?>

SENDEYİZ BATMAN!

Deniz Şanlı

10 saat önce

Gökyüzü bir yanda yüksek apartmanlar arasında uzanan yolların ötesinde, ufka doğru yoğun bir lacivert-gri renge bürünmüş; öyle canlı, öyle çekici bir renk ki sanki orada bir çift göz var ve ben onların efsununa kapılmışım; mıknatıs gibi çekiyor beni kendine.
Öte yanda, güneşin yavaş yavaş batmaya yollandığı tarafta, kopkoyu gri bulutlardan öte kaya görünümlü, kabartma gibi duran bulutların tam sınır çizgilerinden sızıp da bize ulaşan:
“Korkmayın, ben buradayım, sizi hiç bırakmadım!”
diye seslenen güneş hüzmeleri…
Şimdi gökyüzü vitraydan bir tavan üzerimde!
Şükürler olsun bu gökyüzünü, bu gözlere gösterene!
Bu sene acelesi yok hiç yazın.
Olsun… Böyle iyi.
İlahi güneş ışınları ile beraber,
hem bedenimi hem de içimi gıdıklayan neşeli serinliği baharın…
Teslimiyetin tadındayım uzarken bahar,
ve uzanırken günler daha ağırdan yaza…
Malum; yaz ağır misafirdir buralarda.
Yalnızca değil uzun yaz aylarında;
çöreklenir üzerimize dahi yaz akşamlarında.
Kendisi için çok ter dökülmelidir dayanabilmek için buhranına.
Yalnızca değil yağmur duasına;
aynı zamanda çıkılmalıdır gün boyu sürecek seher yeli duasına!
Biliyorum, gülümsediğimi muhakkak gördünüz hepiniz tam da bu anda.
Kuşlar havalandılar üstümdeki çatıdan.
Tellerin gerilim sesine göre üç kuş muydu acaba havalanan?
Seviyorum bu sesi…
Her neye dalmışsam beni yeniden masama çağıran.
Ey Batman!
Yazın kadar sıcak insanların…
Batman’da olmak!
Batmanlılarla olmak!
Ve Batmanlı olmak!
Bir zamanlar benim için çok ama çok uzaklarda bir şehrin adıydın.
Sana ancak mecburi hizmetle atanırdım.
Yüz yıl kadar önce küçük bir köyken, bugün bir sanayi şehrine taşındın.
Ajda’nın şarkısının nakaratı geçerken zihnimden,
yerimde oynuyorum inceden.
Aman PETROL, canım PETROL…
İşte başlıyor hikâyemiz…
Petrol:
“Bulununca yüz binlerce yıldır buralı olan ben,
ekmek oldum, ışık oldum, can oldum, yuva oldum size…” derken,
bırakıyorum size onun uğruna çıkan savaşları da düşünen bir ben…
Akın etmiş insanlar küçücük İluh Köyümüze dört bir yandan; bütün kadim komşu şehirlerden.
Işıklar yükselir Mezopotamya ve Anadolu birlikteliğinden.
Bu günlerde kuş cennetine dönüşen Batman Çayı, isim verir şehrimize.
Zamanla, bağlı olduğu ilin ilçeleri dâhil, çevre illerin ilçeleri birleştirilip
16 Mayıs 1990’da 72. ilimiz olur Batman.
Yetmiş iki milletten insan vardır Batman’da!
Âşıklar burada;
Çoban İbrahim ve Besna, Mısto ile Necma…
Güneşin her damlasında, rüzgârın her dokunuşunda…
Gercüş’te, Hasankeyf’te, Beşiri’de, Sason’da ve Kozluk’ta…
Gelmiş geçmiş tüm tanrıların, ilahların, sultanların, beylerin ve ağaların…
ruhları canlanır hemen yanı başımda, Batman’ın sıcak insanlarında.
Onlar alıp basarlar seni bağırlarına.
Olursun bir evlat, bir kız, bir abla…
Önceleri hiç alışkın değilken bile bu kadar sarılmaya…
Şimdi eksik kalır üç kere sarılmazsan o sarılma.
Dolmaları ve sarmaları bu arada harika!
Çünkü paylaşılmalıdır mutlaka her lokma!
Komşu açken gidilmez gerçekten yatağa!
Kürtler, Araplar, Ezidiler, Süryaniler, Türkler…
Kimlerdir ilk sahibi buraların, verimli ovaların, akarsuların?
Hepsinden ayrı bir renk, ayrı bir kültür gelmiş…
Dokunurken eski duvarlara bir kilisede,
Gezerken huşuyla eski taşlarının üstünde bir camide…
Basarken kadim bir toprağa,
Kulak verirken ayinlerle zamana kitlenen seslere…
Bir burun kemerinde bir delikanlının Mem’in kudretli aşkını ararım.
Güzeller güzeli bir kızın badem gözlerinde Zin’i…
Hilal kaşlarında Ay Tanrısı Sin’i…
Dalgalı, kıvır kıvır neşeli saçlarında güzel çocukların,
Güneş Tanrısı selamlıyor beni; adı her ne idiyse…
Ellerini tutuyorum bir teyzemin seksenlerinde…
Sanki o anda anıları nakloluyor zihnime.
Acıları ve anıları yükleniyor bedenime.
Gözlerim doluyor hiddetle.
Sarılıp öpüyorum o güzel elleri…
Çok daha güzel günlerin ümidiyle…
Şimdi bu toprakların tüm kadim ruhlarının kutsadığı olağanüstü gökyüzünün altındayken hepimiz…
Aynı yağmur damlalarına dokunmak, varlığına şükranlarımızı sunmak…
Aynı tabaktan yenilen sarmaların müthiş tadına bakmak…
 
Dilimde sumak…
Hasankeyf’te Hilve kahvesi,
Gercüş’te Süryani kahvesi,
Ayrancı Geçidi’nde yayık ayranı tatmak…
Kırkat Göleti’ne bakıp bir türkü tutturmak…
Kozluk’ta Angebire Şelalesi’nin sesine uyup anılara dalmak…
Sason Sevek’te ihtişamlı ağaçların arasından mitolojik bir canlının çıkıp geleceğini sanmak…
Tatlı bir yaz gecesinde aynı kayan yıldıza bakıp,
aynı dilekleri tutmak…
Raman Dağı’nda güneşe karşı, kol kola, omuz omuza durmak…
Çayını yudumlamak…
Muhabbetler etmek sımsıcak…
Sevinsek de üzülsek de beraber olmak!
Binlerce yıldan bugünlere devrolunan bakışların sıcaklığı…
Ellerimden geldiğince şifa olabilmenin tartışmasız hazzı…
Ailecek Sendeyiz Batman!
Biz de olduk artık Batmanlı!
YAZARIN DİĞER YAZILARI