İnsanlık tarihi, bilginin peşinden koşma ve olan biteni paylaşma arzusuyla şekillenmiştir. Bu arayışın en somut ve köklü meyvesi olan gazete; sadece kâğıt üzerine basılmış haberler bütünü değil; siyasal, ekonomik ve kültürel değerlerin kuşaklar arası köprüsü, toplumun ortak hafızasıdır. Roma Senatosu’nun Acta Diurna’sından bugünün dijital ekranlarına kadar gazete, form değiştirse de insanın dünyayı anlama çabasının en sadık temsilcisi olmaya devam etmektedir.
Gazetecilik, özünde büyük bir sorumluluk ve etik bir duruş barındırır. Bir haberin toplanmasından halka ulaştırılmasına kadar geçen süreç; doğruluk, tarafsızlık ve nesnellik süzgecinden geçmek zorundadır. Demokrasinin temel taşlarından biri kabul edilen özgür basın, güç sahiplerini denetleme işleviyle toplumun sigortası işlevini üstlenir. Bilgi edinme hakkı her bireyin temel hakkıdır ve gazete, bu hakkın en güvenilir anahtarıdır. Özellikle günümüzün dijital çağında, bilginin hızla yayıldığı ancak aynı hızla kirlendiği bir ortamda, editoryal denetimden geçmiş bir gazete sayfasının ağırlığı çok daha net hissedilmektedir.
Gazete okuma alışkanlığı, birey için sadece bir haber alma eylemi değil, aynı zamanda bir zihinsel disiplin ve kültür meselesidir. Düzenli bir gazete okuru; dilini etkili kullanmayı öğrenir, kelime dağarcığını geliştirir ve olaylara çok yönlü bakabilme yetisi kazanır. Sosyal medyanın yüzeysel ve anlık tüketilen içeriğine karşın gazete, okurunu derinlemesine analizlerle düşünmeye ve sorgulamaya davet eder. Hepimizin hafızasında yer eden o mürekkep kokusu, aslında bir “aydınlanma” kokusudur. İlkokul sıralarında büyük puntolu başlıkları heceleyerek okumaya geçişimizden, babaannelerimize dünyadan haberler taşıdığımız o çocukluk anılarına kadar gazete, hayatımızın her aşamasına dokunmuştur.
Seksenli yılların o samimi atmosferinde gazete, evlerin sadece haber kaynağı değil, en işlevsel parçasıydı. Mutfak raflarına serilen, kitapları kaplayan, sobaları tutuşturan o kağıtlar, aslında hayatın tam merkezindeydi. “Mürekkep yalamış” olmanın bir saygınlık göstergesi olduğu o günlerden bugünlere, gazeteler toplumda ortak bir bilinç oluşturma gücünü hep korudu. Milyonlarca insanın aynı anda aynı gündemi paylaşması, toplumsal birliğin ve ortak bir gelecek tasavvurunun en güçlü harcıdır.
Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, doğru ve güvenilir bilgiye duyulan ihtiyaç asla değişmeyecektir. Bu ihtiyacı yarım asrı aşkın bir süredir fedakarlıkla karşılayan, halkın sesi ve kulağı olan Batman Gazetesi gibi köklü kurumlar, şehirlerin ve kültürlerin yaşayan hafızalarıdır. Kuruluşunun 64.yıl dönümünde, Batman Gazetesi’ne hayat veren tüm emektarları yürekten kutluyor; mürekkebin kağıtla, haberin hakikatle buluştuğu daha nice yıllar diliyorum.