“İyilik insanı Allah’a yaklaştıran en güzel yoldur. İçtenlikle yapılan her iyilik kalbi temizler, ruhu yüceltir ve toplumu güzelleştirir.”
İyilik, fıtrattır. İyilik, adalettir. İyilik, merhamettir. İyilik, nezakettir. İyilik, nezahettir. İyilik, insanı
İyilik kavramı, öyle bir kavramdır ki; hiç kimsenin bu kavrama itirazı olmaz. Zira fıtrata ayarlı, ruh dünyamıza uyumlu ve cezbedici yönüyle öne çıkan bir karakteristik özelliğe sahiptir.
Burhan İşliyen, “İyilik İyidir” adlı makalesinde şu analizi yapar:
“İyilik, etimolojik ve kavramsal olarak Allah’ın rızasına ulaştıran her türlü güzel davranışı; karşılık beklemeksizin yapılan yardım, lütuf ve ihsanı ifade eder. Bu bağlamda iyilik, insanın fıtratında var olan merhamet duygusunun dış dünyaya yansıması niteliğindedir. Kur’ân-ı Kerîm’de iyilik kavramının çeşitli vesilelerle vurgulanması, onun müminin hayatındaki merkezî konumuna işaret etmektedir. Çünkü iyilik, yaratılıştan insana bahşedilen mânevî bir nur ve ahlâkî bir değerdir. İslâm dini de özü itibarıyla selamet, güzellik ve iyilik ilkeleri üzerine inşa edilmiştir. Bu nedenle Müslüman birey, hem Rabbi ile ilişkilerinde hem insanlarla etkileşimlerinde hem de tüm varlıkla olan temaslarında iyiliği öncelemek ve topluma yaymakla sorumludur.
İyilik, toplumun temelini oluşturan ailede başlar. Aile, insanın ilk değerleri öğrendiği, merhameti ve sorumluluk duygusunu tanıdığı en önemli eğitim yuvasıdır. Bu nedenle aile, iyiliğin hem yaşandığı hem de kuşaklara aktarıldığı bir merkezdir. Anne babanın şefkati, kardeşlerin dayanışması ve ailedeki sevgi dili, çocukların karakterini şekillendirir ve toplumsal huzurun ilk adımını oluşturur.”
Aile, insanlık için ilk mekteptir. Bu mektepte babalar dayanak; anneler sığınak ve çocuklar meyvedir. Bu meyvenin acıya dönüşmemesi için anne ve babaların yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekmektedir. Unutmayalım ki, 0-6 yaş grubundaki çocukların şahsiyet ve karakterlerinin % 75’i bu evrede şekillenir. Dolayısıyla bu evredeki çocuklara anne ve babaların ihtimam göstermesi, tutum, tavır ve davranışlarıyla rol-model olmaları hayati derecede önemlidir.
Çocuklarımıza yapacağımız en büyük iyilik, davranışlarımızla örnek olmaktır. Zira çocukların aklı gözündedir, gördüğüne inanır ve somut düşünür.
Rabbimiz, yüce kitabımız Kur’an-i Kerimde hayatımızı iyilik üzerine inşa etmemiz gerektiğini şu şekilde açıklar:
“Allah yolunda harcama yapın; kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin, kuşkusuz Allah iyilik edenleri sever” (el-Bakara 2/195).
“İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel davranışla sav; o zaman aranızda düşmanlık bulunan kimsenin sıcak bir dost oluverdiğini görürsün” (Fussilet 41/34).
İyilik bu güzelliğiyle; düşmanlıkları, kırgınlıkları sona erdirerek, dostlukları çoğaltarak dayanışmayı en üst seviyeye çıkarmayı sağlar.
Allah, iyiliğe karşılık olarak bizlere şu büyük müjdeyi vermektedir:
“Kim iyilikle gelirse ona getirdiğinin on katı vardır…” (el-En‘âm 6/160).
Ve yine: “Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu görür” (ez-Zilzâl 99/7-8).
Bütün bu ilahi mesajlar, iyiliğin müminin hayatındaki yerini, önemini ortaya koyduğu gibi bireyin ruh dünyasını da güzelleştirir. İyilik, aynı zamanda toplumsal huzurun ve adaletin de mihenk taşı hükmünde bir değere sahip olduğunu uygulamada ortaya koymaktadır.
‘’Çocuklarımızın ayağına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdir ya da biçmediklerimizdir’’ sorumluluğuyla ve Pozitif yaklaşımlı bir iletişimle yaklaşmamız gerektiği açıktır. Bu görev ve sorumluluk bilinciyle çocuklarımızla ilgilenmemiz, iyiliği kuşanmamız, iyilikle hemhal olmamız ve iyiliği yaymamız; iyiliğin kökleşmesine, hayatta görünür duruma gelmesine vesile olacağı muhakkaktır.