?>

BARIŞ DAHA HAYIRLIDIR

Medeni Yiğit

11 saat önce

İslâm, barış demektir. İslâm’ın sembolü olan selâm, barışı yaymak için kullanılır. İslâm’ın son tebliğcisi olan Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bir barış elçisidir. Nisa Sûresi’nin 128. ayetinde Rabbimiz: “Barış daha hayırlıdır.” buyurmaktadır. 
Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin. (Hucurat 10)
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Medine’ye hicret edince yıllar yılı Yahudilerin kışkırtmasıyla birbirlerine düşman olan Evs ve Hazrec kabilelerini barıştırmıştır.
Barışı sabote eden en büyük etken ırkçılıktır. Irkçılık; şeytanın başlattığı bir davadır.  Irkçılıkla ilgili Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin uyarıları gayet açıktır: "Yâ Resûlallah! Irkçılık nedir?" diye soran sahabiye: "Zalim de olsa kendi kavmine arka çıkmandır.” buyurmuştur. (Ebû Dâvûd, Edeb)
Cübeyr b. Mut'im'den nakledildiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur:
“Irkçılığa çağıran bizden değildir. Irkçılık davası uğruna savaşan bizden değildir. Irkçılık davası uğruna ölen bizden değildir.” (Ebû Dâvûd) bu açık uyarılardan sonra bir Müslüman’a düşen, söz ve eylemleriyle barışa hizmet etmesidir.
Ülkemizde oluşan bu barış havasına katkı sunmak hepimizin birincil görevi olmalıdır.  Elbette bu barışı istemeyen dış güçlerin maşası olan kişi ve gruplar olacaktır. Bunlara karşı uyanık olunmalı ve bunlara fırsat verilmemelidir.
Beni mustalik gazvesi dönüşünde, biri muhacirlerden diğeri ensardan olan iki Müslüman, Müreysi kuyusundan su çekmek için gelmişler ancak su çekme sırası yüzünden münakaşaya başlamışlardı. Her ikisi de daha önce su doldurmak hususunda ısrar edince münakaşa giderek kavgaya dönüştü. Neticede onlar mensup oldukları grupları yardımlarına çağırdılar. Bu esnada, onların etrafında toplanan Muhacirler ile Ensar arasında kavga başladı ve neredeyse çatışma çıkacaktı. Ancak Peygamberimiz (s.a.v.) yetişerek muhtemel çatışmayı önledi.
Ne var ki, münâfıkların reisi Ubey oğlu Abdullah, bu iki grubu birbirine düşürmek için bu hâdiseden yararlanmak istedi ve yanındaki adamlara şöyle dedi:
Şu muhacirlere bakınız. Bizim yardımımızla geçinirlerken şimdi bizi aşağılamak istiyorlar. Artık onlara hiçbir şey vermeyiniz. Dağılıp gitsinler. Hele Medine'ye varalım, şanı ve şerefi üstün olan taraf elbette zelil ve aşağı olan tarafı oradan çıkarır.
Onu dinleyenlerden Erkam oğlu Zeyd, onun bu sözlerini Hz. Peygamber'e aktarmıştı. Bu sırada Peygamberimizin yanında bulunan Hz. Ömer, ölüm cezasını gerektirecek bir suç işlediğine inandığı Übey oğlu Abdullah adındaki baş münafığı öldürmek için izin istedi. Ancak Rasûlullah, "Bu nasıl olur ey Ömer! O zaman halk 'Muhammed kendi ashabını öldürüyor', diye yaygara koparırlar." diyerek buna izin vermedi. Bu olayda olduğu gibi günümüzde de kardeş kavgasının son bulmasını istemeyen ırkçı ve münafık tipler var maalesef.
Müslüman ferasetlidir. Dostunu ve düşmanını iyi tanır. Barışı zedeleyecek hiçbir söylem ve eylemde bulunmaz. Barışı hiçbir şeye değişmez.
Bakın Allah resulü sallallahu aleyhi ve sellem Müslümanı nasıl tarif ediyor: Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah ﷺ (bir gün):
“Sizin en hayırlınızın ve en şerlinizin kim olduğunu haber vermiyeyim mi?” buyurdular ve bunu üç kere tekrar ettiler. Cemaat:
“Evet, haber veriniz!” dedi.
“En hayırlınız, kendisinden hayır umulan ve şerri dokunmayacağı hususunda emin olunandır; en şerliniz de kendisinden hayır ümit edilmeyen ve şerrinden de emin olunmayan kimsedir.” (Tirmizi, Fiten 76)
 
 
 
 
 
 
YAZARIN DİĞER YAZILARI