?>

AKILLI TELEFONLAR

Hamide Ablak

1 gün önce

         İnsan yaşamında büyük kolaylık sağlayan, teknoloji harikası akıllı telefonlar, gereği kadar kullanıldığında faydalı; gereğinden fazla kullanıldığında ise zararlı olabilmektedir. Önemli olan, telefonu bilinçli bir şekilde kullanabilmektir.
       Telefonun icadından önceki yaşama dönüp baktığımızda, iletişimin temelinde sabır olduğunu kolaylıkla görebiliriz. Bir yere gidebilmek için günlerce yol yürünür, bir haber için günlerce beklenir, en yakın doktora ya da karakola ulaşmak için insan kendi bacaklarının gücüne güvenmek zorunda kalırdı.
       İlkokula başlamadan önceki günlerde anneannemin köyündeydim. Anneannem evin önünde bulunan ocakta ekmek pişiriyordu. Kardeşimle birlikte, ocağın az ilerisinde yere serilmiş bir kilimin üzerinde oturmuş onu seyrediyorduk. Anneannem bize bir şeyler anlatmak üzereyken gözleri çok uzakta bir noktaya odaklandı. Sol elini gözlerinin üzerine siper ederek bir süre baktı. Az sonra başını evin içine çevirip dayıma seslendi: “Karakoldan çağırıyorlar, koş git.”
       Şaşkınlıkla,
       “Anneanne, ben bir ses duymadım. Sen duydun mu?” diye sordum. Anneannem,
       “Kalk ayağa!” dedi. Ayağa kalktım. Her iki elini omuzlarıma koyarak,
       “En uzaktaki yüksek tepeye bak.” dedi.  
       “Baktım.” dedim.
       “Tepenin üzerinden yükselen dumanı gördün mü?” diye sordu.
       “Gördüm anneanne.”
       “İşte o duman bizim haberleşme aracımızdır. Burada evler birbirinden uzakta olduğu için bu şekil haberleşiriz.” dedi.
       Dayımın gidip gelmesi beş altı saati bulmuştu. Yağmurda da karda da yaz sıcağında da bu böyleydi.
       Öğrencilik yıllarımda yakınımızda kütüphane olmadığı için evimizden uzakta bulunan kütüphaneye gider, ödevlerimizi orada yapardık. Yol çok zaman aldığından çoğu zaman ödevlerimizi bitiremeden eve dönerdik. Hem zaman kaybı olurdu hem de oldukça yorulurduk.
       Akıllı telefonlar ise hem zamandan tasarruf sağladı hem de büyük bir kolaylık getirdi. Haberleşme, bilgiye erişim, bankacılık işlemleri, video ya da film izleme, mekân ve zaman fark etmeksizin işleri takip etme gibi pek çok alanda çok amaçlı olarak kullanılmaktadır.
       Hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelen telefonlar, gün içindeki pek çok etkinliğimizi de yönlendirmektedir. Ancak bu faydalarının yanında, gereğinden fazla kullanıldığında ciddi zararlar da ortaya çıkmaktadır.
       Telefonun zararları denilince, daha önce çalıştığım bir kurumda birlikte kaldığım bir oda arkadaşım aklıma gelir. Mesai başlar başlamaz yapılması gereken işleri bitirir, ardından saatlerce telefonda oyun oynardı. Sağ elinin işaret parmağı durmadan ekran üzerinde kayar, gözleri tek bir noktaya kilitlenir, bedeni kambur bir halde kalırdı. Bir gün artık dayanamayarak,
       “Yazık vallahi yazık, bu gidişle sağlığınız bozulacak.” dediğimde gülümseyerek,
       “Boş ver.” demişti.
       Çok geçmeden bir sabah müdür odaya geldi ve,
       “Arkadaşlar, oda arkadaşınız dün gece bel fıtığından ameliyat oldu.” dedi.
       Bu ameliyat bir defayla da kalmadı; ikincisi, üçüncüsü derken devam etti.
        Telefonun bağımlılık yaptığını anneler bildiği halde, ne yazık ki pek çok anne çocuğunu susturmak için sağlığını düşünmeden eline telefon vermektedir. O çocuk saatlerce oyun oynuyor ya da video izliyor.
       Günlük hayatta da bu cihazı, büyük- küçük fark etmeksizin gereğinden fazla ya da kullanılmaması gereken yerlerde kullanan pek çok insanla karşılaşabiliyoruz. Geçenlerde karşıdan karşıya geçmek için yeşil ışığın yanmasını beklerken, yanımda duran kırk beş- elli yaşlarında bir kadın elindeki telefona dalmıştı. Parmağı ekranda gezinirken birden yola fırladı. Işığa baktım; yayalara kırmızı yanıyordu. Refleksle kadının sırtındaki hırkadan tutup geri çektim. Bana kızarak,
       “Ne yapıyorsun?” dedi.
       Araç kullanırken şoförlerin hem kendi hem de başkalarının can güvenliğini hiçe sayarak mesaj yazması ya da okuması da ayrı bir sorundur. Hiçbir şey can güvenliğimizden daha acil ve daha önemli olamaz.
       Telefonun insanı duyarsızlaştırdığına da sıkça tanık oluyoruz. Bir gün parkta, bankta oturan otuz-otuz beş yaşlarında bir kadın ve yanındaki dört-beş yaşlarındaki çocuğu gördüm. Kadın adeta ruhuyla telefona girmişti. Çocuk durmadan “Anne! Anne!” diye sesleniyor, annesini dürtüyor ama anneden ses çıkmıyordu; başını telefondan kaldırmıyordu.
       Telefon bağımlığının bedeli hem fiziksel hem de ruhsal sağlığın bozulmasıdır. Fiziksel olarak duruş bozuklukları, uyku eksikliği ve göz problemleri; ruhsal olarak ise anksiyete, depresyon ve sosyal izolasyon gibi sorunlara yol açabilmektedir. Bunun telafisi hem zor hem de maliyetlidir.
       Saatlerce doğasına aykırı bir duruşta kalan insan bedeninin; parmakların ve sabit bir noktaya odaklanan gözlerin sağlığının bozulacağı bir gerçektir. Ne yazık ki bu durum, beraberinde ruhsal rahatsızlıkları da getirmektedir. İnsanlar bu cihazları çoğu zaman bilinçsizce kullanmaktadır.
       Ayrıca telefon bağımlılığı; tembelliğe, verimlilik kaybına, unutkanlığa, konuşma becerisinin zayıflamasına ve zaman yönetimi bozukluğuna da yol açmaktadır.
       Kısacası akıllı telefonların avantajları; her an erişebilir bilgi, hızlı ve kolay iletişim, zaman ve mekân farkı olmadan çalışma olanağıdır. Dezavantajları ise dijital bağımlılık, sağlık sorunları ve veri güvenliği riskleridir.
       Bu sorunların önüne geçebilmek için, her konuda olduğu gibi bu konuda da eğitim şarttır.
       Sağlıkla kalın.
 
      
      
     
YAZARIN DİĞER YAZILARI