Geçtiğimiz hafta önce Şanlıurfa ilimizdeki bir okula ardından Kahramanmaraş ilimizdeki bir başka okulumuza gerçekleştirilen saldırılar bizleri derinden yaraladı. Bu saldırılarda tüm yaralılarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletirken hayatını kaybeden öğretmenimize ve öğrencilerimize de Allah’tan rahmet diliyorum.
Okullarımıza yapılan saldırılar, sadece eğitim camiasını ve öğrencileri değil, toplumun tüm kesimlerini derinden sarsmıştır. Huzurun, güvenin, sevginin ve hoşgörünün de merkezi olan okullarımızda; öğrencilerimizi ve bir öğretmenimizi hayattan koparan silah sesleri değil, öğrencilerin cıvıl cıvıl hayat dolu sesleri olmalıdır. Özveri ve merhametiyle öğrencilerini sarıp sarmayalan öğretmenlerimiz ve okulun çiçekleri olan öğrencilerimizin böyle bir saldırıyla karşı kaşı kalmaları kabul edilebilir bir durum değildir.
Türlü emek ve zahmetlerle büyütülüp bu yaşlara getirilen çocuklar her ebeveynin en kıymetli hazinesidir. Yaşanan bu elim ve acı hadise tüm Türkiye’yi yasa boğmuştur. Bununla birlikte öğrencilerine iyi bir gelecek hazırlamak adına pek çok fedakârlık yapan öğretmenimiz, öğrencilerini koruma içgüdüsüyle yine onlar için kendisini siper etmiştir. Hayatını kaybeden öğretmenizin ve öğrencilerimizin acısı henüz çok tazeyken, gerek sosyal medyada gerekse kişiler arası iletişimde bu yas sürecini nasıl yöneteceğimiz konusunda kafa karışıklığı yaşanmaktadır. Çocukların dünyasında merak duygusu önemli bir kavram olduğu için sürecin doğru, çocuğun yaşına ve duygusal durumuna göre aktarılması büyük önem arz etmektedir. Kaygı ve korkunun yükseliş yaptığı şu günlerde çocuklarımızı bu karanlık duyguların arasından nasıl çıkaracağımızı konuşmak, onlara doğru ve etkin bir rehberlik yapmak her zamankinden daha hayati bir önem taşıyor.
Sevgi, merhamet ve şefkatle verilmeyen hiçbir duygunun ve düşüncenin çocuğun gönül dünyasında karşılık bulmadığı kanaatindeyim. Çocuğun yüreğine dokunmak, çocukla çocuk olmak, çocuğun duygu ve düşüncelerine önem verip ona doğru bir rehberlik edebilmek çok kıymetlidir. Çocuk evinde bulamadığı sevgiyi ve kabul edilme-onaylanma duygusunu sanal dünyada bulmaya çalışabilir. Kendisini ifade imkânı bulamayan çocuk, bu kızgınlıkla ve intikam duygusuyla başkaca mecralarda kendine yer edinmeye çalışabilir. Bu bağlamda çocukta uyum olmadan duygusal doyum olmadığı apaçıktır. Duygularını ifade edemeyen, düşüncelerine saygı gösterilmeyen, çocuk kendini değersiz ve yok sayılmış olarak algılayacaktır. Bu duygularla sağlıklı biçimde başa çıkamayan çocuk davranış problemleriyle ya da uyum sorunlarıyla kendini gösterme çabasında olabilecektir.
Günümüzde hassas ve kırılgan bir yapıya sahip olan gençlere yaklaşımda yukarıdaki bahsettiğim durumlar mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Zira çocuğa hatasız ve kusursuz bir rol yüklemek çocuğun kendi üzerinde daha fazla baskı hissetmesine ve daha fazla hata yapmasına neden olabilecektir. Bu bağlamda hem ebeveynlere hem de öğretmenlere daha fazla görev düşmektedir. Çocuklarımızı daha iyi gözlemlemeli, onlara daha fazla sevgiyle ve muhabbetle yaklaşmalı ve çocuklarımızdan gelen tüm sinyalleri daha dikkatli değerlendirmemiz büyük önem arz etmektedir.
Okullar, çocuklar için sadece bilgi öğrenilen yerler değildir. Güvenin, sosyalleşmenin, kabul görmenin ve geleceğin inşa edildiği kalelerdir. Bu kalelere gölge düşürmek isteyenler, çocukların ve gençlerin dünyasındaki güven ve huzur kavramına zarar verip yaralamak istemişlerdir. Devletimiz gerekli tüm somut adımları atmış ve gerekli çalışmaları yapmaktadır. Diğer yandan bu yaraların bir an önce sarılabilmesi için öğretmenlerimizin ve ebeveynlerimizin dikkat etmesi gereken bazı noktalar vardır. Bu noktaları şöyle sıralayabiliriz:
Çocuklar, dünyayı ebeveynlerinin gözlerinden okurlar. Dolayısıyla Sizin kaygınız, onların korkusuna yakıt olur. Bu yüzden yoğun duygulanım yaşanırken çocuklarınızın yanınızda olmaması büyük önem arz etmektedir.
Öğretmenler ve ebeveynler olumsuz durumları tekrar tekrar çocukların bulunduğu ortamdan konuşmaktan vazgeçmeleri çok önemlidir. Tekrarlanan bilgiler çocuğun zihnindeki olumsuz olayı facialaştırmasına neden olmaktadır.
Olaylarla ilgili görüntü paylaşımları, bilgi kirliliğini çocuklarının zihnini hedef almaktadır. Her bilgi çocukla paylaşılmaz. Çocuğun zihni belirsizliği kabul etmez. Bu bağlamda çok fazla ayrıntı vermek yerine merak ediyorsa çocuğunuza genel hatlarıyla bilgi aktarımı yapmak sağlıklı olacaktır. Haberleri sizden duyması korkusunu ve kaygısını azaltacaktır.
Çocuğun duygularına izin vermek bu aşamada kıymetlidir. Korkma ya da üzülme demek çocuğun duygularını görmezden gelmek anlamına anlamı taşır. Bunun yerine çocuğunuzun duygularının anlaşıldığını ve onaylandığını ona hissettirin.
Sınıflar ve okullar sadece ders anlatılan yerler değil aynı zaman da duygusal sığınaklar, güvenli limanlar ve paylaşım yapılan mekânlardır. Yaşanan acı olaylar ve travmalar sonrası rutinlere dönebilmek, hayatı tekrar yakalayabilmek en iyi ilaçtır. Bu çocuğa her şey kontrol altında mesajı da verir ve çocuğun kaygısı/korkusu büyük oranda yönetilebilir seviyeye geriler.
Bizleri derinden sarsan bu acı olaylar sonrası çocuklarımızı ve onları çepe-çevre saran duyguların doğru yönetilmesi çok kıymetlidir.
Bu bağlamda öğrencilerini korumak için kendini siper ederek hayatını kaybeden Ayla Öğretmenimize ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet ailelerine ve tüm eğitim camiasına baş sağlığı diliyorum. Yaralılarımıza da geçmiş olsun dualarımı gönderiyorum.