Türkçe bilmeyen anaların Kürtçe bilmeyen evlatları… Yıllardır aynı toprağın üzerinde, aynı acının gölgesinde birbirini kaybetti. Bir annenin gözyaşının dili olur mu? Türk anasının gözyaşı başka, Kürt anasının gözyaşı başka mı?
Hayır!
Acının dili birdir. Evlat acısının milleti, mezhebi, dili, kimliği olmaz.
Bugün Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat duruyor: Terörün son bulması, silahların susması ve Türkiye’nin enerjisini kendi geleceğine yöneltmesi.
Bu nedenle “Terörsüz Türkiye” hedefi, günlük siyasetin dar hesaplarına kurban edilemeyecek kadar önemlidir.
Çünkü mesele yalnızca terörün bitirilmesi değildir. Mesele, yıllardır bu ülkenin gençlerinden, ekonomisinden, huzurundan ve geleceğinden çalan bir dönemin kapatılmasıdır.
Artık ne Türk Memo ölsün ne Kürt Haso!
Yıllarca aynı cümleyi farklı şekillerde duyduk: “Bir evladımız daha şehit oldu.”
Bir tarafta Türk Mehmet, diğer tarafta Kürt Hasan…
Oysa ikisinin de annesi evladını toprağa verdiğinde aynı feryadı etti.
Şimdi sorulması gereken soru çok basit:
Daha kaç anne ağlayacak? Daha kaç genç, başkalarının karanlık hesapları uğruna hayatının baharında toprağa düşecek?
Artık ne Türk Memo ölsün ne Kürt Haso!
Bu ülkenin çocukları birbirine düşman edilmek yerine aynı geleceğin sahibi olmalıdır.
Çerçeve Yasa: Kırmızı çizgi Türkiye’nin birliği olmalıdır
Yeni süreç konuşulurken toplumun en temel beklentisi açıktır: Hukuk, şeffaflık, Meclis iradesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısının korunması.
Çerçeve Yasa sonrası süre de bu hassasiyetler gözetilerek yürütülmelidir.
Türkiye sınırları içerisinde yaşayan herkes birdir, beraberdir.
Türk de bu ülkenin evladıdır, Kürt de.
Lazı, Çerkezi, Arabı, Zazası ve diğer bütün vatandaşlarıyla Türkiye, farklılıklarını kavga sebebi değil, ortak gücü haline getirdiği zaman büyüyecektir.
Birlik demek aynı olmak değildir.
Birlik, farklılıklarla beraber aynı hedefe yürüyebilmektir.
Bileği bükülemeyen Türkiye
Türkiye’nin en büyük gücü, sahip olduğu insan kaynağı ve birlik iradesidir.
Türk ile Kürt aynı yumruk olduğunda, bu ülkenin karşısında ne terör şebekesi İsrail ne de yedi düvel kimsenin kolay kolay duramayacağı unutulmamalıdır.
Ne bölgesel hesaplar ne terör örgütleri ne de Türkiye’nin güçlenmesini istemeyen dış aktörler, içeride birlik ve kardeşlik duygusu güçlenmiş bir Türkiye karşısında istedikleri sonucu kolayca alamaz.
Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey kavga değil; akıl, cesaret ve siyasi kararlılıktır.
Elbette Türkiye kendi güvenliğinden, milli çıkarlarından ve egemenlik haklarından taviz vermeden yoluna devam etmelidir.
Çünkü barış, teslimiyet değildir.
Kardeşlik, zayıflık değildir.
Terörün bitmesi, Türkiye’nin küçülmesi değil; tam tersine Türkiye’nin önündeki engellerden birini kaldırmasıdır.
Şimdi Türkiye’nin şahlanma zamanıdır
Terörün gölgesinden kurtulan bir Türkiye; enerjisini ekonomiye, eğitime, teknolojiye, üretime, savunma sanayisine, gençlerine ve dünyanın dört bir yanındaki hedeflerine yöneltebilir.
İşte asıl mesele budur!
Yıllarca birbirimize “sen kimsin?” diye sormak yerine, artık birbirimize “Türkiye için ne yapabiliriz?” diye sormanın zamanıdır.
Çünkü birlikten kuvvet doğar.
Ve unutulmamalıdır:
Türk ile Kürt omuz omuza verdiğinde Türkiye büyür.
Türkiye büyüdüğünde millet kazanır.
Millet kazandığında terör kaybeder, terör şebekeleri darmadağın olur.
Artık analar ağlamasın.
Artık gençler toprağa değil, geleceğe yürüsün!
Artık Türk Memo da Kürt Haso da aynı ülkenin güçlü yarınlarında yaşasın.
Terörsüz Türkiye; güçlü Türkiye’dir.
Birlik içinde Türkiye; geleceğe yürüyen Türkiye’dir.
Şimdi geçmişin acılarını inkâr etmeden, ama geleceği geçmişin esiri de etmeden yürüme zamanıdır.
Vakit kardeşlik vaktidir!
Vakit birlik vaktidir!
Vakit Türkiye vaktidir!