?>

HAYATIMIZDAKİ ON ÇELİŞKİ

Medeni Yiğit

3 saat önce

Aşağıda alıntıladığım on madde ibrahim b. Edhem’e ait olduğu söylenir.
Allah’ı biliyorsunuz; ama O’nun, sizin üzerinizde olan hakkını eda etmiyorsunuz.
Her insanın üzerinde birçok hak ve sorumluluk vardır. Bunlar, “hukûkullah” denilen Allah’ın hakları ve “hukûku’l-ibâd” denilen kul hakları olmak üzere iki kısımda özetlenebilir.  Allah Teâlâ’nın üzerimizdeki hakları, O’nun varlığına ve birliğine inanmak, hiçbir şeyi ortak koşmadan O’na ibadet etmek, emirlerini tutup yasaklarından sakınmaktır.
Peygamber Efendimiz, Muâz b. Cebel ile yaptığı bir yolculuk esnasında Allah ile insan arasındaki hak ilişkisini veciz bir biçimde açıklamıştır. Resulullâh, “Ey Muâz! Allah’ın kulları üzerindeki hakkı nedir, bilir misin?” diye sorar. Muâz, “Allah ve Resulü daha iyi bilir.” der. Resulullâh, “Allah’ın kulları üzerindeki hakkı, kendisine hiçbir şeyi ortak koşmamaları ve O’na ibadet etmeleridir.” şeklinde cevap verir.
Bir süre yol aldıktan sonra Resulullâh tekrar sorar: “Peki ey Muâz! Bunu yaptıkları takdirde kulların Allah üzerindeki hakkı nedir, bilir misin?” Muâz yine “Allah ve Resulü daha iyi bilir.” dedikten sonra Resulullâh, “Allah’ın onlara azap etmemesi, onları cennetine koymasıdır.” buyurur. (Müslim)
Kur’an’ı okuyorsunuz; ama içindeki hakikatlerle amel etmiyorsunuz.
Kur’ân okuyanlar iki kısma ayrılırlar: Birinci kısım: Kur’ân ile amel etmeyenler, Kur’ân bu kişilerin aleyhine delil olacaktır. Diğer kısma gelince: Haberlerini tasdik edip iman edenler ve onun hükümleriyle amel edenlerdir ki, Kur’ân, Kıyamet günü bunlar lehine şahitlikte bulunacaktır ve onları müdafaa edecektir. Allah Teâlâ’nın şu buyruğu da bunu teyit etmektedir:’’ (Rasûlüm! Sana, mübarek olan bu Kitab’ı, ayetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik.’’ (Sad Suresi 29.)
Allah Rasûlünü sevdiğinizi iddia ediyorsunuz; ama O’nun sünnetiyle amel etmiyorsunuz.
De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.”( Ali imran 31) Burada da Peygamber’e ittibâ (uyma) Allah sevgisinin ayrılmaz bir parçası olarak nitelenmiş, Peygamber’in gösterdiği yolu gönülden benimsemeyen kişinin Allah’ı sevdiğini iddia edemeyeceği belirtilmiştir. Ayrıca Resûlullah’a uyma iradesinin ortaya konması, Allah’ın sevgisine ve mağfiretine mazhar olmanın ön şartı sayılmıştır. (kur’an yolu tefsiri)
Şeytanın, düşmanınız olduğunu iddia ediyorsunuz, sonra da onu sevindirecek işler yapıyorsunuz.
Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır. Öyle ise (siz de) onu düşman tanıyın. O, kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe girecek kimselerden olmaya çağırır. (Fatır 6)
Cenneti sevdiğinizi söylüyorsunuz; ama oraya girmek için çalışmıyorsunuz. Cehennemden korktuğunuzu söylüyorsunuz, lakin ondan kaçınmıyorsunuz.
"Cennet, nefsin hoşlanmadığı şeylerle kuşatılmıştır; cehennem ise nefsin arzuladığı şeylerle kuşatılmıştır" (Buhârî, Müslim)
Ölümün hak olduğunu söylüyor; fakat onun için hazırlık yapmıyorsunuz.
‘’Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve herkes, yarına (kıyamet gününe) ne hazırladığına baksın. Allah'tan korkun, çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.’’ (Haşr 18)  
İnsanların ayıplarıyla uğraşıp kendi ayıplarınızı unutuyorsunuz.
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Her kim Müslüman kardeşinin meydana çıkmasını istemediği bir şeyini ortaya çıkarır ve dile verirse; Allah da onun ayıplarını, kimsenin bilmesini istemediği hallerini meydana çıkarır. Bu suretle kendi evi içinde de olsa onu rezil eder.” (Buhârî)
Allah’ın nimetlerini yiyor; fakat şükrünü eda etmiyorsunuz.
Allah, kullarına dünyevî ve uhrevî sayısız nimetler bahşetmiştir. Allah’ın nimetlerini saymaya kalksak sayamayız. Her nimetin şükrü gerekir.  Ayette: ‘’De ki: "Sizi yaratan sizin için kulaklar, gözler ve kalbler var eden O'dur. Ne az şükrediyorsunuz!” (Mülk 23)
Ölülerinizi defnediyorsunuz; fakat ibret almıyorsunuz. 
En büyük nasihat ölümdür. Kendinİ kabir ehlinden görmek, ölmeden ölüme hazırlıklı olmak akıllı kişinin karıdır. Hadiste: “Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için çalışandır. Âciz kişi de nefsini duygularına tâbi kılan ve Allah’tan dileklerde bulunup duran (bunu yeterli gören) dır. (Tirmizi)
 
 
YAZARIN DİĞER YAZILARI