?>

İYİLİK VE GÜZEL AHLAK

Hamide Ablak

6 saat önce

Bir makale okurken iyilik ve güzel ahlak kavramlarına denk geldim.
Bu kavramlardan bahsedildiğinde aklıma hep Hayriye Teyze ve de Halil Amca gelir.
Hayriye Teyze, dördü kız olmak üzere toplamında sekiz çocuğu vardı. Müstakil bahçeli bir evde kalıyordu. Evin ihtiyaçlarını almanın ve de sosyal görevini ifa etmenin dışında dışarı çıkmaz, ya bahçe işleriyle uğraşır ya da evin temizlik işlerini yapardı.
Üniversitede okuyan Sibel ve Sedat adında ikizleri vardı. Çocukları okula başladığı ilk günlerde “Yavrum dışarıdan gelen, ihtiyacı olan arkadaşlarınızı hafta sonları getirin, paklansınlar, yıkanılacak giysileri varsa yıkayayım,” dedi ve her hafta sonu ikizlerden biri arkadaşını getiriyordu. Hayriye Teyze, sabah erkenden kalkar banyo sobasına odun atar, odunları tutuşturur, çocuklar sırayla   yıkanırdı. Tabii bu arada Sedat ya da Sibel’in getirmiş olduğu bir ya da iki arkadaşları da evin bir ferdi gibi paklanıp çıkardı.
Hayriye Teyze çamaşırları yıkar, kurutur, katlar bir poşete koyup “Arkadaşının giysilerini ver,” derdi çocuklarına. Çocukları üniversiteyi bitirinceye dek her hafta sonu Hayriye Teyzenin evine bir iki öğrenci geldi, yıkanıp paklandı. Hayriye Teyze o öğrencilerin çamaşırlarını yıkayıp kuruttu, katlayıp poşetlere koydu, öğrencilere gönderdi, hatta zaman zaman o öğrencilere birer parça da giysi aldı. Bazen de yemeğe çağırırdı.
İmkanlarına göre iyilikleri yapmaya devam etti. Evlerinden az ötede bulunan bir dükkânda yaşlı bir adam kilim dokuyordu, dükkânın hemen yanında da küçük bir bakkal vardı, bakkalın hemen yanında da bir berber dükkânı vardı. Bu üçü her Ramazanda bir araya gelir iftarlarını birlikte açarlardı, Hayriye Teyze bunları fark etmiş,  her Ramazanda iftar için bir tepsinin üzerine üç kişilik sulu yemek, pilav ve de salata bırakıp erkek çocuklarından biriyle onlara gönderirdi.
Yaptığı iyilikleri hiçbir karşılık beklemeden, dile getirmeden, kimseyi incitmeden imkanları elverdiği sürece yapmaya çalıştı.
Hayriye Teyzenin taziyesine gittiğimde bir değil birçok kişi onun yaptığı iyilikleri anlatıyordu, en çok da onun evinde yıkanıp paklanan, çamaşırı yıkanmış öğrenciler anlatıyordu.
Nur içinde uyu, kendi güzel gönlü güzel Hayriye Teyze.
Halil Amca da çalıştığım kurumun birinde çalışıyordu. Öyle yüksek perdeden konuşan biri değildi. Kendi halinde halim selim biriydi. Kurumun bahçe işlerine bakıyor, sürekli çalışıyordu. Bahçeyle ilgili işlerde kendini yetiştirmiş, o yaşlı haliyle bahçeye öyle güzel bakıyordu ki, bahçe sanki irem bahçesinden bir köşeydi.
Her karşılaştığımda selam verir hâl hatırını sorardım. O da hep derdi ki,  “Ehlaqê xweş bihna fere, ka  ku ew ji hebe!”
Halil Amca, sorumluluk bilinciyle çalışır, kimseyle muhatap olmaz, dedikodu nedir bilmez, haksızlık etmez ama hakkını almayı da iyi bilirdi. Halil Amca, çok az kişide bulunan güzel bir ahlaka sahipti.
Halil Amca da hakkın rahmetine kavuştu, nur içinde uyusun.
Güzel ahlak, kişinin hem kendine hem de çevresine karşı insani davranışlar sergilemesidir.
Güzel ahlakın özünde sevgi, saygı, dürüstlük, doğruluk, değer verme, sabır ve de yardımseverlik vardır. Ve bunlar erdemli olmanın unsurlarındandır.
 Güzel ahlak, büyük ve sonsuz bir hazinedir. Bunun değerini bilmek insanı yüceltir.
 “Sizin en hayırlınız ahlakça en güzel olanınızdır” hadisi güzel ahlakın önemini vurgular.      
Güzel ahlaka sahip olmayanı  huzursuzluk, olanı da sağlık, huzur ve de mutluluk  bekler.
Kitap okuyarak, iyilik yapmayı bilen ve güzel ahlaka sahip kişilerle bir araya gelerek güzel ahlakı geliştirebiliriz.
Yolunuza iyilik yapmayı bilen ve de güzel ahlaka sahip insanlar hep çıksın.
        Sevgiyle kalın.
      
 
      
 
      
      
     
YAZARIN DİĞER YAZILARI