?>

DÜŞÜNMEK ÜZERİNE

Prof. Dr. Şemsettin Dursun

10 saat önce

“Düşünmek, bir yolculuğa çıkmaktır.” Çıkacağımız yolu tetkik etmek, araştırmak ve tahkik etmek durumundayız. Ona göre bir azık hazırlamak, aklımızla, kalbimizle, duygularımızla, hayal gücümüz ve irademizle yola revan olmak gerekmektedir. Anlamak, kavramak, algılamak ve anlamlandırmak için yola koyulmalıyız.
Düşünce dünyamızın merkezinde varlığımıza, varoluşumuza dair sorularımız olmalı. Varlık dünyasını ve kendimizi sorgulamak durumundayız. Varlığımızı sorgulamak, nereden gelip nereye gideceğimizi, görev ve sorumluluklarımızı öğrenmek durumundayız. İnsanı diğer varlıklardan ayıran, imtiyazlı kılan şey nedir? Soruları, sorgulayıcı bir mantıkla ele almak, incelemek ve araştırmak gerekmektedir. Varlık âlemindeki yerimizi, görevimizi ve misyonumuzu bilmek, insan olmamızın gereğidir.
Soran, soruşturan, sorgulayan, inceleyen, tetkik eden ve tahkik eden bir anlayışla düşünce dünyamızı güçlendirmeliyiz. “Sorgulanmamış hayat, yaşanmaya değer değildir. Sorgulanmış, hesabı verilmiş ve sağlaması yapılmış hayat, iyi bir hayattır.” Böylesi bir hayat, anlamlı bir hayattır.
Medeniyet tasavvurumuzda, “Kendini bilen Rabbini bilir ya da Kendini bulan Rabbini bulur” ifadeleri çok anlamlıdır. Zira “İnsanın kendini bulması, yeryüzü serüveninin en önemli zaferi ve ganimetidir.” Bu zafer ve ganimetten daha büyüğü düşünülemez. Zira bu ganimet ve zafer, anlamsızlık dünyasından, anlamlı dünyaya kanatlanmak ve yaratıcının yaratılış formatına uygun bir hayatı inşa etmektir.
“İnsanın en büyük kaybı anlam kaybıdır. Varlığının, varoluşunun anlamını, hikmetini yitirmesidir.” Varlığımız ve hayatımız, anlamsız değildir. Aksine, “İnsan âlemin özüdür, özetidir” diyor Sadi şirazi ve Kur’an, İnsanı eşrefi Mahlûkat yani yaratılmış varlıkların en şereflisi, en onurlusu ve en değerlisi olarak tanımlar. İnsanın kendisini bu çerçevede ve bu değerde tanıması ve bilmesi, varlık dünyasındaki konumunu, varlığının ve varoluşunun ne kadar kıymetli olduğunu anlamasını sağlayacaktır.

“Düşünmek, yerimizi yurdumuzu bulmak için ayağa kalkmaktır.”

Bizler iki dünyalıyız. Laisizm bir dünyalıdır. Onların dünyası geçici, sonlu ve sınırlıdır. Onların ufku da bu dünya kadardır. Müslüman iki dünyalıdır. İki dünyası olanın ufku da iki dünya kadardır. Yaşadığımız bu dünya, bizleri ebedi olan ahiret hayatına hazırlar. Yaşadığımız bu dünya, ebedi hayatın tarlasıdır. Burada ne ekersek, ebedi hayatta onu biçeriz. Asıl vatanımız, yerimiz ve yurdumuz, Ebedi hayatın yaşanacağı yer olan Ahiret hayatıdır. “İnsanın özü, mutlak ve sonsuz olanla irtibatlıdır. Geldiği yer de, döneceği yer de orasıdır. Düşünmek bize bu yolculuğun merhalelerini, duraklarını ve işaret levhalarını gösterir. Sonlu ve fani olmayan şeyler üzerinde düşünmek bizi ölümsüzlük yurduna komşu yapar. Düşünmek, sonsuz olanı sonlu olanın içinde anlama çabasıdır.”
“Düşünmek, bize bir istikamet kazandırır. Tahayyül tefekkürü besler. Düşünce, hayal gücünü sağlam bir zemine oturtur.” İstikametimiz doğru olmalı ki, varmak istediğimiz hedefe doğru varalım. İstikametteki bir derecelik sapma, varmak istediğimiz hedefe yüzlerce kilometre uzağa düşürür. Onun için “Sırat-ı Müstakim” Üzere yola çıkmak, sapmadan doğru yolda yürümek, tefefekkür, tezekkür ve taakkul çerçevesinde düşünce dünyamızı zenginleştirmek oldukça önemlidir. “Tahayyül tefekkürü besler” dedik. Hayali olmayanın geleceği olmaz. Hayal, tefekkür dünyamızı zenginleştirir. Bütün Bilimsel çalışmaların ve icatların temelinde hayal vardır. Hayal, zihinsel fonksiyonlarımızı geliştirir ve dinamik kılar
Düşünce, sağlam bir zemine oturmalı dedik. Zemini sağlam olmayan bir binanın, küçük çaplı bir depremde yıkılması nasıl mukadder ise, zemini sağlam olmayan bir düşüncenin sahibini doğru bir istikamete yönlendirmesi ve hedefine ulaştırması mümkün değildir. Düşünce zeminini oluşturan; sahih gerçeklik ve doğru bilgidir.  İhsan Fazlıoğlu, “Nasıl ki, ibadetin sahih olabilmesi için temizlik/taharet zorunlu ise, bilginin de sahih olabilmesi için aklın temiz/tahir olması gerekir. Aklın tahareti ise, ahlaktır.” diyerek akıl-ahlak arasındaki güçlü ilişkiyi ortaya koymaktadır. Aklımızı ahlakla yoğurmalı, söylemlerimizle eylemlerimiz/davranışlarımız, teorik dünyamızla pratik dünyamız örtüşmeli ki, çevremize rol model olalım. Zira rol model insana çokça ihtiyaç vardır.
YAZARIN DİĞER YAZILARI