydı. Kader evinin odaları, bahçedeki kamelya, havuz kenarı Berfin’e açılmıştı artık.
Sınav bitiminde, kapıda bir yerlerde kalakalmış Yılmaz, merakla bekliyordu Berfin’i. Sıkboğaz etmek istemedi ama çok sabırsız ve heyecanlıydı bir taraftan da. Envai çeşit renkte güllerle bezeli bir bahçede yemeğe gittiler. Yılmaz, sınav çıkışı Berfin’i arkadaşlarıyla şakalaşırken, eğlenirken görünce içine tuhaf bir duygu yerleşmişti. Hayat, sanki yanlış yerde durduğunu fısıldıyordu kulağına. Yine öyle bir ses duydu. Gülüşü soldu, yüzü karardı, içi buruldu. Bir sinek gibi kovaladı fısıltıyı. Ellerini avuçlarına aldı Berfin’in.
Keçe, her şey gönlünce olsun
dediğinde Yılmaz, Berfin’in içinde bir şeyler eksildi. Yalnız mı?
Berfin’in alt göz kapaklarına yerleşen damlalar, o an mutluluk gözyaşları gibi göründü. Yanılsama mı?
Günler içinde mavi çentiğe döndüğü halde kendine cevap bulamayan mesajlar. Dinlendiği, okunduğu halde yorumlanmayan şiirler, şarkılar.
Tercih zamanında bir gün yalvaran ‘’Sana çok ihtiyacım var. Lütfen!’’ diye yakaran bir mesaj atmaktan başka çaresi olmayan bir Berfin.
Kitabevinin bahçesi, en kuytu ama en sıcak köşesi. İki kişilik bir masa. Vanilya kokulu mumlar. Reyhan şerbeti renginde bir akşam.
Mumlar söndü. Turuncu bir ay tırmanma çabasında göğe. Fesleğen ve cheddar peynir soslu makarna, donuk bir lapa olmuş; Berfin gibi öylece.
Yarıda kaldı şarkılar aman. Bu yaraya deva değil zaman. Ateş düştüğü yeri yakar…
Ötme bülbül, ötme can ayazda kışta. Sen gülü terk etme şarkılar şiirler yasta…
Şarkı, sokak lambasından uzanan, imkânsız aşka düşmeyi ıskalamış genç bir adamın gölgesine kadar ulaşmış olsa da neye yarar?
Yarıda kaldı şarkılar!
YAZARIN DİĞER YAZILARI