Hakikat arayışında; Olayları, olguları, eşyayı, nesneyi, evreni ve içindekileri analiz ederken; Kavli ve Kevni ayetlerin ışığı altında birlikte düşünerek ele almak gerekmektedir. Kavli ayetler, Allah’ın(cc) peygamberlerine gönderdiği ayetler iken, Kevni ayetler ise Kâinattaki, varlık dünyasındaki yaratılan her şey demektir. Zira kâinattaki her bir öge bir ayettir. Örneğin; güneş ayettir, yıldızlar ayettir, ay ayettir, yer ve gök ile içindeki her bir varlık birer ayettir. Dolayısıyla varlık dünyasında ele alınan her bir öge, birer Kevni ayettir. Bu varlıkları inceleyen her bir bilim dalı da birer ayettir. Varlık dünyasındaki her bir varlığı inceleyen bilim dalları demek olan Kevni ayetler ile Peygamberlere gönderilen Vahiy demek olan Kavli ayetler arasında bir çelişki göremezsiniz. Eğer görürsek, kendimizi çek etmeliyiz. Bizde bir hata var demektir. Zira ikisinin de kaynağı aynıdır.
Üstad Bediüzzaman, “Vicdanın ziyası (ışığı) ulum-u diniyedir (Dini ilimlerdir). Aklın nuru, fünun-u medeniyedir( Medeniyet Fenleri). İkisinin imtizaciyle (birleşmesiyle) hakikat tecelli eder. O iki cenah (kanat) ile talebenin himmeti (yardımı) pervaz eder. İftirak ettikleri(ayrıldıkları) vakit birincisinde taassup, ikincisinde hile ve şüphe tevellüd eder (doğar).”diyerek fen bilimleri ile dini bilimlerin birlikte ele alınarak hakikatin ortaya çıkması sağlanmış olur. Bu hakikat, toplumsal ilişkilerdeki “iyiliğin” dalga-dalga yayılmasını sağlayacaktır.
Ali Osman Öncel, “Bilimsel bir Perspektifle İyilik: P Dalgasından Kolektif Reflekslere Afet Bilimi Yaklaşımı” adlı makalesinde şunları söyler: “Bilimsel bilgi, yalnızca teknik doğrulukla değil; aynı zamanda toplumsal fayda üretme kapasitesiyle değerlendirilmelidir. Afetler gibi yüksek belirsizlik içeren durumlarda, bilimsel bilginin “etik sorumluluk” ile bütünleşmesi, toplumsal güvenin inşasında kritik bir rol oynar. Bu bağlamda “iyilik” kavramı, pozitif psikoloji ve afet sosyolojisi literatüründe “prososyal davranış” olarak tanımlanır. “Prososyal davranışlar”; bireylerin başkalarının yararına gönüllü olarak yardım etme, destek sunma ve empati kurma eylemlerini içerir. Afet sonrası bu tür davranışlar, “kolektif refleks” leri tetikleyerek toplumsal dayanışmayı güçlendirir.
Bilim, yalnızca doğayı anlamaya yönelik entelektüel bir çaba değil; aynı zamanda insanlığın ortak iyiliğini gözeten etik bir sorumluluk alanıdır. Bilimsel bilgi, salgın hastalıkların önlenmesinden iklim krizinin anlaşılmasına, afet risklerinin azaltılmasından sosyal eşitsizliklerin görünür kılınmasına kadar pek çok alanda toplumsal fayda üretmiştir. Bu bağlamda “iyilik”, bilimsel bilginin teknik bir çıktı olmanın ötesinde; insan hayatını koruma, musibetleri önleme ve kolektif yaşamı destekleme amacıyla kullanılmasıdır. Bilimin “etik boyutu”, özellikle kriz anlarında daha belirgin hale gelir; çünkü bu tür anlarda bilgi, yalnızca açıklayıcı değil, aynı zamanda dönüştürücü bir güçtür. “Toplumsal iyilik”, bilimsel bilginin adil, erişilebilir ve anlamlı biçimde paylaşılmasıyla mümkün olur.
“İyilik dalgası” metaforu, afet sonrası ortaya çıkan prososyal davranışların yayılımını simgeleyen bir sosyal refleks modeli olarak ele alınmaktadır. Tıpkı P dalgalarının sismik olaylarda erken uyarı işlevi görmesi gibi, toplumsal dayanışma da kriz anlarında hızla yayılan bir kolektif tepki biçimidir.”
6 Şubat Kahraman Maraş “Asrın Felaketi” örneğinde olduğu gibi, halkımızın İslami duyarlılığı, STK larımızın kollektif refleksleri, sosyal dayanışma, empatik yaklaşımlar, adeta P dalgalarının sismik olaylarda erken uyarı işlevi gibi, “iyilik dalgası” ülkenin bütün sathında kendini gösterdi.
“Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” kutlu sözün gereği olarak, zor durumda olan, sıkıntı çeken mağdurlara, masumlara, muhtaçlara el uzatmak, onlarla hemhal olmak, hem dert olmak temel görevimiz olmuştur, olacaktır.
Bilimsel bilgi, hem toplumsal faydaya dönüşmeli hem de sorumluluk bilincimizi güçlendirerek diri tutulmalıdır.
O halde şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: “P dalgası, yalnızca fiziksel bir titreşim değil; bilimsel sorumluluğu, kollektif vicdani ve toplumsal dayanışmayı tetikleyen etik bir çağrıdır. Zamanla yarışan iyilik, dalgaya dönüşür.”
“P”” dalgası, yalnızca fiziksel bir titreşim dönüşür.”