İletişim, duygu, düşünce, bilgi ve becerilerin sözlü, yazılı veya beden diliyle aktarılmasıdır.
Sağlıklı iletişim, mutlu ve sürdürülebilir bir ilişkinin temel taşıdır. Bu da duygu, düşünce, bilgi ve becerilerin karşılıklı güven, saygı, sevgi çerçevesinde aktarma ve etkin dinleme ile oluşur.
Toplumun temel yapı taşı olan birey, iletişimi ilk olarak ailede öğrenir.
Kutsal bir müessese olan, kanunlarla korunan aile bir kadın ve bir erkekten oluşur. Ailenin akıbetini eşler arasındaki iletişim belirler.
Eşler arası sağlıklı bir iletişim, sağlıklı, varlıklı, huzurlu, mutlu ve uzun ömürlü bir evliliğin olması demektir. Sağlıklı bir iletişim yoksa eşler mutsuz olur. Bu mutsuzluk eşlerle kalmaz ailedeki herkesi hatta çevreyi bile rahatsız eder.
Çok önceleri kaldığımız bir evin bir alt katında kalan sekiz çocuklu bir aile vardı. O evden zamanlı zamansız hemen hemen her gün yetişkin bir kadının ya bağırma ya ağlama ya da çığlık sesleri geliyordu. Anlaşamıyorlardı. Ayrı olmamıza rağmen bizleri ne çok rahatsız ettiklerini saatlerce anlatsam bitmez, varın aile içindeki bireyleri siz düşünün.
Eşler arasındaki sağlıksız iletişimin örnekleriyle neredeyse karşılaşmadığımız gün yoktur.
Geçenlerde tahlil sonuçlarını öğrenmek için doktor kapısında sıra beklerken kırk-kırk beş yaşlarında bir kadın selam vererek hemen yanımdaki banka oturdu. Üst başından, oturuşundan tam bir hanımefendi olduğunu görebiliyordu insan. Az sonra bana, “Geçmiş olsun.” dedi. “Size de geçmiş olsun.” dememle kadının telefonu çaldı. Kadın telefonun öbür ucundakine “Koridorun sonunda.” deyip telefonu kapatmasıyla karşımızda bir adam belirdi, “Burası koridorun sonu mu? Burası koridorun sonu mu? Sana soruyorum! Bir türlü kaldığın yeri tarif etmeyi öğrenemedin gitti!” deyip kadını azarlamaya devam edince ben de “Gerçekten kaldığımız yer koridorun sonu mu?” diye kendi kendime sordum, koridorun sonuna baktım. “Evet, neredeyse koridorun sonu,” diye kendime cevap verirken adama da “Burası koridorun sonu olmuyor mu?” diye sorup ters ters baktım elimde olmadan. Adam uzaklaşarak gözden kaybolurken kadın, “Aha her zaman böyle. Onunla bir yere gitmek istemiyorum. Benimle doktora her geldiğinde ya kapıcıyla ya oradaki bir personelle ya da doktorla tartışır. Böyle de olunca işlerim hep ters gidiyor. Ne yapacağım bu adamın elinden valla ben de bilmiyorum???” dedi.
Yine bir gün, başka bir şehirde, hastanede bir işlem yaptırmak için sıra beklerken bir çift geldi, kadın yanıma-bank üç kişilikti- oturdu. Kadının eşi de bankın kolçağına oturmaya çalışırken kadın eşine yer açmak için bana doğru geldi. Ben de biraz daha öteye çekilerek yer açtım. Bu hareketim kadının hoşuna gitmiş olmalı ki kadın, kocasına, “Sen de gel otur,” dedi tebessüm ederek. Adam asık bir suratla “Saçmalama! Oranın üç kişilik yer olduğunu görmüyor musun! Niçin insanları rahatsız ediyorsun!” diye kadını onca insanın önünde azarladı. Kadın bir mahcubiyetle etrafa baktı. Buna benzer nice örneklerle karşılaşıyoruz. Bu tür davranışlar hem eşini hem de kendini değersizleştirmektir. Eşler arasındaki güveni, saygıyı, sevgiyi yitirmektir. Birlikte çözüm üreten eşler mutlu olur, birbirlerinin kusurlarını arayan değil, birbirlerine destek olanlar mutlu olur. Bu tür davranışların yolu mutsuzluğa çıkar.
“Mutlu bir aile hayatı, dünyada kavuşulmuş cennetten başka bir şey değildir.” demiş George Bernard Shaw
İletişim sorunu sadece erkeklerde değil kadınlarda da aynı. Çevreyi gözlemlediğimizde neredeyse toplumun her kesiminde yukarıda verilen örneklere benzer durumlarla karşılaşabiliyoruz.
Eşler arasındaki sağlıksız iletişim hem eşlerin hem ailenin hem de bulundukları toplumun huzurunu kaçırmaya yol açmaktadır. Oysa sağlıklı iletişim güvendir, saygıdır, sevgidir, empati kurmadır, sorunların çözülmesidir, sağlıklı nesillerin yetiştirilmesidir, sağlıklı toplumdur.
Eşler arasında sağlıklı iletişimin olabilmesi için evlilik öncesi ilgili kurumlar eğitim vererek çiftlerde farkındalık yaratılarak sağlanabilir.
Unutulmamalı yaşamın her alanında sağlıklı iletişimin çok önemli yeri vardır.
Herkes için sağlıklı iletişimler diliyorum.