?>

SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZ (ASM) VE MÜTEŞABİH AYETLER

Ahmet Sandal

59 dk. önce

Kur’an-ı Kerim ve tüm kutsal kitaplar birer nakildir. Her nakil üç öğeyi mutlaka bünyesinde barındırır. 1-Gönderen, yani nakli başlatan. 2-Gönderilen, yani naklin kendisi. 3-Nakleden, yani nakli taşıyan, aracı, elçi.  Buna göre, Kur’an temelinde düşündüğümüzde Allah (cc) gönderen, Kur’an gönderilen ve Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed aleyhisselatu vesselam nakledendir. Kuran-ı Kerim bir mesajdır. Bu temelde düşündüğümüzde mesajı gönderen Allah (cc),  getiren Sevgili Peygamberimiz (asm) ve mesaj Kur’an’ın kendisidir. Görüldüğü üzere burada da üç öğe yine geçerlidir. Kuran-ı Kerim hem bir nakildir, hem bir mesajdır. Bu mesaj iki ana kısma ayrılmaktadır. Muhkem ve müteşabih.
Muhkem mesaj: Kur’an’da Başka bir ihtimal taşımayan manası açık olan mesaj.
Örneğin, namaz kıl, zekat ver, oruç tut, Hacc’a git ve Allah için savaş. Bu mesajlar muhkemdir ve birer ibadet emirleridir.
Müteşabih mesaj: Kur’an’da Mâna yönünden birden fazla ihtimal taşıyan mânası kapalı mesajlar.  
Örneğin, gökten sofra indirmek,  Allah’ın boyasıyla boyanmak, dört kuş tutmak ve parçalamak bir dağın üstüne bırakmak, Sebe Melikesine atfedilen bir tahtın göz açıp kapayıncaya kadar geçen kısa bir sürede Hazreti Süleyman’ın (as) önüne getirilmesi ve Hazreti Hızır (as) ve Hazreti Musa (as) arasındaki diyaloglar.
Muhkem ayetlerde açıklık ve netlik vardır. Müteşabih ayetlerde açıklık ve netlik yoktur.
Muhkem ayetler üzerinde alimler fikir birliği etmişlerdir. Ancak müteşabih ayetlerde böyle bir birlik yoktur. Hem muhkem ve hem de müteşabih ayetler nakildir ve nakledene güvenildiği için güvenilirdir. Bunu hassaten belirtmekte fayda vardır.
Sevgili Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed (asm) hem muhkem, hem de müteşabih ayetleri bizlere nakledendir. Ve o nakillerin manasını en iyi ve en doğru bilen de O’dur (asm).
Hem muhkem ve hem de müteşabih ayetlerin uygulaması ya da anlamlandırılması için en iyi ve en doğru açıklayıcı Sevgili Peygamberimiz’dir (asm). O (asm) açıklamışsa yeterlidir. Bu açıdan baktığımızda da Hadis-i Şerif’ler birer gerekliliktir. Çünkü hem muhkem ve hem de müteşabih ayetler açıklamaya ihtiyaç duymaktadır.
Muhkem ayetlerde belirtilen, “namaz kıl, oruç tut, Hacc’a git, zekat ver, cihad et.” Ama nasıl? İşte bu nasıl sorusunun cevabı, iki cihan serveri Hazreti Resul (asm) tarafından verilmiştir.
Peki, ibadetlerin yapılış şeklini açıklayan cevaplar, yani Hadis-i Şerif’ler muhkem ayetleri açıklarken ve yorumlarken,  müteşabih ayetler için böyle bir durum var mıdır? Yani şunu soruyorum. Alemlere rahmet olarak gönderilen Fahr-i Kainat Efendimiz Hazreti Muhammed (asm) muhkem ayetleri açıklamış ve daha da ilerisi hayatında bizzat tatbik etmişken müteşabih ayetleri de açıklamış ya da yorumlamış mı?
“Sevgili Peygamberimiz (asm) ve müteşabih ayetler” bağlamında düşündüğümüzde şu iki yoldan birini tercih edebiliriz ve düşünceme göre her iki yoldan birini tercih etmek makul ve makbuldür. 1-Müteşabih ayetlerde Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed (asm) hangi yorum ve açıklamayı yapmış ise ona bağlı kalmak, bunun dışına çıkmamak. 2- Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed (asm) müteşabih ayetleri açıklamamışsa, ona dair bir Hadis-i Şerif yoksa, aklımızı ve fikrimizi kullanarak ve son ilmi ve teknolojik gelişmelerden de yararlanmak suretiyle yorum ve açıklamalarda bulunmak.
Burada şunu hemen belirteyim. İkinci yoldan giden kişi yalnızca ihtimalleri kendi aklına göre değerlendirmiştir. O değerlendirmelere inanıp inanmamakta, güvenip güvenmemekte herkes serbesttir.  Yani şunu demek istiyorum. Hangi tefsir alimi olursa olsun, müteşabih ayetlere getirdiği yorum ve tefsir, yalnızca onu bağlar ve kesin bir bilgi değildir.
Buradan hareketle birçok tefsir alimi eski tarihlerden İbn-i Kesir, Taberi, Fahreddin Er Razi, Ebussuud ve benzerleri, yeni tarihlerden Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Seyyid Kutup, Ömer Nasuhi Bilmen, Muhammed Esed ve benzerleri, müteşabih ayetler hakkında ne gibi bir yorum yaparlarsa yapsınlar birer ihtimalden öteye gitmez ve yalnızca kendilerini bağlar. Bu bağlamda söylüyorum mesela ben Muhammed Esed’in müteşabih ayetler hakkındaki tefsir, yorum ve açıklamalarını yalnızca birer ihtimal (hatta uzak ihtimal) olarak görüyorum. Bu hususta yalnızca bir örnek vereceğim. Muhammed Esed, tefsirinde, ayette geçen “Hazreti Süleyman’ın emrine rüzgarın verilmesi ayetini” yelkenli gemilere sahip olmak şeklinde açıklamıştır ki, bu yalnızca bir ihtimaldir, tahmindir ve bana çok da akla yatkın bir ihtimal ve tahmin gibi gelmemektedir.
