“İletişim, bireylerin iyilik olgusunu etkileyen çok boyutlu niteliğe sahip olup, iletişim ve iyilik insanın yaratılışından beri var olan kavramlardır.”
İnsanın yaratılış serüveni, sözle-kelamla yani iletişimle başlamıştır. İletişim, insanlar arasındaki ilişkiyi kuran, sağlamlaştıran ve güçlendiren en önemli faktördür. Hiç kuşkusuz iletişim kurarken sağlam temeller üzerine bir dil kullanmalıyız. Zira “sözümüz dilimizi, dilimizin de aklımızı taçlandırdığını” unutmayalım. Sözlerimiz; ilime, bilgiye, hikmete, irfana ve tasavvura dayalı olmalı ki, iletişim olumlu ve tesirli olsun. İletişim olumlu ve tesirli olduğu oranda, iyilik de yaygınlık kazanır.
Mehmet Görmez; “Bizler toprağa bile yumuşak basmakla emr olunmuşuz. İnsanların kalbine doğru ve yumuşak, güzel bir sözle dokunmalıyız. Söz ile estetiği yakalamalıyız ki, davranışlarımız estetik olsun. Söz; hem niyetlerin, hem amellerin tercümanıdır. Güzel söz, güzel davranışın eseridir. Bir insana değer vermek yerine değerini bilmek, kıymetini bilmek esas olmalı. Bütün kolaylıklar, zorluklar tarlasında ekili birer tohumdur” diyerek, söz güzelliğinin önemini veciz bir şekilde ifade etmiştir.
İletişimde bilgi, hikmet, irfan ve tasavvur tabanlı bir yaklaşımla toplumsal sorunlara çözüm aranmalıdır. Hiç kuşkusuz bütün bunlar, “Âlemin özü” demek olan insan eliyle olur. Bu öz, sağlam, tahrif ve tahrip olmamış, bozulmamış bir öz ise, insanlığın selameti ve huzuru bu güzel insanların ortaya koyacağı tutum ve tavırla gerçekleşmiş olur.
Hazreti Lokman çocuğuna; “Yürüyüşünde dengeli ol ve sesini yükseltme. Unutma ki, seslerin en çirkini (sesi yükseldikçe çirkinleşen) eşeğin sesidir” der. Bizler Hazreti Lokman’ın evladı gibi o hitabın muhataplarıyız.
Sesini yükseltenler, tepeden bakma anlayışına sahip oldukları için, buyurgan ve tahakkümcüdürler. Sesini yükseltenler, o sesten medet umarlar. Sözün gücü sesin yüksekliğinde değil, hikmetle donanmış yumuşak sestedir
“Yanlış üslup, doğru sözün celladıdır” der Sadi Şirazi. Üslubumuz her zaman içten, samimi, özenli, akıcı, nazik, narin ve ince olmalı.
Abulhamit Avşar, İyilik ve iletişim konusunda şu analizi yapar:
“İletişim öz olarak, birden fazla kişi arasında gerçekleştirilen bir ileti aktarımıdır. Duygu, düşünceler ve söz başta olmak üzere çeşitli simge türü işaretlerle veya günümüzde gösterge bilimsel içerik olarak adlandırılan iletişim yöntemleriyle iletilmek istenen kişi ya da kişilere gönderilir. Dolayısıyla iletişimin gerçekleşebilmesi için kaynağa ve kaynağın mesajını göndereceği hedefe ihtiyaç vardır. Bu anlamda, kitle iletişim araçlarının ortaya çıkışı ile araçlı/medyalı iletişimden daha çok söz edilmeye başlanmış olsa da özne yine insandır ve iletişim, insanlar arasında gerçekleşen bir ileti alışverişidir. Bu yönüyle iletişim, insanlık tarihinin en önemli, en kadim ve değerini hiç kaybetmemiş bir olgusudur; doğru bir ifadeyle, yaratılışıyla birlikte ortaya çıkmış insanın temel vasıflarından biridir.
İletişim ve iyilik kavramları insanın yaratılışından beri var olan kavramlardır. İnsan, iletişim yoluyla kendi varlığını idrak etmiş, mesajının en güçlü şekilde hedefine ulaşması için çaba içinde olmuştur. İyilik de insanın yaratılış amaçlarından biri olarak önüne konmuş; tarih, iyilik ve kötülük arasındaki mücadelelerin sahnesi olmuştur. İletişim ise iyiliğin de kötülüğün de aracı olabilmiştir.”
Gazali; “Bilgi; hüküm ve hikmet sahibi olanın elinde nurdur, hikmetten yoksun olanların elinde nardır.” diyerek bilginin, toplumsal ilişkilerdeki yönlendirmelerdeki çift yönlü oluşuna dikkat çekmiştir.
Bilgi; ehliyetli, sorumluluk sahibi insanların eliyle; iyiliğin yeşermesine, güzelliklerin kökleşmesine, neslin ıslahına, arzın imarına, varlık dünyasının ihyasına, geleceğimizin inşasına, toplumun aydınlanmasına, yükselmesine vesile olabileceği gibi; ehil olmayan, hikmetten ve irfandan yoksun insanların eliyle kötülüklerin yayılmasına, neslin ifsadına, toplumun tefessüh etmesine, geleceğin karanlıklara gömülmesine, olumsuzlukların artmasına neden olur.
Dil ve iletişim olumlu kişilerin elinde, iyiliğin yaygınlık kazanmasını sağlarken, olumsuz kişilerin elinde kötülüğün artmasını sağlar.