Buna rağmen aynı kişinin bazı müteşabih ayetleri yorumlaması bana mantıklı gelmektedir. Mesela Tekasür Suresi. Muhammed Esed’in Tekasür Suresini günümüzdeki “kapitalist hırs, aç gözlülük, para biriktirme yarışı, ancak o biriktirdiklerini yiyemeden insanların kendilerini mezarın yanında, yani ölüm anında bulmaları ile açıklaması” makuldür ve kuvvetli ihtimaldir.
Bir müteşabih mühim ayet de Bakara Suresi 249. ayette beyan edilmektedir. Bu ayeti ben şöyle yorumluyorum. Önce ayetin mealini verelim.  Ayetin meali şöyledir: “Talut askerleriyle birlikte ayrılıp sefere çıkınca, “Allah muhakkak sizi bir nehirle imtihan edecek; kim ondan içerse benden değildir, -eliyle bir avuç alan müstesna- ondan tatmayan da bendendir” dedi. İçlerinden pek azı dışındakiler ondan içtiler. Kendisi ve onunla beraber inananlar nehri geçince “Bugün Calut’a ve askerlerine karşı bizim gücümüz yok” dediler. Allah’a kavuşacaklarını umanlar ise, “Nice az birlik vardır ki, Allah’ın izniyle sayıca çok birliği yenmişlerdir, Allah sabredenlerle beraberdir” dediler.”
Burada “nehir örneğinde” anlatılmak istenen esas olarak Dünya malına tamah etmektir. Yani ayette kastedilen Dünya malına dalıp da karnını dolduranlar (ayette beyan edilen bir nehrin suyunu içip de karnını şişirenler gibi) yani rahata alışanlar Allah’ın emirlerini yerine getirmede gevşeklik gösterirler. Onlar bahane bulurlar ve savaştan kaçarlar. Dünya malına tamam etmeyen az sayıdaki müminler çok büyük zaferler elde ederler. (Bu ayetin bu şekildeki yorumu yalnızca beni bağlar. Bu yoruma katılıp katılmamakta serbestsiniz. Çünkü ayet müteşabihtir ve ihtimalleri çoktur.)
Şimdi burada şu husus çok önem kazanmaktadır. Bizler yani Müslümanlar müteşabih ayetlerin yorumunda alimlerin yorum ve değerlendirmesi noktasında serbestiz ve konuyu kendi aklımız ile kavrarız. Ancak Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed (asm) müteşabih ayetlere mana vermiş ise o manaya göre hareket ederiz. Bunda bir tereddüt yok.
Müteşabih ayetlerden hangileri Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed aleyhisselatu vesselam tarafından yorumlandı ve açıklandı?
Bildiğim kadarıyla Sahabe Efendilerimiz bu hususlarda yani müteşabih ayetler hakkında soru sordukça, İki cihan serveri Peygamberimiz Hazreti Muhammed (asm) o ayetleri açıklama lüzumu görmüştür.  Müteşabih bir ayet ve onun açıklaması babında yalnızca bir ayet ve onun Sevgili Peygamberimiz (asm) tarafından değerlendirmesi olarak Kehf Suresi 94. ayetten bahsederek huzurlarınızdan ayrılıyorum.  “Dediler ki: “Ey Zülkarneyn! Bu memlekette Ye’cüc ve Me’cüc bozgunculuk yapmaktadırlar. Bizimle onlar arasında bir sed yapman için sana bir bedel ödesek kabul eder misin?” (Kehf Suresi, 94)
Bu ayet ile ilgili Hadis-i Şerif şöyledir: "Ye’cüc ve Me’cüc her gün o seddi delmeye çalışırlar, delmeye yaklaştıkları vakit başlarındaki amir onlara şöyle seslenir: 'Dönün yarın delersiniz' Allah da ertesi güne o seddin oyulan kısmını öncekinden daha sağlam duruma getirir." "Sonunda müddetleri dolup Allah onları insanlar üzerine salmayı isteyince; başlarındaki yetkili 'Dönün, onu inşallah yarın delersiniz' diyerek, 'inşallah'  kelimesini söyler. Onlar ertesi gün geldiklerinde seddi dünkü bıraktıkları şekilde bulurlar, ancak o gün seddi delerek insanlar arasına çıkarlar. Bütün suları içerler. İnsanlar onlardan kaçar, oklarını göğe fırlatırlar, oklar kana bulanmış vaziyette geri döner. Bunun üzerine şımarık bir durumda şöyle derler: Yeryüzünde olanları kırıp geçirdik, gökte olanları da mağlup ettik. Sonra Allah onların boyun köklerinde bir kurt meydana getirir de bu yüzden hepsi kırılıp yok olur giderler." Resülullah (asm) şöyle devam etti: "Muhammed’in canını kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, O kırılıp yok olan Ye’cüc ve Me’cüc’un leşlerini yeryüzündeki tüm hayvanlar yiyecek ve çok güzel beslenerek etlenip yağlanacaklardır.”
Evet, müteşabih bir ayet olan Ye’cüc ve Me’cüc hakkında bu açıklama ve değerlendirmeye inanırız, çünkü Hadis-i Şerif’tir.
Vesselam.
Ahmet Sandal
YAZARIN DİĞER YAZILARI